MEHMET PERİNÇEK – ERMENİ SOY KIRIMI GERÇEĞİ

Sözde Ermeni Soykırımı’nın 90. yıldönümü yaklaşırken Ermeni iddiaları Batı ve Batı’ya teslim olmuş bazı Türk aydınları tarafından şiddetli bir şekilde tekrardan gündeme getirilmeye başlandı.

Bu iddiaların esasını oluşturan Türkiye’nin doğusunda yaşanan olayların en önemli tanığı ise Türk ve Ermeni taraflarını hariç tuttuğumuzda, Sovyet Rusya’dır. Birincisi, Sovyet Rusya, olayın tarafı kadar içinde bulunan Çarlık Rusyası’nın arşivlerine sahiptir; ikincisi, Türkiye’nin Doğu Cephesi, Sovyet Rusya’nın Transkafkasya Cephesi’dir.

Dolayısıyla Alman generallerinin, İngiliz subaylarının, Amerikan misyonerlerinin gözlemleri, emperyalist emellerini bir kenara bıraktığımızda dahi, “kişiselliği” aşamazken, Sovyet Rusya olaylara devlet olarak tanıklık etmektedir. Bu bakımdan Sovyet kaynaklarında Ermeni Meselesi’nin incelenmesi gerçeğin ortaya çıkarılmasında önemli bir rol oynayacaktır.

Biz de bu makalemizde, Ermeni Meselesi’nin hem o gün, hem de bugün yerli yerine oturtulması amacıyla, Sovyet devleti tarafından 1926 yılında yayımlanan Büyük Sovyet Ansiklopedisi’nin “Taşnaksutyun” maddesinden yola çıkarak meselenin en önemli unsurlarından Taşnakları Sovyet kaynaklarına dayanarak incelemeye çalışacağız.

Ancak Taşnakları ele almadan önce meselenin özünü yansıtması bakımından Büyük Sovyet Ansiklopedisi’nin “Ermeni Meselesi” maddesine kısaca bir göz atalım:

“Ermeni sorununa dış açıdan bakıldığında, büyük devletlerin Türkiye’de merkezkaç kuvvetleri destekleyerek, Türkiye’nin zayıflatılması ve daha kolay sömürgeleştirilmesi görülür. (…)

“Batı kapitalizminin Ortadoğu’ya taarruza geçtiği anda, Batı ülkeleri kendi güvenlikleri için Türkiye’de köprü mahiyeti taşıyan Ermeni burjuvazisini kullanma yoluna gittiler.”[i]

Sovyet tarihçisi V. Gurko-Kryajin’in kaleme aldığı “Ermeni Maddesi”nde ayrıca Çarlığın ve İngilizlerin pompaladığı “denizden denize Ermenistan” hayalinin altı çizilirken, 1921 Nisan-Mayıs aylarında, Batı Avrupa emperyalistlerinin Ermeni sorununu, ABD emperyalizmine devrettiği vurgulanır.[ii]

Ermeni Sovyet tarihçisi Boryan da 1929 tarihinde basılan “Ermenistan, Uluslararası Diplomasi ve SSCB” adlı eserinde Ermeni Meselesi’nin özüne ilişkin benzer tespitleri dile getirmektedir:

“Berlin Konferansı’ndan sonra Ermeni Meselesi, büyük devletlerin diplomasisi için Türkiye’ye bir baskı aracı haline dönüşmüştür. İngiliz ve Rus diplomasisi (1880, 1895-1896), onları takiben Rus ve Alman diplomasisi (1913-1914), Ermeni Meselesi’ni Doğu’daki sömürgeci politikalarının bir aracı olarak kullanmışlardır.”[iii]

EMPERYALİSTLERİN BİR ALETİ OLARAK TAŞNAKLAR

Büyük Sovyet Ansiklopedisi, Batı’nın ve Çarlık Rusyası’nın Ermeni Meselesi’ni bir silah gibi kullandığı tespitini yaparken meselenin başrol oyuncusu Taşnakların da emperyalistler tarafından nasıl kullanıldığını, sırtını Batı’ya dayayarak Türkiye’ye karşı nasıl bir rol oynadığını gözler önüne serer. Ansiklopedinin “Taşnaksutyun” maddesinde Taşnakların Türkiye’de ve Kafkaslar’da kimin politikasını güttüğü ve geçirdiği süreç açıkça belirtilir:

“Taşnaksutyun, Ermeni meselesinin çözümünde, kapitalist Avrupa ‘kamuoyu’nu kazanmanın, Ermenilerin kendi hareketlerini ‘yaratmalarından’ daha çabuk sonuç vereceği hesabıyla yola çıktı. Taşnaksutyun, 1894-96 yıllarında diğer milliyetçi parti Hınçak ile birlikte Türk hükümetine karşı gerilla savaşına başladı. 1896’da İstanbul’daki Osmanlı Bankası’nı protesto amacıyla işgal ettiler. Türk polisi teröristleri tutukladı, ancak Rus Konsolosluğu’nun başını çektiği diplomatik çevrelerin meseleye müdahale etmesiyle, Taşnaklar sınırdışı edildi. Gerilla savaşı, Avrupa ‘kamuoyunun’ ilgisini etkili bir şekilde Taşnakların üstüne çekti. (…)

