Sinan Meydan : Atatürk’ü Samsun’a kimler ve neden gönderdi ?

http://www.sozcu.com.tr/2017/yazarlar/sinan-meydan/ataturku-samsuna-kimler-neden-gonderdi-1862129/

YAKIN TARİH içinde yayınlandı | ile etiketlendi

Türküler ve Öyküleri – Kara tren

Yıl 1915, Osmanlı İmparatorluğunun birçok cephede savaşmak zorunda olduğu ve her türden malzeme gerekli olduğu gibi her şeyden önce de savaşacak askere ihtiyaç vardı. O dönemlerde büyük Osmanlı İmparatorluğunun son günlerinin yaşadığı ve çok acı kayıpların verildiği günlerdi. Savaşa gidenlerin geri dönmediği pek çoğunun akıbetinin bilinemediği günler.. Geride kalanlar sadece yaşlı çoluk çocuk ve kadınlardı. Onlar da istasyonlarda sabahlayarak o dönemin en önemli iletişim ve ulaşım aracı olan kara trenlerden gelecek haberleri bekliyordu.. Fakat ümitle beklenen kara trenler kara haber getiriyor çoğu zaman. Anaların, bacıların, eşlerin, gözleri ağlamaktan fersiz düşmüş çaresiz bekleyişi…Bekledikleri bir defa ölmüş ama o her kara tren gelişinde bir defa daha ölen kadınlarımız. Yorgun, bitkin ve başı eğik kara tren acı bir çığlık atarak uzaklaşıyor. İnadına yaşatılmaya çalışılan ümitleri, o korkunç bekleyişleri bir Türküye dönüşüyor;

Gözüm Yolda Gönlüm Darda
Ya Kendin Gel Ya Da Haber Yolla
Duyarım Yazmışsın İki Satır Mektup
Vermişin Trene Halini Unutup

Kara Tren Gecikir Belki Hiç Gelmez
Dağlarda Salınır Da Derdimi Bilmez
Dumanın Savurur Halimi Görmez
Gam Dolar Yüreğim Gözyaşım Dinmez

Yara Bende Derman Sende
Ya Kendin Gel Ya Da Bana Gel De
Duyarım Yazmışsın İki Satır Mektup
Vermişin Trene Halini Unutup

Kara Tren Gecikir Belki Hiç Gelmez
Dağlarda Salınır Da Derdimi Bilmez
Dumanın Savurur Halimi Görmez
Gam Dolar Yüreğim Gözyaşım Dinmez

Türküler ve hikayeleri içinde yayınlandı | ile etiketlendi

Belgelerle Mustafa Kemal Atatürk ‘ün askerlikten istifası


Birincisi 18 Temmuz 1335 Rumi (8 Temmuz 1919 miladi) tarihli Padişahın Başkatibi tarafından Mustafa Kemal Paşa’ya gönderilen bir telgraf. İkincisi aynı gün gece 11.45’te Mustafa Kemal tarafından Padişaha gönderilen telgraf.

Birincisinde “oraca vaki olan teşebbüslerinizin, her nasılsa İngilizlerce müdafaa-i vataniyye şeklinde değil, başka şekilde telakki olunduğundan İstanbula çağrılmanız konusunda ağır baskı altında oldukları ve bu sebeple İstanbula çağrıldığı bildiriliyor.

İkincisinde ise bu çağrıya karşılık Mustafa Kemal Paşa tarafından, bu baskıları bildiğini, ancak bölgeden ayrılmasının doğuracağı sonuçları padişahın da takdir edeceğini, bu sebeple padişahı baskıdan kurtarmak için şerefle içinde bulunduğu askerlik görevinden istifa ettiğini, ancak bundan böyle de yine gerek saltanat ve gerekse hilafet makamının hizmetinde olacağını bildiriyor.

Mustafa Kemal Atatürk, Uncategorized içinde yayınlandı | ile etiketlendi

Hıdrellez günü

f005

Anadolu halk geleneğinde 6 Mayıs hıdrellezdir. Sevenlerin, özlem çekenlerin kavuşma günüdür Hıdrellez.

Hıdrellez deyince Hızır ve İlyas gelir akla.

Hikayesi de ilginçtir.

