DİNLERİN GELİŞİMİ

aa dinlerin gelişimi

DİN içinde yayınlandı | Tagged

Yanlış bildiğimiz atasözü ve deyimlere örnekler

1. “Güzele bakmak sevaptır” değil, “Güzel bakmak sevaptır” biçimindedir.
2. “Azimle sıçan duvarı deler” değil, “Azimli sıçan duvarı deler” bçimindedir.
3. “Göz var nizam var” değil, “Göz var izan var.” biçimindedir. (izan: anlayış, anlama yeteneği. nizam: düzen, kural)
4. “Eşek hoşaftan ne anlar” değil, “Eşek hoş laftan ne anlar” biçimindedir.
5. “Aptala malum olurmuş” değil, “Abdala malum olurmuş” biçimindedir. (aptal: alık. abdal: derviş)
6. “Kısa kes aydın havası olsun” değil, “Kısa kes aydın abası olsun” biçimindedir. (aba bir giysidir ve Aydın efesinin abası kısa ve dizleri açıktır.)
7. “Su uyur düşman uyumaz” değil, “Sü uyur düşman uyumaz” biçmindedir. (sü: asker)
8. “Saatler olsun” değil, “Sıhhatler olsun” biçimindedir. (sıhhat: sağlık)
9. “Su küçüğün söz büyüğün” değil, “Sus küçüğün söz büyüğün” biçimindedir.
10. “Elinin körü” değil, “ölünün kûru” biçimindedir. (kûr: mezar, gömüt)
11. “Sıfırı tüketmek” dğeil, “zafiri tuketmek” biçimindedir. (zafir: soluk)
12. “Eni konu” değil, “önü sonu” biçimindedir.

TÜRKÇEMİZ - DİL içinde yayınlandı | Tagged

ATTİLA İLHAN – ŞİİR ANLAYIŞI

EDEBİYAT içinde yayınlandı | Tagged

Ebced/cifir NE DEMEKTİR ?

Arapça her bir harfe verilen sayıya göre, gelecek zamana dair haber verme/bir gayp öğrenme faaliyeti…

TÜRKÇEMİZ - DİL içinde yayınlandı | Tagged

FAZIL SAY : MOZART MÜZİĞİ HAKKINDA …

Fazıl Say, “Mozart’ın müziği paralel bir evren gibidir. Gülüp dans ettiğimiz bu mutluluk anlarında çalgı çaldığımızı unuturuz. Mozart’ın müziği yüzyıllardır bize hep insanların özgün ve olumlu yanlarını hatırlatır.” diyor ve ekliyor, “Eserlerindeki sevinç dolu anlatım nereden gelir? Onlar zafer öyküleridir aslında: İnsan sevgisinin, eşitliğin, özgürlüğün zaferini anlatan dipdiri öyküler.” Fazıl Say’a göre, Mozart bir “öykücü”dür zaten ve Mozart yorumu “bir öyküyü keşfetmek, fanteziyi canlandırabilmektir.”

MÜZİK içinde yayınlandı | Tagged

Kırım Tatarca sözlüğü

Kırım Tatarca (Qırımtatar tili), Türk dillerine ait olan Kıpçak-Oğuz karışık bir dildir. Geçmişte Osmanlı Devleti’yle yakın ilişkiler İstanbul ve Anadolu Türkçeleri sözcüklerinin Kırım Tatarca’ya alınmasını sağlamıştır. Rus yönetimi altında ise kimi Rusça sözcükler de dahil olmuştur.

Kırım Tatarca üç ana ağızlardan ibaret:

Güney veya Yalıboyu ağzı (Oğuz grubundadır, Anadolu Türkçesine çok benzer)
Orta veya Orta yolak ağzı (Kıpçak-Kuman grubundadır, ancak Oğuz Türkçesi’nin etkisi de büyüktür)
Kuzey veya Çöl ağzı (Kıpçak-Nogay grubundadır, tamamen Kıpçak özellikleri içerir)
Kırım Tatar edebî dilinin esası – Orta ağızdır. İşbu sözlükte edebî sözcüklerinden başka ağız sözcükleri de mevcut. Onlar aşağıdaki listede parantezde yazılan özel harfle işaretlenmiştir: (G) – Güney ağzı, (K) – Kuzey ağzı, (O) – Orta ağzıdır.

Bugünkü Kırım Tatar elifbasında Türkçe karakterlerinden başka daha Ñ ve Q harfleri kullanılmaktadır. Dikkat: Kırım Tatar elifbasında Î, Û, W, X karakterleri yoktur. Kırım Tatar alfabesine göre kalın ünlü olan hecelerde K yerine Q, G yerine Ğ yazılır. (Kırım Tatarca okunuşta/söyleyişte Türkçedeki Ğ yoktur, G okunur/söylenir). Sözlükteki tüm sözcükler modern Kırım Tatarca imlâ kurallarına uygun olarak yazılmıştır.

A

abay (K) : nine, ihtiyar kadın
abaylamaq : farkına varmak, idrak etmek
abdıramaq : şaşırmak, afallamak, sersemlemek
abiy (K) : ağabey
accı : acı
acınıqlı : üzücü
aççı (K) : acı
açımaq (K) : mayalanmak
açıtmaq (K) : hamuru mayalamak
açlıq : açlık
açmaq : açmak
açuv : öfke
açuvlanmaq : öfkelenmek
ad : ad, isim
ada : ada
adam : insan
adaşmaq : şaşırmak, yanılmak
afta : hafta
ağa : ağabey
ağaç : odun, tahta; ağaç
agent : ajan
agentlik : ajans
ağıl (K) : ağıl
ağır : ağır
ağırı : ağrı
ağırmaq : hastalanmak
ağlamaq : ağlamak
ağlavuq : kolay ağlayan
ahıl : ağıl
ahırı : en sonunda
aile : aile
akay : Erkek
aketmek (K) : götürmek
akis : aksi
ala : hala
alaşa : tay
alcımaq : delirmek, aklını kaybetmek
aldı : önü
aleket : karmaşa, karışıklık
alıp ketmek: götürmek
allegim (K) : kendini beğenmiş, müşkülpesent
alma : elma
alşaymaq : uzanıp yatmak
altı : altı
aman : hemen
amanlıq : iyilik, sağlık
amayıl : muska
amel : ishal
ana : anne
anahtar : anahtar
anav (K) : o, işte
anavğa (K) : şuna, ona
anavı : o
anavlar (K)
añğıç : saman taşıma aracı
anniy (K) : anne
apaqay : kadın, karı
apbaşıq : bembeyaz
apis : hapis
apte : abla
aq : ak, beyaz; hak
aqay : erkek, koca
aqça : para
aqiqat : hakikat
aqiqiy : hakikî
aqırı (K) : en sonunda
aqqında : hakkında
aqquş : kuğu
aqşam : akşam
aqsüyek : akşamları oynanan bir tür çocuk oyunu
aram : haram
aran : inek ahırı
arçımaq (K) : kabuğunu soymak
areket : hareket
aret : arkadaş
arif : harf
arış : at arabası oku
arpa : arpa
arqalanmaq : başkalarının yardımına güvenmek
arqa : geri, sırt, zor durumda yardım eden kimse
arqan : urgan
arslan : aslan
art : arka
artqaç : fazlalık
aruv bolmaq (K) : iyileşmek, barışmak
aruv (K) : iyi
asaba : doğmuş, mirasçı, sevgili
asıramaq : bakmak, ağırlamak
ast : alt
aş bolsın (K) : afiyet olsun
aş olsun : afiyet olsun
aş : yemek
aşamaq : yemek yemek
aşatmaq : yedirmek
aşaytlıq : yiyecek
aşhane : aşhane, mutfak
aşıq : aşık kemiği, küçükbaş hayvanların aşık kemiği ile oynanan çocuk oyunu
aşıqmaq : acele etmek
aşpit : obur, pisboğaz
aşqana (K) : aşhane, mutfak
aşşa (K) : aşağı
at : at
ataman : erkek hindi
ateş : ateş
ava : hava
avdarmaq : devirmek
avlaq : uzak
avlaqtan : uzaktan
avtobus : otobüs
avtomat : otomat
avtomatik : otomatik
avtomobil : otomobil
avuldamaq : havlamak, gürültülü konuşmak
avunlamaq : yerde yuvarlanmak, hayvanların kaşınmak amacıyla yerde sırtüstü yuvarlanması
avur (K, O) : ağır
avurmaq (K) : hastalanmak
avuştırmaq : taşımak, yer değiştirmek
avuz (K, O) : ağız
ay carıqta penerlik (K) : çocukların sabahleyin burnunun akması
ay : ay
ayaq : ayak
ayat : hayat; evin girişteki büyük odası, salon
aydamaq : sürmek
ayınmaq : uyanmak, farkına varmak, idrak etmek
aylanmaq : dolanmak, dönmek
aylıq : aylık, maaş
ayneni : ninni
aysa : öyleyse
ayse : öyleyse
aytmaq : söylemek
ayuv : ayı
ayvan : hayvan
azaqay (K) : azıcık
azatlıq : özgürlük, azatlık
azbar : avlu
azçıq : azıcık, birazcık
azğana : az, yetersiz
azır : hazır