“Kuşkusuz, Avrupa diplomasisi, Türkiye hükümetine bir şantaj ve baskı yöntemi olarak Ermeni sorunundan yararlanmaya hazırdı, ancak Ermeni sorununun çözümüyle ve bir Ermeni devletinin kurulmasıyla hiç de ciddi bir biçimde ilgilenmiyorlardı. Ermeni hareketi Çarlık açısından, Türkiye’yi zayıf bırakmak, İstanbul’u, Boğazlar’ı ve Ermenistan’ın kendisini ondan koparmak bağlamında önemli olabilirdi. (…)

“Taşnaklar, kesin olarak İtilaf Devletleri’nin yanında yer aldılar. Türkiye savaşa girdiğinde, Taşnaklar tarafından yönetilen Ermeni milli bürosu, 2. Nikolay’a uşaklık bildirisiyle başvurdu. Bildiride şunlar yazılıydı: ‘Yeni şanlı Rus silahı olmak ve Rusya’nın Doğu’daki tarihsel görevini yerine getirmek vatan borcumuz olmaktadır. Kalbimiz bu istekle yanmaktadır. Rus bayrağı, İstanbul ve Çanakkale boğazlarında özgürce dalgalanacaktır. Sizin iradeniz, yüce devletiniz Türkiye boyunduruğu altındaki halklara özgürlük verecektir.’ Taşnakların oluşturduğu gönüllü ekipler, Türkiye cephesinde Rus ordusunun koçbaşı oldular. (…)

“1918 Temmuzunda Taşnaklar, Bakü sovyetinde, Sovyet iktidarının ortadan kaldırılması ve İran’dan İngiliz birliklerinin komutanı General Dinstervil’in çağrılması kararını aldı. Taşnak, Eser ve Menşevik bloğu sovyetlerde çoğunluğu ele geçirdiler. Transkafkasya’da Sovyet iktidarı tasfiye edildi. Alman–Türk bloğunun çökmesinden sonra İngilizler bütün Transkafkasya’yı işgal ettiler. Menşeviklerin, Taşnakların ve Musavatçıların ‘bağımsız’ hükümetleri, İngiliz emperyalizminin diktatörlüğüne itaat ettiler. (…)

“Taşnaklar, ‘Büyük Ermenistan’ sloganını savunmaya devam ettiler ve bu ‘bağımsız’ devleti manda altına girmek için Amerika’ya sundular. Başkan Wilson, bu teklifi kabul etti, ancak Amerikan senatosu, Taşnakları oldukça üzerek mandayı reddetti.”[iv]

Taşnaklarla ilgili yukarıda ifade edilen görüşler, Sovyet önderliği ve devleti tarafından da benimsenmekte ve ifade edilmektedir. Lenin, ünlü “Emperyalizm” kitabını hazırlarken yazdığı defterlere, Quadflieg’in “1774’ten 1914’e Rus Yayılma Politikası” başlıklı kitabından Rusya’nın “Ermenilerini Türk bölgelerinde kargaşalık çıkarmak için tekrar ajan olarak” kullandığını not almıştır.[v]

Sovyet hükümetinin Halklar Komiseri Stalin de 31 Aralık 1917 günü yayımladığı “Türk Ermenistanı Üzerine” başlıklı bildirisinde, Batılı emperyalistlerin “Türk Ermenistanı”nda oynadıkları oyunları ve Ermenileri nasıl kullandıklarını sergiler.[vi] Stalin, 16 Mart 1921 günü Pravda’da yayımlanan yazısında ise Taşnak iktidarının İtilaf Devletleri’nin ajanı olduğunu belirtir.[vii]

III. Enternasyonal, Baku Doğu Halkları Kurultayı için yayımladığı bildiride Ermenilere, emperyalistlerin kendilerini Türklere karşı kullandığını, onlardan faydalanmak için Türk topraklarını peşkeş çektiklerini hatırlatır.[viii] 11. Kızıl Ordu Komutanlığı, 1 Mayıs 1922’de Taşnak Ermenistanı’na verdiği ültimatomda İngiltere’nin “Taşnak Partisi’ni ve Müsavat Partisi’ni milletler zemininde birbirlerine karşı kışkırtıp çatıştırarak, ezilen halkları birbirine düşman edip, Ermenistan ve Azerbaycan emekçi sınıflarını sömürdüğünü” vurgular.[ix]

Sovyet tarihçilerinin eserlerini incelediğimizde yine Taşnakların aynı özelliğiyle karşılaşıyoruz. Bugünkü Ermeni milliyetçileri tarafından “hain” ilan edilen Ermeni Sovyet tarihçisi B. A. Boryan, Taşnakların körü körüne emperyalist devletlere bağlandığını belirterek şunların altını çizmektedir:

