Nevruz’un kelime anlamı hakkında…

Nevruz’un, -Türkçesi ile Yenigün bayramımızın- adının Farsça olması nedeniyle Farslara ait olduğunu söyleniyor. Bizim olmadığı ileri sürülüyor. Oysa bilmedikleri şeyler var:
1) En eski İran yazılı kaynağı olan “Avesta”da Nevruz ile ilgili hiçbir bilgi yoktur. Tarihte (Sümerler ve Hititler gibi eskil uygarlıklardan sonra) ilk olarak Kaşgarlı Mahmut’un “Divan’ı Lügat’it Türk”te “Yengi Kün” olarak geçer.
2) İran’da yaygın olan söylenceye göre Nevruz, ilk kez Cemşit’in Azerbaycan’a (yani İran toprakları dışına) yaptığı seferden sonra kutlanmaya başlanmıştır.
3) İran’da yılbaşının 21 Mart’ta kutlanmasının başlangıcı Selçuklu hakanı Melikşah ile başlar.
4) Yılbaşı, İran’da saray bayramı olarak kutlanırken, Türklerde bütün halk tarafından kutlanırdı.
5) İran’da yalnızca yılbaşı olarak kutlanan Nevruz, Türklerde hem yılbaşı hem bahar bayramı hem doğanın canlanması hem de tarım ve hayvancılıkla ilgili hazırlık törenlerini içerir.
6) Farslar, Zerdüşt oldukları için ateşe saygı duyar, kutsallaştırır ve bir insanın ateşe yaklaşmasına izin vermezler. Ancak Türkler, ateşi arınma unsuru olarak görür ve üstünden atlarlar. Burada dağların ateşle eritilip geçit yapılmasını konu alan Ergenekon söylencesi de etkilidir. Ateşin üstünden atlayarak ateşle açılan yoldan geçme simgelenir.
7) İran’ın Farsların yaşadığı bölgelerinde Nevruz kutlamaları, İran Türklerinde olduğu gibi büyük bir coşkuyla kutlanmaz.
8) “Nevruz” sözcüğü Farsçaya, Türklerle temaslarından sonra geçmiştir. Farslar, yılbaşına “Ferverdegan Şenliği” derlerdi. Hem zaten eğer Nevruz aslen Farsça olsaydı “Rüz-i Nev” olurdu. Türklerin dildeki Farsça özentiliği ile uydurulmuş bir sözcüktür.

KÜLTÜR-GELENEK-GÖRENEK içinde yayınlandı | Tagged

FAZIL SAY – KARA TOPRAK

“Kara Toprak”ı bestelediğim 1997 yılından beri bu parçamı binlerce kere seslendirmişimdir. Bu parça müzisyenler arasında “piyanonun Türkçe hali” diye anılır. Aradan yıllar geçti, bu eser pek çok uluslararası piyanistin repertuvarına girdi. “Kara Toprak”ın duyar duymaz tanıyacağınız tınısı -sol el ile piyanonun tellerine bastırıp kaydırarak, Türk halk müziğindeki makamlardaki ara sesleri elde etme arzusu- yeni bir denemeydi. Bu parçada Alevi halk ozanımız Aşık Veysel’in bir yalnızlık türküsü olan “Sadık Yârim Kara Toprak” eserinden “esinlenme” vardır. Bu sefer bir piyanistin, bir çağdaş sanatçının “Yalnızlık Türküsü” hissedilir. Bu yüzden bu beste, Veysel’in müziğine çok uzak olsa da, DNA’larından akrabadır. Dolayısıyla “Kara Toprak” adlı eserim, Anadolu toprağından bir dostluk fidanı gibi çıkan Aşık Veysel’e ithaf edilmiştir.

MÜZİK içinde yayınlandı | Tagged

TÜRKİYE TÜRKLERİNDE NEVRUZ GELENEĞİ

çiçek9

Türkiye Türkleri arasında bu bayramda çeşitli eğlenceler düzenlenip geleneğimizdeki pek çok uygulama tekrar edilir.

● Bugüne özel pek çok yemek pişirilirken; güreş ve at yarışı müsabakaları yanında cirit, gökböri, sinsin gibi oyunlar oynanır. Bu bakımdan Nevruz, geleneklerimizin sürdürülmesine de aracılık eder.

● Bunun yanında pek çok âdeti içinde barındıran Nevruz Bayramı’nda, ülkemizin değişik yerlerinde pek çok uygulamayla karşılaşırız. Nevruz’da pek çok yerde, bereket simgesi sayılan Hz. Hızır ve Hz. İlyas’ın, evleri ziyaret etmesi için kapı önüne un serpilir.

● Tunceli ve çevresinde, erkekler, Nevruz günü alınlarına kara sürüp su kaynaklarında alınlarını temizlerler. Böylece dileklerinin kabul olacaklarına inanırlar.