B

baar : ilkbahar
baba : baba
babay (K) : baba
babaytop (K): yumruk büyüklüğünde çaput top ve bununla oynanan oyun
bacaq : bacak
badiye : lazımlık
bağ : bağ, düğüm
bağça : bahçe
bağır : ciğer
bal : bal
bala : çocuk
balaban : büyük
bala-çağa : çoluk çocuk
balağa catmaq (K) : kuluçkaya yatmak
balağa yatmaq: kuluçkaya yatmak
balalıq : çocukluk
balaq : paça
balavuz : balmumu
balıq : balık
ballamaq : doğurmak (hayvanlar için)
balqurt : arı
balta : balta
bana (K) : demin, biraz önce
bank : kavanoz
baqa : kurbağa
baqalamaq : emeklemek
baqır : bakır
baqla : fasulye
baqlalı laqşa : erişte ve kuru fasulye ile yapılan bir tür çorba
baqmaq : bakmak
barlı (K) : zengin
barmaq : varmak, gitmek
baş : baş; ana, esas
başmaq : dişi inek
başqa : başka
bata (K) : yaşca küçük kardeş
bav (K, O) : bağ, düğüm
bavını tapmaq (K): yolunu bulmak
bavur (K, O) : ciğer
bay : zengin
bayğuş : beceriksiz, fakir
baylamaq (K, O) : bağlamak
bayquş : baykuş
bayraq : bayrak
baytal : dişi at
bebiy : bebek
bedava : bedava
beden : beden
begitmek (K): sağlamlaştırmak
belgilemek : belirlemek
bellemek : sanmak
berli : beri
bermek : vermek
beş : beş
bet : yüz, sayfa
beyaz : beyaz
bıltır : geçen yıl
biber : biber, karabiber
biday : buğday
bike (K) : hanım, kadın
biliş : düğün evine gelen misafirler
biñ : bin
bir talay : pek çok
bir : bir
bira : bira
biraz : biraz
bir özü : tek başına
biy : örümcek
boğça : bohça
boğday : buğday
bolat : çelik
bolmaq (K) : olmak
boqça (K) : bohça
boran : fırtına
boru : baca
bosağa : merdiven, eşik
bosıntay (K): bedava
boşıq (K) : köpek yavrusu
botqa : yemekli davet, pilav
boyna : sürekli, durmadan
boyuncaq : boncuk
boztorğay : serçe
böküy : öcü
bölen (G, O) : böyle
börü : kurt
böyle : böyle
bu yaq : bu taraf
bu : bu
buğa : boğa
bugün : bugün
bulay (K) : böyle
bulğamaq : karıştırmaq
buña : buna
burçaq : dolu
burunboq : sümük
buz : buz
buzav : buzağı
bük : aşık oyununda aşık kemiğinin yüzüstü hali
bükmek : eğmek
büklemek : katlamak
bürçe : pire
büyrek : böbrek

C

cabışmaq (K) : yapışmak
cabıştırma (K) : iki bisküi arasına lokum koyarak yapılan tatlı
caqmaq (K) : sürmek, yakmak
calamaq (K) : yalamak
calan (K) : yalan
calanğaç (K): çıplak, yalınayak
calaq (K) : yalak
calbarmaq (K) : yalvarmak
calbaş (K) : kır saçlı
caldamaq (K) : yüzmek
calınayaq (K) : yalınayak
calpaq (K) : yassı
calpay (K) : ayakları önüne toplayarak kalça üstüne oturma
caman (K) : kötü
camanlamaq (K) : kötülemek
camav (K) : yama
canay : yaramaz, kurnaz
cañı (K) : yeni
canmaq (K) : yanmak
cantaymaq (K) : kestirmek
cantıq (K) : fırında yapılan bir tür hamur yemeği
capalaq (K) : biçerdöverin sapları bıcaklara sıkıştırmayı sağlayan kısmı
capalaqtay (K) : lapa lapa
capıldaq (K) : yalın ayak
capırmaq (K) : kabuğunu sıyırmak
capma : duvar üstünde kurutularak yapılan bir tür tezek
capmaq (K) : kapatmak, örtmek
caq : yanak
cara (K) : yara
caraşmaq (K): yaraşmak
caravsız (K): yararsız
carğana (K) : yarasa
carıq (K) : aydınlık
carmaq (K) : yarmak, bölmek
cartı-curtu : yırtık pırtık, eskimiş
cartı : eski, eskimiş, yıpranmış
caş (K) : genç, delikanlı
caşırmaq (K): gizlemek, saklamak
catmaq (K) : yatmak
cavçı (K) : görücü
cavlıq (K) : mendil
cavmaq (K) : yağmak
cavun (K) : yağmur
cayav : yayan
cayav calanğaç (K) : tedbirsiz
cayılmaq : yayılmak
cayraq : dağınık
cayratmaq : dağıtmak
cayuv : kilim
caz (K) : yaz
cazma (K) : ayran
cekirmek : bağırmak
cekmek (K) : arabaya at koşmak
cel (K) : rüzgar, yel
celimçek (K): örümcek ağı, küf
cemiş (K) : yemiş
cenge (K) : yenge
cengil (K) : hafif
cengiy (K) : yenge
cenk : savaş
cenüp : güney
cer (K) : yer
cercumuran (K) : köstebek , tarla sincabı
cermay : petrol, neft
cetekleşmek : birlikte yanyana yürümek
cevez (K) : ceviz
ceviz : ceviz
cez : pirinç (maden)
cığılmaq (K): düşmek
cılamaq (K) : ağlamak
cılan (K) : yılan
cılavuq (K) : kolay ağlayan
cılğa (K) : dere, kuytu, aşağı
cılınmaq (K): ısınmak
cılışmaq (K): yürümek, çekilmek, yaklaşmak, yakınlaşmak
cılıtmaq (K): ısıtmak
cıllı (K) : sıcak
cıltıramaq (K) : parlamak
cımırta (K) : yumurta
cımşamaq (K): yumuşamak
cımşaq (K) : yumuşak
cınasır : kötü huylu
cıqmaq (K) : yıkmak
cır (K) : türkü, şarkı
cırcır : fermuar
cırılmaq (K): yırtılmak
cırıq : çizik
cırmaq : çizmek
cırtmaq (K) : yırtmak
cıyın : şölen
cıyıştırmaq: toplamak, düzeltmek
cıymaq : saklamak, ortadan kaldırmak, toplamak
cıynamaq (K): eğlenmek
cibermek (K): göndermek
cibimek : ıslanmak
cibitmek : ıslatmak
cigit (K) : yiğit
cip (K) : ip
ciyez : çeyiz
ciyimek (K) : kötü kokmak
ciyrenmek (K) : iğrenmek
coğrafiya : coğrafya
col (K) : yol
colaq (K) : çizgi
colaqlı (K) : çizgili
contmaq (K) : yontmak, başkasının parasını kumarda veya kandırarak almak
coqlamaq (K): yoklamak
corqan (K) : yorgan
coytmaq : kaybetmek
coytulmaq : kaybolmak
cönemek : yönelmek
culqmaq (K) : koparmak, yolmak
cumırtıq (K): yumruk
cuqa (K) : ince
cuqmaq (K) : sıvaşmak, karışmak
cuv (K) : yıka
cuvaş (K) : yumuşak huylu
cuvğıç (K) : bulaşık bezi
cuvmaq (K) : yıkamak
cuvunmaq (K): yıkanmak
cuvurmaq (K): koşmak
cuvurşmaq (K): koşuşturmaq
cügen (K) : at gemi
cürek (K) : yürek, kalp
cürmek (K) : yürümek
cürsetmek (K) : yürütmek
cütkermek (K) : öğürmek, aksırmak
cüyrük : yarış atı

