Heartbleed Bug ve SSL şifreleme teknolojisi

İnternet ortamında kişisel bilgilerin sızdırılmasına yönelik yeni bir açık daha bulundu. Heartbleed Bug adı verilen bu yeni tehdit, internet üzerinde alınan ve gönderilen bilgilerin korunmasını sağlayan SSL şifreleme teknolojisini etkileyen bir problem. SSL şifrelemesi çoğunlukla online alışveriş yaparken veya bir siteye hassas bilgiler girerken uygulanıyor. Bu işlem sırasında bilgileri girdiğiniz ekranda ve internet tarayıcısının adres çubuğunda bir kilit sembolü beliriyor. Heartbleed güvenlik açığı bu kilit sembolünün bulunduğu ekrana girilen bilgilerin ve internet trafiğinin kötü amaçlı kişiler tarafından çözülmesini sağlıyor. Heartbleed güvenlik açığı OpenSSL şifreleme teknolojisinin korunmasız versiyonlarında ortaya çıkıyor.

Teknik olarak bir yazılım hatası

Trend Micro uzmanlarının belirttiğine göre hata, OpenSSL 1.0.1’deki SSLTLS protokollerinin OpenSSL 1.0.1f versiyonu üzerinden uygulanması sırasında ortaya çıkıyor. Trend Micro uzmanları bunun teknik olarak bir yazılım hatası olduğunu vurguluyorlar. Birçok organizasyon web sitelerinde OpenSSL ile işlem yapıyor. Tred Micro uzmanları 2012 Mart ayında yayınlanan bu OpenSSL versiyonunu kullanan bütün organizasyonların bu güvenlik açığından etkilenmiş olabileceğini belirtiyor. Aynı zamanda mobil platformlar üzerindeki veri alış verişini de etkileyen bu güvenlik açığı Trend Micro Deep Security tarafından fark edilebiliyor. Trend Micro’dan yapılan açıklamada Deep Security kullanıcılarının şifrelerinin güvende olduğu belirtildi.

Heartbleed’in bir diğer özelliği ise güvenlik açığının kullanıcıların cihazları üzerinde gerçekleşmemesi. Bu güvenlik açığı kullanıcıların girdikleri site üzerinde gerçekleştiği için kullanıcıların doğrudan yapabileceği bir müdahale mümkün olmuyor. Güvenlik tedbirlerini almak site yöneticilerinin sorumluluğuna kalıyor. Buna rağmen kullanıcılar bazı küçük önlemlerle Heartbleed saldırılarına doğrudan hedef olmaktan sakınabilirler.

Trend Micro, kullanıcılara şu tavsiyelerde bulunuyor:

• Tüm sistemlerinizde güvenlik yazılımlarının güncel olduğundan emin olun.
• Online hesaplarınız ve finansal hesaplarınızdaki her türlü şüpheli durumu gözlemleyin.
• Şifrenizi değiştirmenizi tavsiye eden sitelerde hemen şifrenizi değiştirin.

ulusalkanal.com.tr

İNTERNET içinde yayınlandı | Tagged

Gazi Mustafa Kemal Atatürk – Laiklik tanımı

“Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Bütün yurttaşların vicdan, ibadet ve din hürriyeti demektir.”

Mustafa Kemal Atatürk, POLİTİKA içinde yayınlandı | Tagged

Einstein – Çılgınlık tanımı

“bir hareketi tekrar tekrar, her seferinde öncekilerden farklı sonuç almayı umarak, ısrarla yapmaya devam etmek”

PSİKOLOJİ içinde yayınlandı | Tagged

SONER YALÇIN – ULUSALCILIK

ulusalcılık; sanayileşme sonucu burjuvazinin/kapitalizmin tarih sahnesinde yer almasıyla ortaya çıktı.

Bu bir devrimdi…

Ticaretin, feodal mülkiyet karşısındaki zaferiydi.

Aydınlanmanın-modernleşmenin, dogmatizme karşı zaferiydi.

Millet’in, bölgecilik karşısındaki zaferiydi.

Birey’in, ümmet karşısındaki zaferiydi.

Rekabetin, lonca karşısındaki zaferiydi.

Ve…

Bu ulusal devrimin amacı; ülke sınırları içindeki halklara bağımsızlıklarını vermek değil; eşitlik, özgürlük, kardeşlik temelinde tüm halkları; tek bir dil, tek bir bayrak, tek bir devlet, tek bir gümrük altında, tek bir pazar aracılığıyla yani ortak bir kültürde toparlamaktı.

POLİTİKA içinde yayınlandı | Tagged

Dr.Haydar Dümen – ID – EGO – SÜPER EGO

Psikolojik açıdan her insanın içinde bir paralel devlet vardır.