“Ermeni milletinin ‘temsilcilerinin’ önderliğinde Ermeni halk kitlelerinin hareketi, her zaman büyük devletlerin diplomatları tarafından dikte edilmiştir. Bu ‘temsilciler’, her zaman büyük işgalcilerin ellerinde birer silah olmuşlardır.”[x]

II. Nikolay’ın, İngiliz ve Fransız emperyalizminin sloganlarının Taşnaksutyun’un sloganları haline geldiğini belirten Boryan, eserinde Taşnakların özellikle Çarlık ordularındaki koç başı misyonu üzerinde durur. Boryan, Taşnaksutyun’un Ermeni kitleleri üzerinde Türklerden kurtulmak için Çarlık ordusuna Ermenilerin maddi ve fiziki olarak yardım etmesi ve aktif olarak katılması gerektiği bilincini yarattığı tespitini yapar ve bu temelde Ermeni gönüllü birliklerinin Türklere karşı Ermenistan’ın “kurtuluşu” için Çarlık ordusunda savaştıklarını belirtir.

Artık çarın savaş prensipleri, Taşnaksutyun Partisi’nin prensipleri olmuştur. Taşnaklar, “vandal” Almanlara ve “başıbozuk” Türklere karşı Avrupa’nın “kültürlü milletlerinin” yanlarında olduğu propagandasını yapmaya başlar. Sözler alınmıştır. Ermeniler, “özgürlük” mücadelesinde yalnız değillerdir.[xi]

Boryan, belgelerle örneklendirerek Taşnakların, ne Ermeni halkı adına, ne de Ermeni toplumu için hareket ettiğini, tamamen Çarlık Rusyası’nın ajanı rolünde davrandığı sonucuna varır.[xii] Gerçekten de Rus Dışişleri Bakanlığı’nın Ermeni Meselesi’yle ilgili Bakanlar Kurulu’na verdiği rapordaki “Rusya’nın görevi Ermeni kamasını ve seddini Türklerle Kürtler ile bizim Tatarlar arasına sokmak ve inşa etmektir.” ifadesi Boryan’ı doğrulamaktadır.[xiii]

Tarih doktoru D. S. Zavriyev, “Türkiye’nin Kuzeydoğu Vilayetlerinin Yakın Tarihine Dair” adlı eserinde İngiltere’nin Transkafkasya’daki emelleri doğrultusunda Taşnak Ermenistanı’nı Sovyet Rusya’ya ve Anadolu’da gelişen milli kurtuluş hareketine karşı kullandığını belirtir. Zavriyev’e göre Lozan’dan sonra da Ermeni Meselesi emperyalistlerin elinde politik bir dalavere silahı olarak kalmış, ancak bu sefer Türkiye’ye karşı değil, Taşnak provokatörler aracılığıyla Sovyet Ermenistanı ve Sovyetler Birliği’ne karşı kullanılmıştır.[xiv]

Ermenistan SSC Bilimler Akademisi Tarih Enstitüsü öğretim üyesi olan S. A. Vartanyan ise Taşnak hükümetinin her zaman arkasını dayayacak bir güç aradığını belirtir. Kolçak ve Denikin’in Kızıl Ordu tarafından ortadan kaldırılmasının ardından Vrangel’e yönelen Taşnakların, Vrangel ordularının da imha edilmesinden sonra Rusya’daki karşı devrimci güçlere dayanma umudu kalmaz. Taşnakların, artık yeni sahipleri Amerikan, İngiliz ve Fransız emperyalistleri olacaktır.[xv]

Vartanyan, daha sonraki yıllarda da Taşnaksutyun Partisi’nin ajanlığa ve hainliğe devam ettiğine ve II. Dünya Savaşı yıllarında Taşnakların faşist Almanya kampında yer aldığına dikkat çeker.[xvi]

Sovyetler’in önemli ilk dönem tarihçilerinden V. A. Gurko-Kryajin de bu gerçeği saptamış ve İtilaf Devletleri’nin Ermenileri Yakın Doğu’daki hedeflerini gerçekleştirmek için kullandıklarını ifade etmiştir. Gurko-Kryajin, 1925 yılında yayımlanan “Yakın Doğu ve Devletler” adlı eserinde Fransızların, Kilikya’yı işgal ederek Ermeni gönüllü birliklerini Müslümanlara karşı şiddet eylemlerinde görevlendirdiklerini belirtir.[xvii]

Tarihçi Y. A. Bagirov, Taşnakların Amerikalıların en sadık uşakları olduğunu vurgularken[xviii], Sovyet kaynakları üzerinde çalışan Doğu Alman yazar Johannes Glasneck ise “burjuva-milliyetçisi Taşnak Partisi’nin egemenliği altında bulunan” Ermenistan’ın “İtilaf emperyalistlerinin şubesi olarak kışkırtmalarda” bulunduğunu ortaya koyar.[xix] Sovyet kaynakları, ayrıca emperyalist devletlerin Taşnaklara yaptığı askeri ve maddi yardımları da gözler önüne sermektedir.[xx]

