Müzik sanatımız nereye gidiyor? – Ahmet Say

Kökleri yüzyıllar öncesine uzanan iki geleneksel müzik türümüz vardır bizim: Halk müziğimiz ve geleneksel sanat müziğimiz. Üzülerek görüyoruz ki, bu iki değerli müzik türü, günlük hayatımızdan artık elini eteğini çekmekte, yerini değersiz piyasa müziklerine bırakmaktadır.

“Değersiz piyasa müzikleri” ne demektir? Şöyle de sorabiliriz: Bir müzik parçası, bir şarkı, hangi ölçütlere göre değerlendirilir ve hangi nitelikleri taşımalıdır?

Bu soruyu cevaplamak için müzikolog olmak gerekmez. Aklı başında herkes, bir müzik parçasını şu yönlerden değerlendirerek onun düzeyini kestirebilir:

İlk ölçüt, “melodi”dir. Parçanın melodisi acaba “vıy vıy vıy” diye hep aynı birkaç sesi mi yineliyor, yoksa az çok inişli çıkışlı dokunaklı bir çizgi mi izliyor? Cevabı geleneksel sanat müziğimizde bulabiliriz: Olağanüstü bir makâm zenginliğine sahip olan geleneksel sanat müziğimiz, dokunaklı nağmeleriyle insana derin bir haz verir. Toplum olarak acaba biz, bu hazzı yok saymaya neden gerek gördük de müzikal anlam taşımayan piyasa parçalarını benimsedik?

Müzikte başka bir ölçüt, ritimdir. Geleneksel müziklerimizin sergilediği usûller, özellikle aksak ritimlerimiz, Avrupalıların da hayran kaldığı özgünlüktedir. Böyledir ama, piyasa müziklerinde sağlam bir ritmik hareket yoktur.

Yine önem taşıyan göstergelerden biri, “sözlü müzik”lerde güftenin düzeyidir. Hem sanat hem halk müziği geleneğimizde sözler, ustaca söylenmiş şiirlerden oluşmuştur. Günümüzdeki piyasa şarkılarının güftelerinde ise değerli şiirlerin yer aldığını pek göremedik.

Müzikte, “çalgılama” dediğimiz ölçüt de önemlidir. Bir eserin müziğini çalgılara isabetli paylaştırma tecrübesiyle geliştirilmiş olan bu geleneği, bizim eğlence müzikçileri hiç umursamaz. “Çalgılama”, gelenek dışı fazla sayıda çalgının uyuşmayan sesleriyle çalmaya girişmek değil, yüzyılların kazandırdığı bilinçle bir araya getirilmiş çalgılar sayesinde “hoş bir sedâ” bırakmaktır.

Bütün bunlardan sonra, şu soru geliyor akla: Uzun yıllardan beri geleneksel müziklerimiz üzerine ciddi çalışmalar yapan müzikçi dostlar, acaba bu hazin durum karşısında ne gibi tepkiler gösteriyor ve yapılan çalışmalarla biz, kaç arpa boyu yol aldık?

Geleneksel müziklerimizi yaşatmak sorumluluğunu ben de taşıyorum. Çünkü “iyi müzik”ten yanayım. Ancak, piyasa müzikleri, basitliğiyle kitleleri kendine çekebiliyor. Daha da beter olan, bu müziklerin geleneksel sanat müziğimizi ve halk müziğimizi kemirip durmasıdır.

Peki, ne yapmalı? Sorunun çözümü için iki çare görünüyor önümüzde: Birincisi, geleneksel müziklerden yana olan herkesi bir araya getirecek geniş bir cephe oluşturmak; ikincisi, mevcut iktidarın, doğru bir kültür politikasıyla geleneksel müziklerimizi çeşitli yollardan desteklemesini istemek.

Kimin “milliyetçi” olup olmadığını ve kimin geleneksel değerlerimize destek verip vermediğini böylece açık seçik görebileceğiz.

About Çetin Bayramoğlu

Şairim , insanım.
Bu yazı SANAT içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.