Ç

çaç (K) : saç
çaçaq (K) : saçak
çağırmaq : çağırmak
çalaş : çadır
çalaşnı cıqmaq (K) : evliliği bozmak, dostluğu bozmak
çalbaş : kır saçlı
çalğı : müzik, müzik aleti
çalğıcı : müzisyen
çalqa : sırtüstü
çalmaq : müzik çalmak
çalt : çabuk, hızlı
çaltayaq : hızlı, süratli
çaltaymaq (K) : kaykılmak
çamır (K) : çamur
çamur : çamur
çanğımaq : tozamak
çapmaq : koşmak
çaqırmaq (K): çağırmak
çaqmaq : çakmak, koyunun yününe yapışmış pislik
çaqmaqlı : kirli
çatal : çatal
çay : çay
çaymaq : sulandırmak
çaynamaq : ağızda çiğnemek
çaynik : çaydanlık
çayqalamaq : çalkalamak
çayqamaq : su ile çalkalamak, su ile yıkamak
çeber : becerikli
çeçek (K, O) : çiçek
çeçmek (K) : çözmek
çegertki : çekirge
çek : kapı sürgüsü, kilit
çeke : şakak
çekesinden çıqmaq:rahatsız etmek, baymak
çekilmek : çekilmek, ilerlemek, yaklaşmak, yakınlaşmak
çeklemek : kilitlemek
çelik : çelik
çeltek : elek
çeltemek : elemek
çertmek : parmakla vurmak, ittirmek
çezmek : çözmek
çıbırmaq : damlamak , sızmak
çıçmaq : sıçmak
çıdam : sabır
çıdamsız : sabırsız
çıdav (K) : sabır
çıdavsız (K): sabırsız
çığaraq (K) : baca
çılapçı (K) : büyük leğen
çılqa (K) : cılk, olmamış, pişmemiş
çımtımaq : cimdiklemek
çıñ : düğünlerde türkü arasında söylenen mani, atışma
çıpalaq (K) : çıplak
çıplaq : çıplak, yalınayak
çıqış : çıkış
çıraq : mum, lamba, ışık
çıray : yüz
çırayını sıtmaq : yüzünü buruşturmak
çırbörek (K) : yağda kızartılan bir tür hamur yemeği, çiybörek
çırlama : Krep , yumurta ve unla yapılan bir yiyecek.
çibin : sinek
çiçek : çiçek
çipçe : civciv
çirkiy : sivrisinek
çoçqa : domuz
çomıç (K) : kepçe
çomuç : kepçe
çoñqaymaq : çömelmek , çökmek
çontaymaq (K) : çömelmek , çökmek
çontıq (K) : kısa, kısa paçalı
çontuq : kısa, kısa paçalı
çoq : çok
çoqaman (K) : kazma
çoqlaşmaq : çoğalmak
çoqmar : yumruk, balyoz
çoqumaq : gagalamak
çoqusı : çoğunlukla, genellikle
çot : keser
çoyun qazan: büyük döküm kazan
çoyun : dökme demir
çöküç : çekiç
çöl : bozkır, kır, istep; çöl, arazi
çuval : çuval
çüy : askı

D

dada (K) : abla
dağ : dağ
dam : inek ahırı; tat
damla (G) : damla
daqqa : dakika
dare : tef
darqatmaq : dağıtmak
davuş : ses
day : gibi
degil : değil
degirmen : değirmen
demir : demir
deñişiklik : değişiklik
deñiz : deniz
dep : diye, diyerek
deste : testi
dım : nem
dimağ : beyin
dımlı : nemli, ıslak
din : din
dişir : aşık oyununda aşık kemiğinin bozuk düşmesi hali
divar : duvar
doğmaq : doğmak
dögme : düğme
doğramaq : doğramak
doğurmaq : doğurmak
domalan : toprak altında yetişen bir tür mantar
domatis (G) : domates
domuz : domuz
don mayı : iç yağı
döngelek (K): çocukların yuvarlayarak oynadıkları çember
doquz : dokuz
dört : dört
dörtkül : dörtköşe, dörtköşeli
dost : dost
dostluq : dostluk
dua : dua
dudaq : dudak
dügül (O) : değil
dün (G) : dün
dünya : dünya
duşman : düşman
duvadaq : toy kuşu
düve : ergenleşmemiş dişi inek
düven : döğen
duvuldaq : aylak

E

eali : ahali, nüfus
eb : kolaylık
ebini tapmaq : kolayını bulmak
eç (K) : hiç
eçki : keçi
egeşmek (K) : tersini yapmak, denileni yapmamak
egev : eğe
egiz : ikiz
egik : eğik
egilmek : eğilmek
eglenmek : eğlenmek
egme : heybe
eken : imiş
eki : iki
ekme : heybe
ekşimek : ekşimek
ela (K) : hela
eleken (K) : leğen
elifbe : elifba
elva : helva
emçek : meme
emen (K) : hemen
endi : artık , imdi , şimdi
endiden soñ : bundan böyle
eniş : iniş
enqastan : özellikle, kasti olarak
entsiklopediya: ansiklopedi
ep : hep
episi : hepsi
erek : uzak
erik : erik
erinçek : tembel
erinmek : üşenmek
eriş : dikbaş
erişmek : inat etmek
erke : şımarık
erkek : erkek
erkelenmek : arkalanmak, başkasına güvenerek şımarmak
erte : erken
erte-carıq : erkenden
erten (K) : sabah
es : akıl, hafıza
eş : eş; (K) hiç
esap : hesap
esirekli : aceleci, panikleyen
esirik (K) : sarhoş, kendini kaybetmiş, çıldırmış kimse
esirmek (K) : sarhoş olmak, çıldırmak, kendini kaybetmek
eskemçek : kertenkele
eski : eski
eşitmek : işitmek
eşmek : karıştırmak, dağıtmak
et : et
ev : ev
evel : önce
evelkisi : önceki
evlenmek : evlenmek