Taşnaklar, emperyalist devletlerin bir taşeronu olarak değerlendirilirken, diğer taraftan Yunanlılarla olan benzerliğine de dikkat çekilir. Kendisi de bir subay olan askeri tarihçi Prof. N. G. Korsun, SSCB’nin Savunma Halk Komiserliği (Bakanlığı) tarafından 1940 yılında basılan “Yunan-Türk Savaşı 1919-1922” adlı eserinde Taşnaksutyun iktidarındaki Ermenistan’ın Yunanistan’la birlikte Türkiye ve Kafkasya’da İtilaf Devletleri’nin, özellikle de İngilizlerin, bir silahı ve ajanı görevi gördüklerinin altını çizer.[xxi] Taşnak hükümeti Dışişleri Bakanı’nın Tiflis’teki temsilcisine gönderdiği telgraf, bu bağın daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır:

“Cephedeki durum çok ağır. Bir an önce Luck ve Corbeille’e[xxii] başvurarak, Türk birliklerinin ilerlediği konusunda hükümetlerine telgraf çekmelerini ve gerekli tüm önlemlerin alınmasını istemelerini sağlamak mutlaka zorunlu (…) Yunan temsilcisinden de, hükümetine hemen bir telgraf çekerek her şeyi bildirmesini ve Yunan birliklerinin bir saldırıya geçerek Türk hareketini güçsüz düşürmelerinin olanaklı olup olmadığını öğrenmesini isteyin.”[xxiii]

Batum’daki Yunan temsilcisi de Yunanistan’ın Taşnak Ermenistanı’na yardıma hazır olduğunu beyan eder. Ayrıca Atina basını, Ermenileri cesaretlendirerek kışkırtan bir kampanya başlatır.[xxiv]

TERÖRİST-KOMPLOCU BİR GRUP OLARAK TAŞNAKLAR

Büyük Sovyet Ansiklopedisi, Taşnakların emperyalistler tarafından Türkiye’ye karşı kullanıldığını tespit ederken başvurdukları yöntemin ise terör ve komplo eylemleri olduğunun altını çizer:

“Taşnaklar, terörist–komplocu bir grup niteliğindeydi. Terörizm, Taşnakları rahatsız etmiyordu. Bütün bu olaylar dizisi şuna yol açtı: Taşnaklar, gizli anlaşmalara giriyorlar, hükümet ajanlarıyla Türklere karşı savaşlarında işbirliği yapıyorlardı.”[xxv]

Diğer taraftan Ansiklopedi’nin “Ermeni Meselesi” maddesi de Taşnakların Müslüman halka karşı giriştikleri şiddet eylemlerine yer verir:

“Fransızlar Ermeniler’e işgal ettikleri topraklarda devlet kurdurmak vaadinde bulunmuşlardı. Bu vaatle Ermeniler, Kilikya’da yaşayan Müslüman nüfusa karşı harekete geçtiler. (…) Bu olaylardan sonra Ermeni sorunu Transkafkasya’da yoğunlaştı. Yine de Taşnaklar şovenist-ırkçı politikalarını sürdürüyorlardı. (…) Taşnaklar, Türkiye’nin Batı’da çeşitli cephelerde açtığı savaş nedeniyle Ankara Hükümeti’ne karşı harekete geçtiler. Eylül 1920’de Karabağ’da ve Nahçıvan’da gerilla hareketine başladılar. Bununla birlikte Ermeniler İngilizlerden silah alarak Kars’ta ve Erivan’da Müslümanlara karşı kitlesel kırım yaptılar. Şorel, Şerur, Daralagöz, Kağızman, Surmanlı, Karakurt ve Sarıkamış yörelerinde yerleşim birimlerini yok edecek derecede yakıp yıktılar.”[xxvi]

Kemalist hareketin, Taşnak planlarına büyük tehdit oluşturduğunu ve Taşnak hükümetinin ise somut olarak İtilaf desteğiyle Kemalistlere karşı politika yürüttüğünü belirleyen Ansiklopedi, 1920 sonbaharında Ermeni–Türk savaşını da Taşnakların çıkardığını tespit eder.[xxvii]

Büyük Sovyet Ansiklopedisi’nin bu tespitlerine, yine ilk olarak Sovyet devlet adamlarının görüşleriyle destekleyerek devam edelim. Sovyet Rusya’nın Dışişleri Halk Komiseri (Bakanı) G. V. Çiçerin, TBMM hükümeti Hariciye Vekili Ahmet Muhtar Bey’e gönderdiği 19 Aralık 1920 tarihli notada Sovyet hükümetinin “Taşnak hükümetinin Ermenistan sınırlarında, Türk kumandanlığını kayıtsız bırakamayacak, dehşet ve zulüm hareketlerine göz yumduğunu kabul” ettiğini yazar.[xxviii]

Dışişleri Halk Komiserliği tarafından Rusya Komünist Partisi’nin Politbürosu’na verilen 16 Temmuz 1921 tarihli “Ermeni Sorunu” başlıklı raporda Taşnaklar hakkında yapılan değerlendirme de dikkat çekicidir:

