EKREM KAHRAMAN – Postmodernizm – I

Daha baştan kof postmodernizm iddialarının asıl tasarlayıcı merkezi ABD son yıllarda bu gözde ve zehirli kavramı geri çekerek yerine sessiz bir biçimde “yerel modernlikler” kavramını getirip koydu. Üstelik de bu sadece Türkiye’de değil öncelikle Ortadoğu’da ve giderek bütün dünyada da böyle oldu. Tahmin edebileceğiniz gibi elbette bizdeki yandaş postmodernizm iddiacıları da hemen o yola dökülmekte gecikmediler.

Peki, nasıl oluyor da bilimsel görüş olarak öne sürülen bir bakış açısı siyasi yeni bir hedefe göre birden çark edip bukalemun gibi dönüşebiliyor?

Aslında bu çark ediş bile postmodernizmin nasıl bir kaypak zeminde devindiğini, doğrudan bilim dışı siyasi bir dış tasarım olduğunu ortaya koymuyor mu? Tıpkı genlerine müdahale edilerek deforme edilmiş gıda ürünleri ya da özü boşaltılmış “diyet” ürünleri gibi.

Soru şu: Herhangi bir hastaya -hatta hiç hasta bile olmayan birisine- öldürücü bir zehir yavaşa yavaş fakat sürekli bir biçimde verilirse ne olur?

Muhtemel ki hastada önce yan etkiler baş gösterecek ve canlının dengeleri bozulacak, sonra da önceden planlandığı gibi yavaş yavaş çöküp ölecektir. Hani bazı cinayet filmlerinde olduğu gibi kadın kocasından kurtulmak istediğinde onu içeceklerine ya da yemeklerine damla damla ama yavaş yavaş öldürücü zehir koyarak öldürür ya tıpkı onun gibi.

Ne yazık ki özellikle son 20 yıldır Türk toplumu da bütün insanlık da postmodernist ideoloji ile yeniden tasarlanan medya yoluyla yavaş yavaş öldürüldü aslında.

Her şeyin tek tipleşmesi

Belki biraz abartarak söylüyorum ama postmodernizm de böylesine bir terkip işte. Öyle iddia edildiği gibi modernist tıkanıklığı açmaz aksine daha da tıkar, bütün insanlığı içinden çıkılmaz topyekün bir ahlaki kültürel çıkmaza sürükler. Sözüm ona çoğulluğu öne sürer ama küreselleşme safsatalarıyla her şeyi tek tipleştirip sıradanlaştırır. Bireyin, toplumsal ütopyanın, felsefenin, sanatın, tarihin, ulus devletlerin sonuna oynar.

Tıpkı henüz modernleşememiş, aydınlanma devrimini tamamlayamamış toplumumuzun yeniden aydınlanma karşıtı yeni bir cehalet çağına sürüklenmesi gibi. Bugün Türkiye’de siyasi, sosyal ve kültürel olarak ne yaşanıyorsa, cehalet ve kültürsüzlük her yeri sarmışsa bunun önemli bir nedeni de postmodernizm hastalığıdır. Toplumumuzda her yıl biraz daha artan siyasi baskı, korku ile karışık otorite hayranlığı, hukuksuzluk, bilim dışı davranışların temelinde de postmodernizm canavarı vardır.

“Peki, onca siyasi günahın asıl sahipleri kimlerdir ve şimdi ne yapıyorlar?” derseniz… Yandaş medyanın köşe başlarına, televizyonların ekranlarına bakınız; neler yaptıklarını ayan beyan naklen izleyebilirsiniz.

10 Kasım 2011
Aydınlık gazetesi

EKREM KAHRAMAN/ ‘Postmodernizmden yerel modernliklere’ kurnazlığı

About Çetin Bayramoğlu

Şairim , insanım.
Bu yazı FELSEFE içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.