F

faqat : fakat, ancak
farq : fark
farqlı : farklı
felç : felç
fenerlik : gemici feneri
ferik : ergenleşmemiş tavuk
ferişte : melek
fil : fil
fuqare : yoksul, fukare
furtuna : fırtına
furun : fırın

G

gece : gece
gemi : gemi
gıygıy : keman
gizlemek : gizlemek
gögercin : güvercin
göl : göl
gügüm : güğüm
gül : gül

Ğ

ğarp : batı
ğırnata : klarnet

H

halq : halk
hamır : hamur
hasta : hasta
hıdırlez : hıdrellez
horaz : horoz
hoşaf : hoşaf
hucur : tuhaf
hunü : huni

I

ırcanke : oynak, cilveli, şımarık hareketler yapan kişi
ırcanlamaq : cilve yapmak, şımarık hareketler yapmak
ırğaçı : dişi
ırğaq : kanca
ırğat : amele
ırımçıq (K) : küf
ıslamaq : ıslatmak; sıvamak
ıslav (K) : sıva
ıştan (K) : iç giyim, külot

İ

ibirsemek : rahatsız etmek, ayak altında dolanmak, şımarmak
iç : hiç; iç
içün : için
igrenmek : iğrenmek
ilez : dikbaşlı, inatçı
inatlamaq : tersini yapmak, denileni yapmamak
ince : ince
indemek : seslenmek, hatırlatmak, ikaz etmek
indemez : suskun, içe dönük
ine : iğne
insan : insan
iri : büyük
irimçik : peynir
irimek : erimek
isinmek : ısınmak
isitmek : ısıtmak
isse : hisse, pay, katkı
issi : sıcak
işanmaq : istek duymak, heves etmek
işker (K) : oda, içeri
it : köpek, it
iye : sahip, malik
iyik (K) : eğik
iyilmek (K) : eğilmek
iyne (K) : iğne
iza : kibrit kutusunda kibriti yakmak için sürtülen yüzey

K

kadâ : yaşca küçük kardeş
kaday (K) : arkadaş
kadi (K) : yenge
kâğıt : kâğıt
kâinat
kategoriya : kategori
kavuz
kebek (K) : kepek
keç : geç (vakit)
keçe (K) : gece
keday : halk şairi, ozan, şarkıcı
keler : kevgir
kelime : kelime, sözcük
kelin : gelin
kelinçek : yeni gelin
kelişmek : uymak
keliştirmek: uydurmak
kelmek : gelmek
kemik : kemik
kencapay : ailedeki en küçük çocuk
kence : yaşça en küçük çocuk
kengel : sakız elde edilen bir tür dikenli bitki
keniş : geniş
kepek : kepek
kerata : ayakkabı çekeceği; kerata, küçüklere sevgi ile söylenen bir sitem sözü
kerbiç (K) : kerpiç
kertme isim: yabani armut
kertme : yabani armut
kesek : parça, kerpiç büyüklüğünde toprak parçası
kesertki : kertenkele
kesquyruq (K): kertenkele
ketek : kümes
ket-kete : giderek, gittkçe, zaman geçtikçe
ketmek : gitmek
kevde : gövde
kever (K) : kevgir
kevgir : kevgir
kiçkene : küçük
kilitlemek : kilitlemek
kimge : kime
kiraz : kiraz
kirde : fırında yapılan bir tür hamur yemeği
kırgı
kirmek : girmek
kirsetmek : sokmak
kirt (K) : kilit
kirtlemek (K) : kilitlemek
kirtli iyne (K): çengelli iğne
kise : kese, cep
kitap : kitap
kiyev : damat
kiyik : yabani, çekingen
kiymek : giymek
kiysetmek : giydirmek
köbek : göbek
köbelek : kelebek
köbete : fırında yapılan arasında pirinç ve et bulunan bir tür hamur yemeği
köbisi (K) : çoğunlukla, genellikle
köbiymek (K): çoğalmak
köçmek : göçmek, yıkılmak
kögerçin (K): güvercin
kök : gök; mavi
kokokmiyav : baykuş, haykuş
kökrek (K) : göğüs
köküs : göğüs
kölderen (K): enine, boyuna
kölek : fanila
kölekse (K) : gömlek
kölmek : gömlek
kömür : kömür
köndelen : enine, boyuna
köp (K) : çok
köpek : köpek, it
köpür : köprü
körel : hindi
köstermek : göstermek
köteklemek : dövmek
kötermek : kaldırmak
krep : kadınların saçlarını toplamak için kullandıkları tülbentten yapılma baş örtüsü
kübü : yayık
küçelek : köpek yavrusu
küçenmek : yüklenmek, zorlamak
küf : küf
külgü (K, O) : gülüş
külkü : gülüş
külmek : gülmek
külümsemek : gülümsemek
kültöbe : çöplük
kümes : kümes
kümüş : gümüş; para birlemesinin (ruble, grivna, lira vs) halk adı
kün : gün
künbatar (K): batı
künbatı : batı
küncü : kıskanç
kündoğuş : doğu
kündük (K) : göbek deliği
kündüz : gündüz
künlemek : kıskanmak
künçi (K) : kıskanç
küntabaq : ay çekirdeği başağı
küntuvar (K): doğu
küpe : küpe
kürpe : bulgur
kürsü : sehpa, kürsü
kürsümek (K): beğenmemek
küydürmek : dibini yakmak
küye : is, kurum
küyük : yanık
küyümek : altını yakmak (yemek)
küz : sonbahar, güz
küzgü : ayna

L

lâğu : iptal
lâle : lale
laqşa : erişte
laqşalı paqla (K): erişte ve kuru fasulye ile yapılan bir tür çorba
şlapsu : leğen
loqsa : lohusa
luğat : sözlük

M

maal : dolay zaman
mağa (K): bana
mal : dolay zaman
malümat : bilgi
mana etmek : sebep saymak
maña : bana
mañlay : alın
maqale : makale, madde
maqıstan : yalancıktan, isteyerek
maqsat : amaç
maqtamaq : övmek
marama : kadınların namaz kılarken başlarına örttükleri beyaz örtü
maraz : hastalık, kuş gribi, tavuk felci
masa : masa
mata (K) : yaşca küçük kardeş
matüv : aptal, ahmak
mavı : mavi
may baylasın: afiyet olsun anlamında “yağ bağlasın”, yediklerin yağ olsun.
may (K): yağ
mayasıl : egzama
mayıs : mayıs; koyun pisliği
maymun : maymun
mazallı : iriyarı
mektep : okul
mektüp : mektup
melek : melek
melte : fitil
men : ben
meşerpe : maşrapa
metiy : varil, fıçı
mevsim : mevsim
mevzu : konu, mevzu
mezel : defa, kere, kez
mıh : çivi
mına : işte, işbu
mınav (K) : bu
mınavğa (K) : buna
mınavı : işbu
mınavlar : işte bular, (K) onlar
mında : burada
mınyaq (K) : bu taraf
mıq (K) : çivi
mıqıy : cimri
mırıq (K) : çamur
mışıq : dişi kedi
mıyıq : bıyık
mısqıl : alay, hiciv
mısqıllamaq : alay etmek
min : kusur, eksiklik
minmek : binmek
minsiz : kusursuz, eksiksiz
miy : beyin
miysiz : akılsız
mot : moda
moşaq (K) : boncuk
mögedek : üstü kapalı araba
muallim : öğretmen
muğaymaq : küsmek, bozulmak
muhtar : özerk; köy büyüğü
muqayt olmaq : dikkatli olmak
muratquş : baykuş
musafir : misafir
mustaqil : bağımsız
muvafaqiyet: başarı
muvafaqiyetli: başarılı
muvaqqat : geçici
muzakere : tartışma, müzakere
muzıka : müzik
müellif : yazar, müellif
münderice : içerik
müyüz : boynuz