“Af konusu, Taşnaksutyun’un meşru hale getirilmesi ve onlarla koalisyon yapılması meselesini Riga görüşmelerinden ve tamamen yerel şartlardan hareketle değerlendirmek gerekir. (…) Ermeni komünistlerinin görüşlerini de (ki bunlar henüz elimize ulaşmamıştır) alarak, Taşnaklarla koalisyon konusunun sözü bile edilemez. Bu, kokuşmuşluk ve provokasyondan başka bir şey getirmez.”[xxix]

Yine Sovyet Kızıl Ordu komutanlarından Frunze, 23 Kasım 1921 günü Batum’dan Lenin’e yolladığı şifreli telgrafta, Azerbaycan Türklerinden, “Biz Tatar diye biliyorduk, oysa onlar iyi halkmış” dedikten sonra, “Ermeniler ise tek sözcükle provokatördürler” yargısında bulunmaktadır.[xxx]

Azerbaycan Komünist Partisi Genel Sekreteri Neriman Nerimanov, Sovyet Rusya’nın Transkafkasya temsilcisi Mdivani gibi üst düzey Sovyet yetkililerinin imzasını taşıyan Dışişleri Halk Komiseri Çiçerin’e yazılan 19 Haziran 1920 tarihli rapordaki ifadeler Frunze’nin yargısını doğrulamaktadır:

“On kadar köy Taşnaklar tarafından yakılıp yıkıldı, Taşnaklar, Müslüman köylüleri kitlesel olarak ve düzenli bir şekilde kılıçtan geçirdiler. İkibinden fazla Ermeni Azerbaycan’da barınacak yer buldu.. Geri kalanı ise dağlarda saklanıyor. Culfin ve Nahcivan bölgelerindeki Müslüman toprakları Taşnaklar tarafından işgal edildi, bir seneden fazla süredir oralarla bağlantı kopuk. Yerel halk, Taşnak hükümetine karşı çıkarak kendi gücüyle kendisini savunuyor. Bu savaşta sadece kendi güçlerine ve Türk ordusuna güveniyorlar. Ordularımız bu toprakları kurtardıktan sonra, sadece Azerbaycan ile birleşirler.”[xxxi]

Azerbaycan Devrim Komitesi’nin 1 Ağustos 1920 günü Taşnak hükümetine gönderdiği mektup, yukarıdaki raporu tamamlamaktadır:

“Kahpe, gaddar Taşnaklara karşı savaş devam edecektir. Taşnaklar, silah zoruyla Nahcivan halkına boyun eğdirmeye çalıştılar. Sonuçta Taşnak Ermenileri ve Nahcivan halkı arasında kanlı çarpışmalar meydana geldi ve halkın kanı döküldü.”[xxxii]

Yine Mdivani, Gümrü’den Stalin’e yolladığı telgrafta Türk halkının kendilerine zulmetmiş Ermenilere karşı çok kurban verdiğinden bahseder.[xxxiii]

Kızıl Ordu kumandanlarından V. Tarhov ise yazdığı anılarında Taşnakların Müslüman halka yaptığı zulmü şu şekilde aktarır:

“Cagra’ya ulaştığımda, gerillaların üzücü durumlarını ve istisnasız bütün Müslüman halkın Şarur ve Nahcivan kazalarından kaçtıklarını öğrendim. Ermenilerin zaferi, cinsiyet, yaş ayrımı yapmadan tüm halkın yok edilmesi tehlikesi yaratıyordu. (…)

“Erivan’dan dönen parlamenterler, Ermeni komutanların gerillalara önerdiği ültimatom şartlarını ilan ettiler. Şartlar, yerine getirilecek türden değil, talan edici ve aşağılayıcıydı ve Nahcivan’ı ateşe verme ve kılıçtan geçirme tehdidiyle bitiyordu.”[xxxiv]

Sovyet tarihçilerinin eserlerinde de Taşnakların komplocu ve terörist özellikleri net bir şekilde ortaya konur. Stavrovski, “Ekim Sonrası Transkafkasya” adlı eserinde Taşnakların büyük Ermeni kapitalistlerinden şantaj yoluyla elde ettikleri paralarla Türk ve Rus bürokratlarına karşı bireysel terör eylemleri gerçekleştirdiklerini belirtir. Dolayısıyla Stavrovski, Sultan Türkiyesi’nin ve Çarlık Rusyası’nın Taşnaksutyun Partisi’ni Ermenileri devlet rejimine karşı mücadeleye çağıran örgütlü bir güç olarak gördüğünün altını çizer. Taşnakların, Transkafkasya’daki Müslümanlara büyük bir nefret duyduğunu yazan Stavrovski, Taşnak hükümetinin şovenizme ve kine dayanan politikalarının bir sonucu olarak Gürcistan’a ve Azerbaycan’a da savaş açtığına dikkat çeker.[xxxv]

Vartanyan da Taşnak iktidarının rüşvetçilere, şantajcılara ve yağmacılara dayandığını belirtir. Ayrıca toprak talepleri üzerinden siyaset yapan Taşnaklar, Sovyet Azerbaycanı’nı düşman olarak görmüşler ve ona karşı sınır provokasyonlarında da bulunmuşlardır.[xxxvi]