Bu iki etkin güçten biri ID öteki süper ego’dur. ID: İçinde yaşadığı kişiye daha keyifli, daha rahat yaşayıp zevk ilkelerin doyumunda rol alan bir yapımızdır, sıkıntı ve özveriyi sevmez.

SÜPER EGO: İnsanlığın sosyalleşmiş yapısını oluşturur. Orada kazanılmış erdem değerleri, hak, hukuk, özveri vb. yer almıştır. Kişiyi bu yönde denetler, onun üzerinde bir kontrol mekanizması oluşturur.

Bu iki gücün dengesini sağklayan bir de EGO’muz vardır. Türkçesi BEN anlamına gelir. Toplumdaki yerimizi o belirler, iyi kötü ayırım ve dengelerinde hem fazla zedelemeden, hem de süper egoyu küstürüp arsızlaştırmadan aracı rol oynar. Bu düzen yaşamımıza kimlik yapımız olarak yansır, yani bizim ruhumuzun resmidir.

İşin garibi ID de, süper ego da kişiyi yönlendirirlerken, ondan yana enerji harcarlar. ID doğuştan vardır. Süper ego toplum değerleri olduğundan, 6 yaşları dolaylarında yapılanmaya başlar, giderek yerine oturur. Bu iki güç uzun yıllar içinde bile, hala birbirlerine çalım atıp mücadele ederler.

Ego bu savaşın hakemidir. ID ve Süper ego da sahiplerine hizmet ederlerde kişiye doğru yolu gösteren güç egomuzdur, yani ben ya da benlik duygusu. Bu nedenle ego hep ara bulucu rolündedir. Ne var ki, onun da gücü sınırlıdır. Kimi zaman ID’in, kimi zaman Süper ego’nun dedikleri olur. Arada bir oran paylaşmaları da görülür. Sağlam ve güçlü bir ego insan denilen gemiye, yani varlığa su almadan okyanusları aşırtır. Denge kurulmamışsa insan bundan mutlaka zarar görür.

Örnekleyelim; bir bahçe kenarından geçiyorsunuz. Bahçe duvarından sarkan elma ağaçının dallarında kırmızı elmayı görünce, ID harekete geçer: “Kopar birini ye” komutunu verir. Süper ego devrededir. “O elmanın sahibi var, senin koparmaya hakkın yok, bu hırsızlığa girer ve suçtur” diyerek tavrını koyar. Bunlar kişinin bilinci yani iradesinin dışında geçen çatışmalardır. İşte tam bu aşamada ego devreye girer. ID’den yana çıkarsa kişi elmayı koparır. Süper ego’dan yana tavır koyarsa, kişi elmayı koparmadan oradan geçer gider.

Ancak ego dengeyi kuramamışsa, kişi ID’in isteği doğrultusunda elmayı koparmaya uzandığında, buna izin vermeyen süper ego harakete geçer. Bu iç çatışmalar sırasında elmayı koparmaya niyetlenen kişinin ayağı birşeye takılır ve düşer.

Bu durumda her iki gücün de istedikleri olmuştur. Elmayı yiyemediği halde idin baskısı biter. Süper ego’nun da dediği oldu… Bu çok basit gibi anlatılan olaylar dizisi bilimsel olarak kabul edilmiş ID, EGO ve SÜPER EGO mekanizmaları, günlük yaşamımızda, tarihsel süreçte her zaman yer almıştır.

Elmayı koparan koparır, koparmayan geçer gider de şu ayağın taşa takılma ya da sürçme ne anlama geliyor? Bu EGO’nun dengeyi sağlayamamasından kaynaklanıyor. Bu dengeyi sağlama mekanizmasının toplumdaki ilk akla gelen kavramı hukuktur. Her konuda hukuk görevini tam yapamıyor, dengeler kuruluyorsa, kişilerin ve toplumların ayakları mutlaka taşa takılır.

Bu tür takılmaları tarihte çok görüyoruz. Yaşamı boyunca 40 milyon insanın ölümüne sebep olan Cengiz han ya da 50 milyon kişinin ölümünde rol oynayan, Hitlerin amacı ve yaptıklarının yorumu, işte böyle etkinlikten kaynaklanmış nice canlar verilmiştir. Politikada bu tür sürçmeler ise, ayaklara taşlar değil, dağlar takılır.

Revizyon dergisi “Paralel Devlet” Mart 2014

PSİKOLOJİ içinde yayınlandı | Tagged

ikrar(tasavvuf) ne demektir…

Yola çıkarken “yürek heybenizi” omzunuza alın.
Bir gözünüzde “ikrar”, bir gözünüzde, “asalet” olsun!