● Trabzon ve Giresun yörelerinde suyun uğur ve kısmet getireceğine inanılarak evlere su serpilir. Aynı şekilde pek çok genç kız, evlilik başta olmak üzere, birçok konuda dilek tutup su üzerinden atlarlar.

● Şebinkarahisar’da ise insanlar akarsuda yıkanırlar.

● Nevruz’da, suyun yanında, ateşin de büyülü gücüne inanılır. Özellikle ateş üzerinden atlamak Nevruz’da çok yaygındır. Çünkü güneşin yeryüzündeki temsilcisi sayılan ateşin arındırıcı ve canlandırıcı etkisine inanılır. Ateş üzerinden atlayarak günahlardan, kötülük ve hastalıklardan kurtulacağına inanılır.

● Aynı zamanda temizliğin simgesi olan Nevruz’da evler temizlenir, duvarlar badana edilir. Bu temizlik sırasında eski ne varsa atılır.

● Edirne’de eski hasırlar yakılır ve “Mart içeri pire dışarı” denilerek üzerinden atlanır.

● Arguvan ilçesinde Nevruz “Kış Bitti Bayramı” olarak kutlanır.

● Silifke yöresinde Tahtacı Türkmenlerinde ise “Mart dokuzundan sonra dağlar misafir alır” inancıyla yaylalara çıkılır.

TÜRK HALK BİLİMİ

KÜLTÜR-GELENEK-GÖRENEK içinde yayınlandı | Tagged

NEVRUZ (İlkyaz/Ergenekon) BAYRAMI

çiçek1

Nevruz gökbilimsel (astronomik) ve coğrafi bir olayla ilgili olduğu için çok eski tarihlerden beri bilinir ve kutlanır. Farsça “yeni gün” demektir.

Babilliler, Nevruz diye bildiğimiz 21 Martı “Akitu Şenliği” (festival) olarak kutlarlardı. Hititler, 21 Martı “Pruliyyas Bayramı” olarak kutlarlardı. Bugün Japonlar, 21 Martı “Shunki Korel Sai” adıyla “bahar bayramı” olarak kutlarlar.

21 Mart, günümüzde Orta Asya Türklerince “Sultan Nevruz” diye bilinir, “Ulusal Bayram” olarak kutlanır. Hazırlıkları bir hafta önceden başlar. Bahçeler çapalanır, temizlenir, ağaç gövdeleri kurtlanmasın diye kireçlenir, gösteriler hazırlanır ve o gün görkemli bir tören yaparlar.

Nevruz;

* Altay Türklerinde ÇILGAYAK BAYRAMI,
* Azerbaycan Türklerinde ERGENEKON BAYRAMI veya BOZKURT BAYRAMI,
* Başkırdistan’da EKİN BAYRAMI,
* Doğu Türkistan’da YENİ GÜN veya BAŞ BAHAR,
* Gagavuzlarda İLKYAZ,
* Hakas Türklerinde CILSIRTI veya ULU KÜN,
* Karaçay Malkar Türklerinde GOLLÜ, GUTAN, SABAN, TOY veya TOGRİ TOY,
* Kazak Türklerinde ULUS GÜNÜ,
* Kazan Türklerinde ve Karakalpaklarda TEREKEMELER veya ERGENEKON BAYRAMI,
* Kumuk Türklerinde YAZBAŞ,
* Nogay Türklerinde SABAN, NEVROZ, veya TOY,
* Türkmenlerde TEZE YIL,
* Uygur Türklerinde YENİ GÜN

olarak adlandırılır. Ayrıca Azerbaycan, Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Türkiye’de bazı yörelerinde NOVRUZ, RAVRUZ, REVRUZ BAYRAMI, NEVRUZ KÖÇE, NOROZ diye geçer…

KÜLTÜR-GELENEK-GÖRENEK içinde yayınlandı | Tagged

Novruz bayramında aşağıdakı adətlər yerinə yetirilir

çiçek4

Papaq atmaq. Qapıya atılan papağı boş qaytarmazlar.
Qulaq falına çıxmaq. Əgər gizlin dinlənən evdən xoş söhbət eşidilərsə, bu arzunun yerinə yetəcəyinə işarədir.
Tonqaldan tullanmaq. Tonqaldan tullarkən bu ifadə deyilir: “Ağırlığım – uğurluğum odda yansın”.
Səməni yetişdirmək. Bu yazın gəlişinə və bitkilərin oyanmasına işarədir.Səməni xonçaları bəzəmək.
Yumurta döyüşdürmək. Oyunun nəticəsində tərəflərdən biri digərinin tələblərini yerinə yetirir.
Qonaq getmək. Novruzda qohumların və qonşuların evinə qonaq gedərlər, onlara Novruz payı apararlar.
Şam yandırmaq. Novruzda ailənin sayı qədər şam yandırarlar.
Yallı getmək. Azərbaycan xalqının qədim dövrdən bəri ifa etdiyi rəqsdir. Bunun mənası insanların birliyidir.
Novruz oyunları oynamaq. Məsələn, ənzəli.