N

nasıl : nasıl
nasılsıñ : nasılsın
nau (K): şu
nauga (K): şuna
ne yapasıñ : ne yapıyorsun
neday (K) : nasıl
nedaysıñ (K): nasılsın
negiz : temel, esas
neniy (K) : nine
nevbet : nöbet
nevbetçi : nöbetçi
nişliysiñ : ne yapıyorsun
nohut : nohut
nomera : numara
nufuz : nüfuz
nufuzlı : nüfuzlu
nüzül : felç, inme

O

o : o
oba : yüksek düzlük, yükselti
oca : öğretmen
ocaq : ateşin üstüne kazanı koymak için lullanılan üç ayaklı demir
oçaq (K) : ateşin üstüne kazanı koymak için lullanılan üç ayaklı demir
oda : oda, içeri
oğul : oğul
olay (K) : öyle
olmaq : olmak
omaqa turmaq: baş üstünde durmak, hamuda kalkmak
on : on
oñ : sağ (solun karşısı); bolluk
oña : ona
oñaytlamaq : doğrulamak; iki şeyi düzgünce biraraya getirmek, düzeltmek
oñ bey : düğünlerde erkek toplantısı başkan yardımcısı
onğarmaq : tamir etmek, bir işi yanlış yada eksik yapmak
oñmaq : bolluğa ve berekete kavuşmak
onuştan : onun için, o nedenle
oqalamaq : ovalamak
oqlav : oklava, merdane
oramaq : dolamak
oraq : orak, biçim zamanı
oraza : oruç; ramazan
orman : orman
orta : orta
ortaqlaşıp : birlikte, beraberce
osal : kötü
oşamaq : benzemek
osmaqlamaq : bir konuyu tekrarlamak
ot (K): ateş
oturaq : tabure
oturım : oturum
oymaq : yüksük
ozğarmaq : uğurlamak
ozmaq : geçerek uzaklaşmak

Ö

ögey : üvey
ögeyana : üvey anne; zehirli bir böcek
ögiy (K) : üvey
ögiyana (K) : üvey anne; zehirli bir böcek
ögüz : öküz
ögüzbörek : iri mantı
ökmek (K) : ekmek
öksürmek : öğürmek, aksırmak
ökürmek : böğürmek
ölçemek : ölçmek
ölen (G, O) : öyle
ölgen : ölmüş, ölen
ölmek : ölmek
ölüm : ölüm
ömür : ömür
öpke (K) : ciğer, pörsümüş meyva/sebze
öpkelenmek : pörsümek
örken : bitki sapı
örümçek : örümcek
öşek : dedikodu
öşeklemek : dedikodu yapmak
ösmek : büyümek
östürmek : büyütmek
ötkermek : düzenlemek
ötmek : ekmek
öyle : öyle
öz başına : kendi kendine
öz : kendi; asıl, esas
özek : meyve ve sebzelerin en iç kısmı
özen : nehir, akarsu
özü : kendisi
özüm : kendim
özüñ : kendin

P

paalı : pahalı
pala : bir çeşit kilim
palaşor : dağınık kimseler için söylenen bir sıfat
pamidor : domates
papıç (K) : pabuç, terlik
papiy : ördek
papuç : pabuç, terlik
paqıl (K) : kasti, nisbet yapma
paqla (K) : fasulye
para : para
parduş : Erkek kedi
parlamaq : parçalamak
parmaq : parmak
Pashalya : paskalya
patılcan : patlıcan
patta-satta: arada sırada
paytaht : başkent
peç : şömineye benzeyen duvarı ısınmada kullanılan soba
peçqa (K) : soba
pekitmek : sağlamlaştırmak
pencere : pencere
pener (K) : peynir
penerlik (K): gemici feneri
penir : peynir
pepiy : yavru hindi
perdalez : kocakarı soğuğu
perik (K) : ergenleşmemiş tavuk
peşkir : sofra bezi
peyğamber : peygamber
pıçaq : bıçak
pıçqı : testere
pırım (K) : fırın
pısmaq : gizlenmek, baskı/korku karşısında geri çekilmek
pıtaq : budak
pıtıraq : dikenli meyvaları olan bir tür diken
porta : avlunun iki kanatlı büyük giriş kapısı
puqare (K) : yoksul
püsür : pislik, leke, çöp
püsürlemek : bulaştırmak