Vartanyan’ın dikkat çektiği diğer bir nokta ise Taşnakların kendi halkına ve Ermenistan’daki azınlıklara yaptığı zulümdür. Ayrıca Taşnaklar, kendi ülkelerinde de ulusal bir boğazlaşma kışkırtmışlardır.[xxxvii] Bu sebeplerle Rusya Komünist Partisi (bolşevik) Tiflis Komitesi, “Taşnak vahşiliğini” sert bir şekilde protesto ettiğini bildirmiş, Parti’nin yetkililerinden A. Mikoyan da Taşnakların “kanlı cinayetlerine” son verilmesi için bütün önlemlerin alınacağını belirtmiştir.[xxxviii] Taşnakların İstanbul’da kendilerinden farklı düşünen Ermenilere karşı da terör eylemlerine giriştiği, ayrıca kamu görevi yapan tüm Ermeni memurları tehdit ettiği Osmanlı belgelerine de yansımıştır.[xxxix]

Gurko-Kryajin ise Taşnakların Büyük Ermenistan hayali için “nüfus temizliğine” giriştiğini belirterek şunları yazar:

“Kars ve Erivan bölgesindeki bütün Müslüman nüfus ya yok edildi ya da cebren Türk ve ya İran topraklarına gönderildi. Şuragel, Kağızman, Karakurt, Sarıkamış, Surmali yöreleri yakıp yıkıldı, onbinlerce insan ise can havliyle kaçtı.”[xl]

Zavriyev de Gurko-Kryajin gibi Taşnakların, 1920 yılında emperyalist Batı’nın yardımıyla Türklere karşı savaş başlatarak kendi topraklarını Tatar ve Kürtlerden temizlemek ve saf milli bir devlet kurmak amacında olduğunu yazar. Zavriyev, Taşnakların, bu amaç için de söylentiler yayarak halkı Türk-Bolşevik bloğuna karşı kutsal savaşa çağırdığını ifade eder.[xli]

Günümüz Türkologlarından Moskova Uluslararası İlişkiler Devlet Enstitüsü (MGİMO) öğretim üyesi Doç. Dr. K. A. Belova ise Sovyet Arşivleri belgelerinden yola çıkarak Türkiye’de sunduğu tebliğsinde Ermenilerin Osmanlı Devleti’ne karşı haince davrandığını ifade eder ve Taşnak ve Hınçak zulmünü aktarır:

“Tam o zaman, nisan ayında, Van vilayetinde, Hınçak Komitesi tarafından hazırlanmış olan ve belki de onbeş bin silahlı Ermeni’yi içeren bir isyan başlıyor. Türk ve Kürt köylerine saldırılar yapılıyor. Bu isyanın neticesi, harp zamanının mantığına göre, ilk Ermeni tehciri oldu. Bunu izleyen olaylar, tam manasıyla korkunçtu. Ermeni gönüllü birlikleri, Müslüman nüfusunu keserek, hem Rus birliklerine yol açıyor hem de hayal ettikleri, ama, azınlık oldukları topraklarında büyük Ermenistan’a hayat alanı hazırlanıyor. (…) Müslüman köylüleri de, son kaçış, tehcirlerde, Ermeni saldırılarında milyonlarca kurban veriyor.

“1918 başlarında, Taşnaklar, cephelerden dönen Rus birliklerinin elinden silah satın almaya başlıyor ve Ermeni gönüllüleri, yeniden silahlanıyor. Bu çeteler, Rus subaylarının anlattıklarına göre, Erzincan ve Erzurum Müslüman nüfusunu yok etmeye çalışıyor.

Ermeni birliklerinin ve çetelerinin zorbalıklarına karşı çıkan Türk ordusu, 12 Mart 1918’de, Erzurum’u ele geçirip Ermenileri doğu tarafına kovalıyor. (…)Ermeniler on sekiz ay boyunca işgal ettikleri topraklarından kuzeybatı istikâmetine, yani, Trabzon tarafına yönelik devamlı saldırı yapıyorlardı. Hedefleri, yerli nüfustan temizlenmiş topraklarda, yine de Ermeni nüfusunun çoğunluğunu yaratmak.”[xlii]

Sovyet kaynaklarına yansıyan Taşnak katliamları sadece Transkafkasya ve Doğu Anadolu Bölgesi’yle sınırlı değildir. Sovyet tarihçisi İrandust, Taşnakların Müslüman halka karşı Adana, Maraş vb. bölgelerinde giriştikleri toplu kırımları da dile getirmektedir:

“İşgal edilmiş bölgelerde terör rejimi uygulandı. Fransızların oluşturduğu Taşnaklardan müteşekkil jandarma birlikleri, Türk nüfusa karşı kitlesel cinayetlere giriştiler. İçine Kilikya’yı ve Türkiye’nin Trabzon’a kadar Doğu vilayetlerini de alan Akdeniz’den, Karadeniz’e “Büyük Ermenistan” projesi, müttefikler tarafından resmi olarak tartışıldı. (…)