Hızır ve İlyas, Hükümdarın ordusundaki iki askerdir. Hükümdar bir gün ordusuyla birlikte ölümsüzlük suyunu (Ab-u Hayat) aramaya çıkar. Yolculukta, Hızır ve İlyas diğer askerlerden ayrılırlar. Bir subaşında durup, yemek için kurutulmuş balık çıkarırlar. Tam bu esnada deniz suyu balığa sıçrar, balık canlanır ve suya atlar. Böylece Hızır ve İlyas ölümsüzlük suyunu bulmuş olurlar. Bu sırada bir melek gelir. Hızır ve İlyas’ın kıyamete kadar yaşayacaklarını, fakat Hızır’ın karada, İlyas’ın denizde ihtiyacı olanlara yardım edeceklerini bildirir.

Hıdrellez günü yani 6 Mayıs’ta Hızır ve İlyas’ın buluştuklarına, onların buluşmalarıyla ölü tabiatın canlandığına inanılır. Halk inanışına göre 6 Mayıs’ın yağmurlu geçmesi, Hızır ve İlyas’ın buluştuklarında sevinçlerinden ağlamalarının ve bulutların da onlara katılmalarının bir ispatıdır.

KÜLTÜR-GELENEK-GÖRENEK, Uncategorized içinde yayınlandı | ile etiketlendi

Aydınlanma nedir ?

Denis Diderot , Aydınlanmacı filozofu, “önyargıları, gelenek ve görenekleri, eski olmaktan kaynaklanan genel kabulleri; otoriteyi ve kısacası insanların zihnini boyunduruk altına almış olan her şeyi çiğneyerek kendi kendine düşünmeye ve açık seçik ve genel ilkelere yükselmeye cesaret eden; onları sorgulayan, tartışan, kendi deneyiminin ve aklının tanıklığından başka bir şeyi kabul etmeyen ve hiçbir şeye bağlanmadan ve taraf tutmadan incelediği felsefelerden sadece kendisine ait olan özel bir felsefe oluşturan” olarak tarif etmişti.

FELSEFE, Uncategorized içinde yayınlandı | ile etiketlendi

Kut’ül Amare Zaferi

https://www.aydinlik.com.tr/tarih/2017-nisan/yasasin-kutul-amare-zaferi-yasasin-ittihat-ve-terakki

http://appsaljazeera.com/interactive/kutul-amare/tr/

http://talebe.org/gundem/ozel-haber-belgelerle-100-yilinda-kut-ul-amare-zaferi-19239

TARİH, Uncategorized içinde yayınlandı | ile etiketlendi

Cahit Arf – 1 Nisan 1959 – Erzurum Atatürk Üniversitesi açılış konuşması – nanoteknoloji ve belirsizlik “singularity”

İşte konuşmanın metni:

Makinelerin bazı işleri insan beynine nazaran çok daha çabuk yapabildiklerine mukabil, anlayış yani alış kapasiteleri büyük bir salonu doldurabilecek kadar büyük olanlarında bile, tenevvü bakımından insan beyninden çok düşüktür. İnsan beyninin kendi kendisini, kendi inisiyatifi ile tekemmül ettirmesine mukabil, makine yapıldığı gibi kalmaktadır. Bununla beraber kendi kendisini tekamül ettiren makineler tasarlamak mümkündür; fakat kanaatimce insan beyni ile makine arasındaki asıl fark, insan beyninin estetik mahiyette müessirleri alıp onlar üzerinde işleyebilmesi ve yine estetik mahiyette olan kararlar verebilmesine, verilen bir işi yapıp yapmamak hususunda kendisini serbest hissetmesine mukabil, makinede bu vasıfların benzerlerinin yok oluşudur. Bu vasıfları karakterize eden husus hepsinin de bir belirsizlik unsuru ihtiva etmesi, bunların şaşmaz bir şekilde uydukları kaidelerin olmayışıdır. Belirsizlik karakterine haiz olan insan dışı tabiat hadiseleri mevcuttur. Bunlar atom içinde cereyan eden olaylardır. Bu itibarla nispeten küçük sayıda atom içinde cereyan eden makinelerin işleyişinde müessir hale gelebilirse makinelerin estetik bakımdan da insan beynine benzetileceği ümit edilebilecektir. Böyle bir makine, mesela filan müzik parçasını güzel bulmadığını söyleyebilecektir. Fakat bu işin uzun yıllar sonra bile ve belki de hiçbir zaman yapılamayacağını zannediyorum

BİLİM, Uncategorized içinde yayınlandı | ile etiketlendi