KÜLTÜR-GELENEK-GÖRENEK içinde yayınlandı | Tagged

HEY ON BEŞLİ TÜRKÜSÜNÜN ASLI…

BÜYÜK BİR ÖVGÜYLE, ÇANAKKALE’NİN SİMGELERİ ARASINDA YER ALAN ON BEŞLİLERİ, GÖZ YAŞLARI İÇİNDE İZLİYOR, TÜRKÜSÜNÜ DİNLİYOR, ONURLANIYORUZ. FAKAT BİR HATA DA YAPIYORUZ. BÜTÜN TV KANALLARINDA VE KONUŞMALARDA DA BU HATAYI TEKRARLIYOR OLDUĞUMUZ İÇİN, UYARMAK İSTEDİM.
TÜRKÜDE “ON BEŞLİLER” DERKEN KASTEDİLEN, BU GENÇLERİN ON BEŞ YAŞINDA OLDUKLARI DEĞİLDİR. BÖYLE ZANNEDİYORUZ AMA ÖYLE DEĞİL.
ASKERLİKTE KUR’A ESASI VARDIR: ASKER, DOĞUM TARİHİNE GÖRE ADLANDIRILIR. TÜRKÜDE GEÇENLER 1315 DOĞUMLULARDIR. 15’LİLER SÖZÜ BURADAN GELİYOR. 1315 HİCRİ YIL, 1899 RUMİ YILA TEKABÜL EDER. YANİ 1899’LULAR ASKERE ALINIP SEVKEDİLMEKTEDİRLER. SONUÇTA ONLAR DA 16 YAŞLARINDA ÇOCUKLARDIR, YAŞ AÇISINDAN PEK BÜYÜK BİR FARK YOKTUR AMA İŞİN ASLINI BİLMEKTE DE YARAR VARDIR.

Tokat YÖRESİ TÜRKÜSÜ

Hey Onbeşli Onbeşli
Tokat Yolları Taşlı
Onbeşliler Gidiyor
Kızların Gözü Yaşlı

Aslan Yârim Kız Senin Adın Hediye
Ben Dolandım Sen De Dolan Gel Gediye
Fistan Aldım Endazesi On Yediye

Giderim Elinizden
Kurtulam Dilinizden
Yeşil Baş Ördek Olsam
Su İçmem Gölünüzden

Aslan Yârim Kız Senin Adın Hediye
Ben Dolandım Sen De Dolan Gel Gediye
Fistan Aldım Endazesi On Yediye

Gidiyom Gidemiyom
Sevdim Terkedemiyom
Sevdiğim Pek Gönüllü
Gönlünü Edemiyom

Aslan Yârim Kız Senin Adın Hediye
Ben Dolandım Sen De Dolan Gel Gediye
Fistan Aldım Endazesi On Yediye

Türküler ve hikayeleri içinde yayınlandı | Tagged

Fazıl Say “Yeni Şarkılar”

Edip Cansever, “Şey şey şey ve şeylerden” / Opus 60, 2014

Turgut Uyar, “Göğe Bakma Durağı” / Opus 58, 2014

Cemal Süreya, “Bu Bizimki” / Opus 59, 2014

Nâzım Hikmet, “Masalların Masalı” / Opus 57, 2014

Ömer Hayyam, “Ey Kör” / Opus 61, 2015

Fazıl Say’ın yeni albümü “Yeni Şarkılar” Ada Müzik etiketiyle raflardaki yerini alıyor. Say, “Yeni Şarkılar” albümünde de Edip Cansever, Turgut Uyar, Cemal Süreya, Nâzım Hikmet ve Ömer Hayyam’ın şiirlerine yer veriyor.

HEPİMİZİN ŞARKILARI

“İlk şarkılar”dan bir yıl sonra bu sefer son bestelerimin yer aldığı “Yeni Şarkılar” ile buluşuyoruz; benim için büyük mutluluk, büyük heyecan.

Bu şarkılar deneyseldir, yenidir, farklıdır elbet. Ama emin olun ki “hepimizin” şarkılarıdır ve hayatımda en çok emek ve vakit harcadığım çalışmalarımdan biridir. Sonuçta, ulaşmak istediğim nokta, “sadelik”, “güzellik” ve “samimiyet”dir, kendime ulaşmaktır, bizleri anlatmaktır. Biz insanları…
Her şarkının “kendi dünyası”, “kendi uygarlığı” olsun istedim. Müzikal açıdan hiç denenmemiş şeyleri tatmak istedim. Her şarkı bir “kısa film” gibi olsun istedim. O “hayaller”den biraz bahsetmek isterim.