“Ermeni çeteleri, (…) sırayla bütün köyleri kılıçtan geçirdi. (…) Türk nüfusun fiziksel olarak ortadan kaldırılması programı tamamen bilinçli olarak işgalcilerin yönetiminde yürütüldü.”[xliii]

A. M. Şamsutdinov, Ermeni hükümetini “kanlı Taşnak diktatoryası” olarak nitelerken, “Taşnak hükümetinin cinai politikasından” bahseder.[xliv] Bagirov da Taşnakların saldırgan politikalarını ayrıntılarıyla aktarır.[xlv] Glasneck ise Taşnakların Sevr ile kendisine vaat edilen Türk topraklarını ele geçirmek için Türkiye’ye karşı savaş ilan ettiğini yazar.[xlvi]

Taşnakların kendi belgeleri de emperyalistlerin elinde terörist-komplocu bir örgüt olduklarını kanıtlamaktadır. 1915 Şubatında Tiflis’teki Bütün Ermenistan Milli Kongresi’nde Taşnaksutyun Partisi’nin askeri kanat temsilcisinin yaptığı konuşma bu bakımdan önemli bir örnektir:

“Bilindiği gibi, Rus hükümeti savaşın başında Türk Ermenilerini silahlandırmak ve savaş sırasında ülke içinde ayaklanma çıkartmak için hazır hale getirmek amacıyla hazırlık gideri olarak 242900 ruble verdi. Gönüllü birliklerimiz Türk ordusunun savunma hattını yırtıp, ayaklananlarla birleşerek cephe ve cephe gerisinde anarşi yaratmak ve bununla birlikte Rus ordularının geçişini ve Türk Ermenistanı’nı ele geçirmesini sağlamak zorunda.”[xlvii]

Diğer taraftan Taşnaksutyun Partisi’nin Doğu Bürosu ve İstanbul Komitesi, Doğu Anadolu’da Türklere karşı Rus Savaş Bakanlığı’nın planları çerçevesinde ayaklanma çıkartma kararı alır. Bu temelde Nisan 1915’te yaklaşık 10 bin Taşnak savaşçısı, Andranik komutanlığındaki Ermeni gönüllü birlikleri Van’a yaklaşırken şehirde ayaklanma çıkarır. Boryan’ın ifade ettiği gibi Taşnaksutyun Partisi, emperyalist efendilerine karşı görevini yerine getirir. Ancak Boryan’ın aşağıdaki ifadeleri meselenin özünü ortaya koyması bakımından çok daha önemlidir:

“Kendiliğinden anlaşılacağı gibi, askeri harekatın cephe gerisinde onbin kişilik bir kitlenin devlete karşı ayaklanma çıkardığında ve bununla haritada varlığını ilan ettiğinde, devlet düşüncesi, devlet iktidarını ve devlet adamlarının meşru müdafaa adına sorumlu önlemler almasını gerektirir. Ayaklanmayı bastırmanın imkanlarını arayıp bularak ve kendi devletini korumak gibi ortada duran önemli bir görevi unutmadan bu ilke tamamıyla uygulanabilir: Amaç, aracı haklı kılar.”[xlviii]

Emperyalist devletlerle birlikte yaşanan acıların sorumlusu olarak Taşnaklar

Büyük Sovyet Ansiklopedisi, yaşanan tehcir ve kırımın sorumlusu olarak da Taşnakları işaret eder:

“Birinci Dünya Savaşı’nda Ermeniler çeteler kurmaya başlamışlardı. Bu çeteler, açıkça Türk hükümetine karşı eylemlere geçtiler, ancak bir şey elde edemediler. Bu savaş nedeniyle Ermeni ulusu Doğu Anadolu’yu terk etmek zorunda kaldı.”[xlix]

Bu fikir, yine Sovyet devlet adamlarının fikirleriyle uyum halindedir. Stalin, Pravda gazetesinde 30 Kasım 1920 tarihinde yayımlanan konuşmasında “Taşnak Ermenistanı’nın, kuşkusuz, onları Türkiye’nin üzerine saldırtan İtilaf Devletleri’nin provokasyonuna kurban olduğunu” ifade eder.[l] Ayrıca Ermenistan Komünist Partisi Merkez Komite Sekreteri İoanisyan, Erivan’dan 10 Ekim 1922 tarihinde Stalin’e yolladığı çok gizli damgalı şifreli telgrafında Ermeni halkının Ermeni burjuvazisinin günahları ve milliyetçi emelleri yüzünden kurban verdiğini ve bunun önüne geçilmesi ve Ermenistan Komünist Partisi’nin prestijinin Ermeni kitleleri arasında artırılması için Ankara hükümetiyle iyi ilişkiler geliştirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.[li]

Kızıl Ordu’nun en önemli kumandanlarından biri olan M. V. Frunze ise Türkiye ziyaretinin ardından yazdığı anılarında Ermeni Meselesi’ne de değinir ve dökülen kanın sorumlularını net bir şekilde ortaya koyar:

