UĞUR MUMCU – DERSİM GERÇEĞİ

Yakın tarihimizden bir örnek verelim: 1937 yılında çıkan “Dersim İsyanı”nın, hiç şüphesiz, çeşitli ve karmaşık nedenleri vardır. Bu çeşitli ve karmaşık nedenlerin iki tanesi önemliydi.

Hükümet, “Umumi Müfettişlikler”e hazırlattığı raporlardan sonra Tunceli yöresinde aşiretlerin ellerindeki silahların toplanması kararı almıştı. Aşiretler, bu karara karşı direndiler. Ayaklanmanın nedenlerinden biri de aşiretlerin Tunceli’den alınıp Batı illerine sürgüne gönderilmek istenmesiydi. Aşiretler 25 Aralık 1935 tarihinde çıkarılan “Tunceli Kanunu” ile başlayan uygulamalara da karşı

çıktılar.

2884 Sayılı “Tunceli Kanunu”, bölgede “Umumi Müfettişlikler” kuruyor, Tunceli ilinin yönetimini korgeneral rütbesindeki bir askeri valiye bağlıyor ve görevlilere olağanüstü yetkiler tanıyordu… Bu yasa, 1935 yılından 1946 yılına kadar uygulandı.

İbrahim Tali Öngören, Abidin Özmen, General Kâzım Dirik, Tahsin Uzer ve Korgeneral Abdullah Alpdoğan’ın hazırladıkları raporlarda, bölgede bayındırlık işleri başta olmak üzere reform niteliğinde

dönüşümler yapılması öngörülmekteydi.

Bakanlar Kurulu, “Umumi Müfettişlik” raporları doğrultusunda şu kararları almıştı:

1. Silahların toplanması,

2. Aşiret ağalarının ve aşiret ağası olabileceklerin Dersim’den uzaklaştırılmaları,

3. Dersim’de ve toprak ağalarının etkisinde olan yerlerde köylülere toprak dağıtılması,

4. Yol ve okul yapmak.

Bu önlemlerden, aşiret ağalarının sürgün edilmeleri elbette antidemokratiktir. Kimse bugün bu tür önlemleri savunamaz. Ancak, yoksul köylülere toprak dağıtmak, yörede okul ve yol yapmak, toprak aşiretlerin etkilerini azaltacak önlemlerdi. Yoksul köylülere toprak vermek ve yörede okul ve yol yapmak gibi önlemlerin antidemokratik olduğunu da kimse söyleyemez.

Dersim Ayaklanması, “Yusufan” aşiretinin elindeki silahların toplandığı günlerde patlak verdi. Ayaklanma 21 Mart 1937’de, bir “Nevruz” gününde başladı. Darboğaz Deresi üzerindeki köprü ve telefon hatları “Demanan” ve “Hayderan” işaretleri tarafından saldırıya uğradı. Aynı hafta içinde Sih ve Hozat’ta da karakollara saldırdılar.

Sonrası biliniyor.

Kürt liderlerinden Baytar Nuri’nin “Dersim Tarihi” kitabında anlattığına göre, 1930 “Ağrı Ayaklanması” 1927 yılında Lübnan’da kurulan “Hoybun” adlı Kürt örgütünce hazırlanmış, ayrıca Ermeni “Taşnak Cemiyeti”, Hoybun ile iş ve eylem birliği yapmıştır. Yine Baytar Nuri’den öğrendiğimize göre Koçgiri ve Dersim ayaklanmalarının liderlerinden Alişan, 1914’te Rus Çarlığı’nın koruması altında “Özerk Kürdistan Devleti” kurmak istemiş, Sevr Anlaşması’nın uygulanması için de başvurularda bulunmuştu. Kürt sorunu, hiçbir zaman Kürtlere ve Türkler’e bırakılmış değildir. Bu soruna hep, ama hep Batılı emperyalist devletler karışmıştır. Bu Batılı ülkelerin de olası bir “Kürt Devleti”nden beklentileri vardır. Ayaklanmaları da terörü de bu açılardan değerlendirmek gerekiyor. Reform yapsanız da yapmasanız da terör sürecek, çünkü amaç başka.

(Milliyet, 11 Nisan 1992)

About Çetin Bayramoğlu

Şairim , insanım.
Bu yazı TARİH içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.