EDİP CANSEVER şarkımda, bir deniz kızı getirir bize “aşk”ı…
Türk enstrümanları ve batı enstrümanları doğal bir birliktelik içindedirler. Bir “Kemençe” Keman ile Viyolonsel arasında sürekli melodi taşır. “Ney” “10 sesli” olmuştur.
Evet, denizden çıkan bir şarkıdır; ama bu -uzun-10 dakikalık şarkımın sonunda sanki bir başka gezegendeki bir başka denizin kenarındayızdır! Theremin, Daxophpne, ve Waterphone gibi “yeni” enstrümanların yardımı ile hiç duymadığınız ilginç “aşk” diyaloglarını hayal etmek uğruna…

TURGUT UYAR’ın efsanevi -aldatılma ve sevdiğine yakarış- şiiri “Göğe Bakma Durağı”nda, “dünya dışı bir varlık, bir Venüs kadınının sesi gibi” olan Theremin enstrümanı, bu sefer, Turgut Uyar’ın şiirinde seslendiği kadınını tarif etmek ister. Kimi yerleri “çığlık çığlığa” sertleşen üsluptaki bu şarkı, gittikçe radikalleşen bir travmaya doğru yol almaktadır. Şarkının sonunda herkes bu şiiri okumaktadır aynı anda.
Kim bu şiirde anlatılan hisleri yaşamamıştır ki? Ve hepimiz aslında yalnız değil miyiz? Şarkının sonundaki gibi…

CEMAL SÜREYA şarkısında ise, “yıkıcı”, “hain”, “yasa dışı” bir aşkı anlatıyoruz.
Yine pek çok vokal solistin katılımı ile bu şarkımın bazı yerleri bir opera sahnesine dönüşebiliyor. Cemal Süreya’nın cümleleri, yine hepimizin anıları, hisleri değil midir?

NAZIM HİKMET’in olağanüstü derin “Masalların Masalı”, bu şarkıda bir dere kenarında akar gibidir. Bu şiiri çalgılar ile resimlemek istedim. Şöyle ki: “Su” (Arp),”Çınar” (Blokflüt), “Su Başında” (Kemanlar), “Kedi” (Kanun) “Güneş” (22 sesli Ney akorları)”Ömrümüz” (Theremin), “Suyun şavkı”(Vibraton sesleri), “Suyun Sureti” (Uzaklaşan eko sesler) gibi… Nazım’ın en sevdiğim şiirlerinden biridir.

Coşkulu ve tepkili HAYYAM şarkımda ise, Piyano, Ramazan davulu, Kudüm, Rock Gitarları “Klasik Koro” ile adını henüz bilmediğim bir müzik stiline doğru yolculuk başlar benim için.
Belki de o “müzik stili”nin adı lazım değil, kendi müziğim olması yeterlidir.

Şarkılarımı, vokal solist olarak yine güçlü yorumcu Serenad Bağcan’a emanet ettim. Bunun yanında 30’dan fazla çok değerli sanatçının katılımı ve müthiş bir stüdyo çalışması ile bu kaydı gerçekleştirdik.

“Yeni şarkıları” iyi dinlemeler.

Hepinize saygıyla, sevgiyle, içtenlikle…

Fazıl Say

Yapım: Ada Müzik
Prodüktör: Fazıl Say, Ceylan Karaca
Prodüksiyon Koordinatörü: Taner Zadsan
Yaratıcı Yönetmen: Eren Yağmuroğlu
Kapak Görseli, Kitapçık ve Fotoğraflar: Mustafa Toygun Özdemir

Ek Prodüksiyon: Pieter Snapper
Kayıt: Pieter Snapper / Babajim Istanbul
Kayıt Asistanları: Alper Mat, Görkem Gürdoğan ve Mert Güner
Mix: Pieter Snapper / Babajim İstanbul ve MIAM
Mastering: Pieter Snapper, Mirko D’Agostino / Babajim Mastering
Akordör: Levent Conker

Bülent Forta, Marianne Käch, Aylin Buran, Ahmet Pesen ve doremusic ailesine teşekkürlerimizi sunarız.
Enka Vakfı’na bu albümün yapımındaki desteklerinden ötürü teşekkürlerimizi sunarız.
Nishapur’da bulunan Ömer Hayyam heykelinin fotoğrafı Muhammad Karim’e ve videoda yer alan diğer fotoğrafların hakları, fotoğrafı çeken ve / veya fotoğrafta bulunan kişi veya kişilere aittir.

MÜZİK içinde yayınlandı | Tagged