Pir Sultan Abdal

ikrar(tasavvuf): “tarikata girmek için verilen söz”

tasavvufta ikrar, “tarikata girmek için verilen söz” anlamında kullanılır.
Tarikata girişte, şeyhe, gerekli şartlara uyacağına dair söz vermektir.
Bektaşi olmak isteyen isteklinin dileğini açıklaması, isteğini bir aracıya tarikat yetkilisine ulaştırmasıdır.
Bektaşi olmak isteyen talip, önce bir rehber bulur; tarikata girmek için gerekli genel işlemleri ondan öğrenir.
Rehber durumu tekkenin en büyük yöneticisi olan babaya bildirir ve yola alınmasını uygun olduğunu söyler.
İstekli, bir süre denenir uygun bulunması durumunda kendisini yetiştirmekle görevli kişilerden nasip alır.
Sonra rehber öncülük ettiği talibe tekke kurallarına uygun olarak tarikat abdesti aldırır.
Ardından iki rekat namaz kılınır. bu işlemlere talibin beyaz kefene sarılması izler.
Kefene sarılan talip bir bakıma ölmüştür ve yeni bir inanç dünyasında yeniden dirilecektir.
Beyaz kefen içindeki talibe “erenler maydanında pir huzurunda mürşidine teslim-i rıza da oldun mu? yalan söyleme, haram yeme, livata ve zina etme, elinle koymadığın bir şeyi alma, gözünle her gördüğünü söyleme.
Allah, Muhammed, Ali Hünkar Hacı Bektaş Veli ikrarında sahip eyleyi hû… telkinin ardından tığbendi boynuna takılan talip meydana alınır.
Şeriat kapısı, tarikat kapısı, marifet kapısı ve hakikat kapısını temsil eden erenlere tek tek selam verilir ve her selam verişte bir adım ilerlenir.
Böylece dört kapıdan girmiş kabul olunur.

FELSEFE içinde yayınlandı | Tagged

AHİLİK – CEM ARICA

AHLAKİ PRENSİPLER
Ahilerin en önemli farklılığı çalışma hayatını düzenlerken diğer taraftan her bir çalışanını ahlaki yönden insan-ı kâmil sıfatına yükseltme çabalarıydı.İnsan-ı kâmil kelime anlamı olarak olgun insan demektir. Ahilerde olgun insan maddi ve manevi dünyasını tanzim etmiş yaşamını düzene koymuş kişidir. Bu noktadan hareket eden Ahiler örgütlerine üye olacak kişileri eğitimden geçirmek suretiyle hayata hazırlama görevini üstlenmişlerdi. Bu amaçlarını iki farklı eğitim usulü ve yolu ile gerçekleştirmişlerdir.

a-) Meslek içi Eğitim
Mesleğe yeni girecek olan her çocuktan öncelikle usta sorumludur.
Usta çırağına mesleğinin inceliklerini öğretirken, en temel amacı onun mesleği sevmesini sağlamaktır. Ayrıca;
-Bireye kendini tanıma yolunu göstermek
-İyi ahlaklı insan olarak yetiştirmek ( 740 adet görgü kuralı vardır )
-Her insanın iyi bir doğa ile yaratıldığı düşünülür, çocuğun bu doğasını koruması amaçlanır
-Bireydeki gizli yeteneklerin ortaya çıkarılıp, yeteneklerine yön verilir

-Eğitim belli bir noktada tamamlanmaz, ömür boyu süren bir faaliyettir
-Eğitim Ahilik ilkelerini kabul eden herkese açık ve ücretsizdir.

b-) Toplum içi Eğitim
Terbiye ocağı niteliği ağır basan zaviyelerde ( Aynı zamanda konaklama yeriydi ve ücretsiz konuk ağırlanan yerlerdi ) okuma-yazma öğretilmesinin yanı sıra dini ve bilimsel bilgiler, Türkçe ve Arapça dersleri, güzel yazma ve musiki dersleri verilirdi. Eğitim kitaplara dayandırılmak yerine sohbet şeklinde verilmesi tercih edilmiştir.