Q

qa : hani
qaar : dert , üzüntü, tasa
qaarli : dertli, tasalı
qabaat : suç
qabaatlı : suçlu
qabaqbaş : aptal
qabınmaq (K): atıştırmak
qadalmaq : ayakta dikilmek, hareketsiz durmak
qadamaq : saplamak
qadın : kadın
qadiy (K) : nasıl
qadiysiñ (K): nasılsın
qalamaq : duvar örmek, sıvamak
qalaqay : fırında yapılan bir tür hamur yemeği
qalav : kerpiçten yüksek bahçe duvarı
qalay (K) : nasıl
qalın : kalın
qaltıramaq : titremek
qambıraymaq: eğilmek
qamğaq : deve dikeni
qamır (K) : hamur
qan : kan
qancıq : dişi köpek
qandalay : tahta kurusu
qandırmaq : aldatmak
qanfet : şekerleme
qanpet (K) : şekerleme
qapatmaq : kapatmak
qapınmaq : atıştırmak
qapısta : lahana
qaplan : kaplan
qapqan : fara kapanı
qaqra : gölgelik
qar : kar
qara : kara, siyah
qaraltı : evin etrafı, bir evin ve diğer eklentilerinin tamamı
qaramaq (K) : bakmak, aramak, himaye etmek
qaranğı : karanlık
qardaş : kardeş
qarğa : karga
qarğamaq : beddua etmek
qarılğaç : kırlangıç
qarnaq : çoban köpeklerini kurttan korumak için boynuna takılan sivri uçları olan tasma
qarşığa : karşı duvar
qart ağası : düğünlerde erkek toplantısının başkanı
qart : yaşlı, ihtiyar
qartal : kartal
qartan : un sandığı
qartana : büyükanne
qartanay (K): büyükanne
qartaymaq : ihtiyarlamak
qartbaba : büyükbaba, dede
qartbabay (K): büyükbaba, dede
qartiy : ihtiyar kadın
qartop : patates
qaşımaq : kaşımak
qaşınmaq : kaşınmak
qaşıqbörek : sulu mantı
qasnaq : yer sofrası altlığı
qaşqır : kurt, yırtıcı vahşi hayvan
qasta (K) : hasta
qatesiñ (K) : ne yapıyorsun
qatı (K) : yanı
qatıp qalmaq: dona kalmak
qatıq : yoğurt
qatnamaq : ziyaret etmek
qatnaşmaq : yakınlaşmak, sıkca bir arada olmak
qattı : katı, sert
qave : kahve
qaverenki : kahverengi
qaviy : sağlam, dayanıklı
qavus : tahıl başağının tane dışındaki kısmı; parantez
qaya : kaya
qayaqqa (K) : ne tarafa
qayd : kayıt
qayda : nerede, nereye
qaydan : nereden
qaydlı : kayıtlı
qayerde : nerede
qayerge : nereye
qayerden : nereden
qayıq : kayık
qayırmaq : bükmek
qaynana : dünür anne
qaynata : dünür baba
qaypa : yassı düz taş; kaypa ile oynanan bir tür çocuk oyunu
qayramaq : bilemek
qayraq : eğe, zımpara, bileme taşı
qayraqtaş : zımpara taşı
qaysı : hangi
qaytarmaq : geri döndürmek
qaytmaq : geri dönmek, geri gelmek, nemlenmek
qıbla : kıble, güney
qıçımaq (K) : kaşımak
qıçınmaq (K): kaşınmak
qıdırlez (K): hıdrellez
qıdırmaq : aramak; (K) misafirliğe gitmek
qılıq : huy, kişilik, karakter
qılıqsız : uyumsuz kimse
qılınmaq : şikayet etmek
qımırsqa (K): karınca
qır baqa : kurbağa
qıral : kral; akasya
qırallıq : krallık
qırav : kırağı
qırcıman : yeni evli erkek
qırğı : spatula
qırğıç : spatula
qırmısqa : karınca
qırmızı : kırmızı
qırşav : çocukların yuvarlayarak oynadıkları çember; tahta bidonun dağılmaması için etrafına geçirilen çelik çember
qırslamaq : çalmak, hırsızlık yapmak
qış : kış
qısqaayaq : kadın
qısqıs : çamaşır mandalı
qıta : kıta, anakara
qıyğaşa : bir tür yemek
qıyın : zor
qıyıq : çekingen, tülbentten yapılan başörtüsü
qıyır : ekmeğin kabuk kısmı, kenar
qıyış : eğri
qıyış qonğur: yamuk yumuk
qıyışmaq : yamulmak, küsmek
qıynamaq : zorlamak, eziyet etmek
qız qardaş : kız kardeş
qız : kız
qızıl : kızıl
qoçqar : koç
qodalaq : 2 tekerlekli büyükçe el arabası, kağnı
qol : kol
qolaş (K) : çeşitli şekillerde yapılan üzeri yumurtalı tatlı çörek
qolbez : peçete
qolçaq : eldiven
qomşu : komşu
qona : tahtadan yapılmış büyük yuvarlak sofra
qonaq : düğünlerde erkeklerin bir araya gelerek eğlendikleri toplantı
qonaqbay : toplantılarda hizmet eden ev sahibi veya yakınları
qontaq : akılsız, saçmalayan
qoñuz : hamam böceği
qoparmaq : koparmak
qopaymaq : mağrurlanmak
qopqa : kova
qopuq : kendini beğenmiş, gösteriş meraklısı
qoqla : kukla, bez bebek
qora : dış avlu
qoranta : aile; dede, anne, baba, anne, çocuklar ve torunlardan oluşan aile topluluğu
qoray : çalı, ot
qoraz (K) : horoz
qorqu : korku
qorquzmaq : korkutmak
qoşap (K) : hoşaf
qoşmaq : katmak, eklemek
qotaq (K) : erkeklik organı
qotur : yara kabuğu
qoy : koyun
qoyan : tavşan
qozğamaq : tahrik etmek, kurcalamak
qozlamaq : yumurtlamak
qozu : kuzu
qucur (K) : tuhaf
quda : görücü; dünür
qudaanay (K): dünür anne
qudababay (K): dünür baba
qudağıy : dünür
quday (K) : Allah
qulle : kule
qulunlamaq : yavrulamak – atlar için
qum : kum
quman : ibrik
qursaq : mide, karın
quş : kuş
qutu : kutu
quturmaq : kudurmak, sinirlenmek, aşırı hareketli olmak
quvanmaq : sevinmek
quvmaq : kovalamak, uzaklaştırmak
quymaq : dökmek

R

raat : rahat
resmiy : resmî

S

saat : saat
saba : sabah
sabiy : çocuk, sabi
sabun : sabun
saç : saç
saçaq : saçak
sağınmaq : özlemek
sağır : sağır
sağmaq : sağmak
saife : sayfa
saip : sahip
sala-sal etmek : arka akaya sallamak
saldırmaq : kondurmak, bina yapmak
salmaq : koymak
salqın : serin
saña : sana
sandıraqlamaq: sayıklamak
saniye : saniye
saq bolmaq (K): dikkatli olmak, uyanık olmak
saqal : sakal
saqal tübü : çene
saqav (K) : konuşma özürlü
saqt ol : dikkatli ol, uyanık ol
saqt olmaq : dikkatli olmak, uyanık olmak
sarburma : bir çeşit börek
sarı may (K): tereyağı
sarı yağ : tere yağı
sarıçeçek (K) : çiğdem
saruvını tüymek : karnını doyurmak
sasımaq : pis kokmak
sasıq : pis koku
satuv (K) : çeyiz
savmaq : (K) sağmak
savut : tas
saylamaq : seçmek
sebelemek (K): çiselemek
sedır : uzun koltuk, divan
sekirge (K) : çekirge
sekirmek : zıplamak
senek : dirgen
sepelemek : çiselemek
septe : bir ticarethaneden ilk olarak yapılan alışveriş, siftah
sernik : kibrit
sersem : salak
ses : ses
set : divan, sofa, sedir, üç-dört kişilik oturma koltuğu
sevgili : sevgili
sevmek : sevmek
seyir etmek: izlemek, seyretmek
seyyare : gezegen
sıçan : sıçan
sıcaq : sıcak
sıdırmaq : derisini yüzmek
sıfır : sıfır
sığır : inek
sılamaq : sıvamak
sılav : sıva
sıltamaq : işi başkasına yamamak
sımarlamaq : ısmarlamak, sipariş etmek
sındırmaq : kırmak (uzun bir şeyi kırmak)
sınmaq : kırılmak
sipirki : süpürge
sıpırmaq (K): süpürmek
sıpra (K) : sofra
sırğa : küpe
sirke : sirke
sırt : gövdenin arka tarafı; arka; kuzey
sıtmaq : kırmak, parçalamak
sıvalçan : solucan, kurt
sıyıqmaq : sığınmak
sıyır (K) : inek
sıylamaq : ağırlamak
sıylı : itibarlı
sıypamaq : okşamak, sıvazlamak, elle düzeltmek
sızıq : çizgi
sızmaq : çizmek
sızğırmaq : ıslık çalmak
sibirtki (K): süpürge
silekiy (K) : tükürük
sipirmek : süpürmek
sipti : ilk olarak
siya : siyah
siydik : sidik
siymek : işemek
siyrek sındıraq: seyrekçe
siyrek : seyrek
soba : soba
sofra : sofra
soğan : soğan
soğum (K) : kesilecek/kesilen hayvan
solaqay : solak
sol bey : düğünlerde erkek toplantısı başkan yardımcısı
sona : arı büyüklüğünde bir tür sinek
soqaq : sokak
soqur : kör
soramaq : sormak
sormaq : emmek
sorpa : yemeğin sulu kısmı, et suyu
soy : çeşit, kısım
soymaq : kesmek
sozmaq : elastik bir nesneyi uzatmak
sozulmaq : elastik bir nesnenin uzaması
sögünmek : küfür etmek
söz : kelime, sözcük
sual : soru
sulh : barış, sulh
suliva : kuru erik ve bununla yapılan tatlı
suv : su
suvağaç : omuza koyularak su taşımaya yarayan ağaç
suvaltmaq : boşaltmak
suvarmaq : sulamak, hayvana su vermek
suvbaqa : kurbağa
suvuq : soğuk
suvurmaq : emmek
süme : güve
sümürmek : sümkürmek
süngürmek (K): sümkürmek
süt : süt
süyek : kemik
süyem : karış
süygili (K) : sevgili
süymek (K) : sevmek
süyremek : sürmek, sürüklemek
süyreviç : yerdeki tahıl toz türü maddeleri yığmak için kullanılan tahtadan yapılma alet