Yaren sohbetleri adı verilen toplantılarda müzik ve yazılı edebiyat ürünleri hem genç Ahilerle hem de halkla paylaşılmış bu şekilde halk kitlelerinin eğitimine de aracı olmuşlardır.
Ahi teşkilatı içinde olanlar kurallara aykırı eylemleri gerçekleştirirlerse Ahilikten çıkarılır, ustalık beratları ellerinde alınırdı.(Yolsuz denirdi)
Ahiler için topluma ve ihtiyaç duyanlara hizmet vermek de bir ahlak anlayışıdır, bu anlayışla kurulmuş sayısız Ahi Vakfı günümüze dek hizmet vermiştir; Evlenecek yaşa gelmiş, kimsesiz veya yoksul kızların evlilik ihtiyaç ve masraflarını karşılayan Çeyiz Vakfı, kışın yaşlı ve çocukların buzda kayıp düşmelerini engellemek için yollara kül dökülmesini ve saçak buzlarının kırılmasını sağlayan Kül Vakfı, kimsesiz ve yoksul kimseleri bedelsiz muayene ve tedavi eden, ilaç ihtiyaçlarını karşılayan Guraba Hastaneleri, evleri yanan veya başka şekilde evsiz kalan insanlara barınacak yer temin edilinceye kadar barındırmak için hazırda boş bekletilen evler yapan Harik-Zegedan Vakfı bunlardan sadece birkaçıdır.

4-) İNANÇ FELSEFELERİ
Ahi birliklerinin yukarıda sayılan özellikleri dışında inanç dünyaları da günümüzün inanç dünyasını aydınlatacak derecede insani ve birleştiricidir. Din ayrımı gözetilmez, kadın-erkek ayrımı yapılmaz ( Bacıyan-ı Rum dünyanın ilk kadın esnaf teşkilatıdır 13. Yüzyıl ), zengin-fakir ikilemi yaratılmaz, kişinin kişiye üstünlüğü yok kabul edilirdi. İnsan olmak için emeği ile para kazanmak makbul sayılmış, kimseye muhtaç olmamak, topluma yararlı olmak hayat gayesi olmuştur.
Yaptıkları meslekleri de önemsemişlerdir. Her mesleğin bir piri olduğuna ve seçtikleri piri de inanç önderlerinden seçmişlerdir. Örnek olarak;

MESLEK MESLEĞİN PİRİ
Tüccar Hz. Muhammed
Seyyah Hz. İsa
Çoban Hz. Musa
Marangoz Hz. Nuh
Dülger Hz. İbrahim
Terzi Hz. İdris
Debbağ Ahi Evran
Berber Selman-ı Farisi
Saatçi Hz. Yusuf

Pirlerini bu şekilde seçmeleri bile Ahiliğin ayrım gözetmediklerini insanlık medeniyetinin tüm öğelerini felsefelerinde taşıdıklarının kanıtıdır. Ahiliğin sırrı derin düşünce de diğer bir deyişle batıni olmalarındandır. Anadolu Tasavvufu onlarında ışığı olmuştur. Bir de Anadolu tasavvufunun insanlık medeniyetinin tüm bilgeleri ve erenlerinin, çabalarının ve eserlerinin toplamı olduğunu görebilirsek kurulan bu yolun mükemmeliyetini daha çok idrak edebiliriz. Bizlere düşen görev bu yolu tekrar açmak ve tarihimizden gelen bu yapıya hayatiyet kazandırmaktır. Onların felsefeleri akıl üzerine kurulmuştu. Bilim ve ahlak onların sırrıydı. Bu açıdan bile bırakalım günümüzü, geleceğimize ışık tutmaktadırlar.

Denizli Babadağ Çarşısında asılı olan levhada yazan kelimeler bunun kanıtıdır;

İnsanları ayırma ha !
Hepsine adil ver hakkın.
Hayırlıdan ayrılma ha !
Her şeyin gerçeğini söyle.
Etrafına dostluk saç ha !
Eser kalır, sen gidersin.
İyi belle unutma ha !
Önce hizmet, sonra sensin.

Eşrefoğlu al haberi
Bahçe bizde gül bizdedir
Biz de Mevla’nın kuluyuz
Yetmiş iki dil bizdedir

Erlik midir eri yormak
Irak yoldan haber sormak
Cennetteki akan ırmak
Coşkun akan sel bizdedir

Adem vardır cisme semiz
Abdest alır olmaz temiz
Hakk’ı dehleylemek nemiz
Bilcümle vebal bizdedir

Arı vardır uçup gezer
Teni tenden seçip gezer
Canan bizden kaçıp gezer
Arı biziz bal bizdedir

Kimi sofi kimi hacı
Cümlemiz Hakk’a duacı
Resul’ü Ekrem’in tacı
Aba hırka şal bizdedir

Biz erenler gerçeğiyiz
Has bahçenin çiçeğiyiz
Hacı Bektaş köçeğiyiz
Edep erkan yol bizdedir

Kuldur Hasan Dedem kuldur
Manayı söyleyen dildir
Elif Hakk’a doğru yoldur
Cim ararsan dal bizdedir

http://www.kapalicarsitarihi.com/index.php

KÜLTÜR-GELENEK-GÖRENEK içinde yayınlandı | Tagged