Ş

şabışma (K) : yarışma
şağmaq : arı sokması, zehirli bir hayvanın ısırması
şamek : maymun
şana : kızak, el arabası
şandır : etin sinirli ve zarlı kısmı
şapmaq : atı hızlandırmak
şappaz : düğünlerde türkü arasında söylenen mani, atışma
şaptırmaq : uzağa işemek
şarap : şarap
şarpa : eşarp
şarq : doğu
şaşramaq : sıçramak, yüksekten düşen bir sıvının etrafa saçılması
şaşratmaq : sıçratmak
şay dep : böyle diyerek
şay : böyle, (K) çay
şaytantoy : hortum
şeer : şehir
şeftali : şeftali
şeke : şakak
şekesinden çıqmaq : rahatsız etmek
şeker : şeker
şeren : saman yığını
şıbaşmaq : bulaşmak , sıvaşmak
şıbın : sinek
şılqım : tutam
şımaşmaq : ağaca tırmanmak
şımışqa : ay çekirdeği
şıpırtqı (K): kamçı
şıplamaq : sonuna kadar doldurmak
şıq : aşık oyununda aşık kemiğinin sırtüstü hali
şırış : yapışkan mayi
şırkiy : sivrisinek
şırlama : krep, yumurta ve unla yapılan bir yiyecek
şışan : fare
şikar : önemli, kıymetli
şişek : kısır koyun
şolpu : kevgir
şongar : Kırımdan belli bir bölgeden olan kimse
şorap : çorap
şorba : çorba
şot : keser
şöl : tarla, çöl
şölen (G, O) : şöyle
şöyle : şöyle
ştan : iç giyim, külot
şulay (K) : şöyle
şuvultı : şamata, şırıltı
SİTKAN:Bardak

T

taaciplenmek: endişe etmek, meraklanmak, şüphe etmek
tabamadın dürsüldek : kışın evlerde oynanan bir tür çocuk oyunu
taban : taban, _e doğru
tabaqbörek : susuz yenen mantı
tabiat : tabiat, doğa
tabışmaq (K) : buluşmak
tabiiy : tabi ki, peki
tabmaq (K) : bulmak; doğurmak
taqan-tuqan: yarım yamalak
talamaq : köpek saldırması, köpek havlaması, böcek ısırması
talaşmaq : kapışmak, talan etmek, köpek dalaşması
talda : gölge
talip : aday, namzet
talmaq : yorulmak
talpınmaq : heveslenmek, istek duymak
talqan : öğütülmüş leblebi, mısır
talşı : aşık oyununda aşık kemiğinin yan hali
talyar : sehpa
tamaq : damak
tamçı : damla
tamır : damar, kök, köken
tamirlemek : tamir etmek
tamızmaq : damlatmak
tamşanmaq : imrenmek
tana : dana
tantanalı : görkemli, gösterişli
tañlay : damak
tap : henüz
tapmaca : bulmaca
tapmaq : bulmak; doğurmak
taptamaq : ezmek, bir şeyin üstüne basmak
taqır : boş, içinde eşya olmayan yer, kel
taqmaq : lakap
taqvim : takvim
taran baba kelyatır :çocukları korkutmak için söylenir
tarih : tarih
tarihiy : tarihsel
tartınğaç (K): çekingen
tartınmaq : çekinmek
tartıq : çekik
tartma : odanın karşılıklı iki duvarı arasında ve boydan boya uzanan, raf olarakta kullanılabilen kalas kiriş
taş : daş
tasdıq etmek: doğrulamak, onaylamak
taşlamaq : bırakmak, yere bırakmak
taşlanmaq : giysiyi çıkarmak
taşuv : saman arabası
tata : abla
tav (K, O) : dağ; aşık oyununda aşık kemiğinin yan hali, hayvanlarda besili olma hali
tavkel (K) : salak
tavlanmaq : semirmek, şişmanlamak
tavlı : besili
tavsımaq : gevşemek, hızı/gücü azalmak
tayaq : sopa
tayare : uçak
taymaq : kaymak
tazbaş : kel
tazirlemek : azarlamak
tebiv : tekme
tegenek (K) : diken
tegiz : düzgün
telbev : üzengi
teltigirçik (K): telden yapılan oyuncak araba
temeş : sahur
tenbel : tembel
tentek : akılsız, deli
tepki : kapı sürgüsü
tepmek : ayağıyla vurmak, tekme atmak
tepreç : baharda bir arada yapılan piknik
teran (K) : biraz
teranqay (K): birazcık
terançıq (K): birazcık
terek : ağaç
teren : derin
terme teşik: delik deşik
termen (K) : değirmen
termeteşik : delik deşik
tesadüfiy : rastlantısal, tesadüfî
teşik : delik
teşkermek : kontrol etmek, araştırmak, aktarmak
teşmek : delmek
testimal (K): havlu
tığırçıq : tekerlek
tığırmaq : yuvarlanmak
tığırtmaq : yuvarlamak
tığışmaq : doluşmak
tımav : nezle
tınçlıq : sükûnet, barış, sulh
tınış : soluk , nefes
tınıştabır : durmadan, sık
tınşımaq : nefes nefese kalmak
tıqmaq : sokmak
tırışmaq : özebmek, gayret etmek; inat etmek
tırmaşmaq : tırmanmak
tırnavuç : tırmık
tiken : diken
til : dil
tilki : tilki
tilmek : dilimlemek
tilsiz : konuşma özürlü; dilsiz
tiri : diri, canlı
tirkemek : arkasına eklemek, arkasına takmak
tirsek : dirsek
tiş : diş
tişlemek : ısırmak
tiymek : değmek, dokunmak
tiz : diz
toban : saman
tola : kerpiç
tolu : dolu olma, çok sayıda
tomalamaq : yuvarlanmak, düşmek
tomalaq : yuvarlak, top şeklinde
toñ : kürk, palto
tonmaq : üşümek
tonqaymaq : çömelmek,
top : top, yığın
toplaşuv : toplantı
toplulıq : topluluk
toqlu : bir yaşındaki kuzu
toqmaq : samanı ezmek için kullanılan betondan tekerlek, yumruk, balyoz
toqtamaq : durmak
toqur : kel
toquş : çamaşır yıkamak için kullanılan yassı tahta
toquz : düğünlerde damat evi tarafından, kız evi karşılayıcılarına takılan hediye
toraman : besili, sıhhatli
toramaq (K) : doğramak
torğay : serçe
tosun : ergenleşmemiş erkek inek
tot : pas
totay (K) : hanım
toy : düğün
toymaq : doymak
tozaq : öğütülmüş saman
tozmaq : eskimek
töbe (K) : tepe, bir şeyin üstü, dam
töbelemek (K) : dövmek
töbeleşmek (K) : dövüşmek
tökmek : dökmek
töpe : tepe, bir şeyin üstü, dam
töpelemek : dövmek
töpeleşmek : dövüşmek
tör : odanın kapısının karşısında kalan kısmı, başköşe
töşek : döşek, yatak
turmaq : kalkmak; durmak
tuvar : evil hayvanlar; (K) inek
tuvarçı (K) : sığırtmaç
tuvayatqan : doğmak üzere
tuvğan : doğmuş; akraba
tuvmaq (K) : doğmak
tuvul (K) : değil
tuvulmı (K) : değil mi
tuvurmaq (K): doğurmak
tuz : tuz
tük : tüy
tükürçik (K) : tükürük
tünevin : dün
tüp : dip, kök, alt, yakın
türlenmek : değişmek
türlü : çeşitli, farklı
türs : çocuklara taytay durdurmak için söylenir (türs ayuw türs)
türsildek : kıpır kıpır çocuk,türs türs yapan çocuk
tüş : rüya
tüşmek : düşmek; attan veya bir taşıttan inmek
tütemek : tütmek
tütün : tütün
tüverek : yuvarlak, yağda kızartılan harcı olmayan bir tür yemek
tüyme : düğme
tüymek : ezerek toz haline getirmek
tüyremek : iliştirmek
tüyreviç : broş
tüyürçik : düğüm
tüyüşmek : ipliğin birbirime karışması
tüzetmek : düzeltmek

U

uçaq : uçak
uçmaq : uçmak
ufaq : ufak
ufaq-tüfek : ufaktafek
ufatmaq : ufaltmak
ulqum : yağda kızartılan bir tür hamur yemeği
un : un
uquq : hukuk
urba : giysi
urçuq : kirmen, yün eirmek için kullanılan tahta alet
urtlam : yudum
uru : tahıl saklanan çukur
uruş (K) : savaş
uruşmaq : savaşmak
utançaq : çekingen
utanmaq : utanmak
uyalmaq (K) : utanmak
uyanmaq : uyanmak
uytquş : maya
uzuvşuv etmek : bir topluluğun karmaşa içinde yaptığı gürültü veya hareketler

Ü

üç : üç
ülken (K) : büyük
ürmek : havlamak
ürümek : havlamak
üy (K, O) : ev
üyken : büyük
üylenmek (K, O) : evlenmek
üymek : üst üste yığmak
üytmek : kumarda kazanmak, utmak
üzmek : koparmak

V

vaq (K) : ufak
vaqıt : vakit, zaman
vaq-tüyek (K): ufaktafek
vatmaq (K) : ufaltmak
vayımsız : rahat, kaygısız, vurdumduymaz
ve : ve
vira : sürekli, durmadan
vişne : vişne

Y

ya : ya, veya
yağ : yağ
yağmaq : yağmak
yağmur : yağmur
yahşı olmaq: iyileşmek, barışmak
yahşı : iyi
yalamaq : yalamak
yalan : yalan
yalanğaç : çıplak, yalınayak
yalaq : yalak
yaldamaq : yüzmek
yalınayaq : yalınayak
yalmaq(K) : utanmak
yalpaq : yassı
yalvarmaq : yalvarmak
yaman : kötü
yamanlamaq : kötülemek
yamav : yama
yanaq : yanak
yañı : yeni
yanmaq : yanmak, (K) uyanmak
yantaymaq : kestirmek
yantıq : fırında yapılan bir tür hamur yemeği
yapalaq : biçme makinasının tahılı bıçaklara yaslamak için dönen tahta kısmı
yapışmaq : yapışmak
yapmaq : yapmak
yaq : taraf, yön
yaqın : yakın
yaqmaq : yakmak
yara : yara
yaramay : kötü
yaramaz : kötü huylu
yararsız : yararsız
yaraşmaq : yaraşmak
yarın : yarın
yarıq : aydınlık
yarışma : yarışma
yarmaq : yarmak, bölmek
yasamaq : yapmak
yasman : tahtadan yapılmış yuvarlak kapalı su bidonu
yaş : genç, delikanlı
yaşırmaq : gizlemek
yataq : yatak
yatmaq : yatmak
yavluq : mendil
yavur yüzi (K) : paskalya
yaylı : fayton
yaz : yaz
yazma : ayran
yazmaq : yazmak
yedi : yedi
yekmek : arabaya at koşmak
yel : rüzgar, yel
yelpirdemek: rüzgarda sallanmak, dalgalanmak
yelqanat : yarasa
yemiş : yemiş
yenge : yenge
yengil : hafif
yer : yer
yeşil : yeşil
yıl : yıl
yılkı : at
yılan : yılan
yılğa : dere, kuytu
yılışmaq : yürümek, çekilmek, yaklaşmak, yakınlaşmak
yıltıramaq : parlamak
yımırta : yumurta
yımşamaq : yumuşamak
yımşaq : yumuşak
yıqılmaq : düşmek
yıqmaq : düşürmek
yır : türkü, şarkı
yırılmaq : yırtılmak
yırtmaq : yırtmak
yibermek : göndermek
yigirmi : yirmi
yigit : yiğit
yine : iğne
yip : ip
yipek : ipek
yol : yol
yolaq : çizgi
yolaqlı : çizgili
yolunı tapmaq: yolunu bulmak
yumruq : yumruk
yontmaq : yontmak
yoqar (K) : yukarı
yoqlamaq : yoklamak
yorğan : yorgan
yufqa : ince
yulqmaq : koparmak, yolmak
yumruq : yumruk
yuqarı : yukarı
yuqlamaq : uyumak
yuqmaq : sıvaşmak, karışmak
yuqu : uyku
yuqusıramaq: uyuklamak
yuv : yıka
yuvaş : yumuşak huylu
yuvğuç : bulaşık bezi
yuvmaq : yıkamak
yuvunmaq : yıkanmak
yuvurşmaq : koşuşturmak
yügen : at gemi
yün : yün
yürek : yürek, kalp
yürmek : yürümek
yürsetmek : yürütmek
yüz : yüz
yüzbez : havlu
yüzerlik : kıraç yerlerde yetişen otçul bitki, üzerlik
yüzüm : üzüm

Z

zaman : zaman
zappar (K) : oruç tutmayan
zappar : oruç tutmayan
zaviye : açı
zayıf : zayıf
zeer : zehir
zemaneviy : bu zamanda, güncel
zerdale (K) : zerdali
zerdali : zerdali
zeytün : zeytin
zıncır : zincir
ziyade : çok
ziyadesinen: çoğu, fazlasıyla
ziytin (K) : zeytin
zor : zor

SÖZLÜK içinde yayınlandı | Tagged

Freudyen dil sürçmesi

“Freudyen dil sürçmesi”, en basit anlatımıyla insanın başka şeylerden söz ederken istemeden bilinçaltında yer alan gerçek fikirlerini ortaya koyuverecek şekilde gayri ihtiyari konuşmasıdır.

FELSEFE içinde yayınlandı | Tagged