“Bu ‘bir denizden öteki denize değin Büyük Ermenistan’ gibi erişilmez hayali, Ermeni milliyetçiler grubuna aşılayan da Antant’tan başkası değildi. İşte bu yüzden, bu boş ve aptalca hayal yüzünden yüz binlerce Ermeni köylüsü, komşuları Türk ve Kürtler tarafından topraklarından sökülüp atıldı. İşte Antant’la ilişkileri yüzünden üç yıldır Anadolu’nun dağ ve tarlalarında sel gibi kan akıtılıyor. Ve işin en kötü yanı da bunu hiçbir zaman olanların hesabı sorulmaması gereken kişiye ödetmeye çalışıyorlar.”[lii]

Komünist Enternasyonal Yürütme Kurulu da “İran, Ermenistan ve Türkiye’nin Ezilen Halk Kitlelerine” başlığını taşıyan 29 Haziran 1920 günlü bildirisinde, Ermeni Meselesi’ne yapılan emperyalist müdahaleyi açık bir dille saptar ve mahkûm eder. Enternasyonal, “Ermenistan köylü ve işçilerine”, “yıllar boyunca Kürtlerin Ermenileri kestiğinden dem vurup sizi Sultana karşı mücadeleye kışkırtan ve bu mücadeleden her gün yeni kârlar elde eden yabancı sermayenin çevirdiği dolapların kurbanı oldunuz.” şeklinde seslenir.[liii]

Sovyet tarihçileri de bu konuda hemfikirdir. İnal Butayev, “Doğu’da Ulusal Devrim” başlıklı eserinde Türklerle Ermeniler arasındaki tarihte kanlı sayfalara neden olan düşmanlığın nesnel ve öznel sebeplerini şu şekilde tespit eder:

“1) Ermeni burjuvazisi emperyalist devletlerin ajanı olması, 2) bu burjuvazinin, Türk milli ekonomisinin uzun süre gelişmesine engel olarak, ekonomiyi kumanda eden yerlere sahip olmasını sağlayan kapitülasyonlar.”[liv]

Boryan, karşılıklı kırımın ve Ermeni halkının çektiği acıların sorumluluğunu Çarlık Rusyası’na yükler. Ayrıca kendi milletine ihanet eden ve Çarlık emperyalizminin ajanlığını yapan Taşnak önderlerinin, Ermeni halkının çıkarlarını gözetmek yerine, emperyalist diplomasisinin çıkarlarını esas aldığını ve bu şekilde Ermenilerin yok olmasına sebebiyet verdiğini de belirtir.[lv]

Vartanyan ise Amerikan ve İngiliz emperyalizminin, kardeş Transkafkasya halkları arasında karşılıklı kırımı ateşlediğini yazarken, Taşnakların maceracı iç ve dış politikalarının Ermeni halkının yaşadığı kırımın önemli bir sebebi olduğunu vurgular.[lvi] Zavriyev de büyük devletlerin Ermeni Meselesi’ne ve onun aracılığıyla Türk Meselesi’ne karışmalarının Ermeni halkının çektiği acılarda esas paya sahip olduğunun altını çizer.[lvii]

Şamsutdinov, Kerimov ve Starçenkov Taşnak-Türk savaşının asıl suçlularının İngiltere, Fransa, ABD ve İtalyan emperyalistleri ve Taşnakların maceracı politikaları olduğuna dikkat çekerler.[lviii] SSCB Bilimler Akademisi, Belova, Starçenkov ve Glasneck de Taşnakların “Büyük Ermenistan” hayali uğruna Ermenileri kurban ettiğini tespit eder.[lix]

Taşnakların Anadolu’da yaşayan Kaçaznuni, Şahrikyan Efendi ve Zoryan gibi liderleri de bu gerçeği o yıllarda görür ve “Büyük Ermenistan” hayalinin gerçekçi olmadığını tespit ederler. Bu liderler, Türklere karşı harekete geçen Transkafkasya’daki Ermeni gönüllü birliklerine karşı çıkmışlar ve Türklere karşı harekatın hemen durdurulmasını savunmuşlardır. Kafkas Ermenilerinin, Türk Ermenilerinin işlerine burunlarını sokmaması konusunda uyarıda bulunan liderler, Taşnakların bu politikalarının Türk Ermenilere özgürlük değil, ölüm getireceğini daha 1915 yılında ısrarla vurgulamışlardır.[lx] Ama ne yazık ki bu ısrarlarından sonuç alamamışlardır.

Osmanlı ve Türkiye Taşnaklara karşı haklı bir savaş vermiştir

Büyük Sovyet Ansiklopedisi, Sovyet arşiv belgeleri[lxi] ve Sovyet yayınları, Taşnak gerçeğini net bir şekilde gözler önüne sermektedir. Yukarıda aktardığımız bilgileri ve tespitleri toparlayacak olursak şu sonuçlarla karşılaşırız:

1) Taşnaklar, Batı emperyalizminin ve Çarlık Rusyası’nın Anadolu’yu paylaşma ve sömürgeleştirme planının bir aracı olmuşlardır. Görevleri, kendi belgelerinde itiraf ettikleri gibi cephede ve cephe gerisinde anarşi çıkarmak, gönüllü birliklerle de Rus ordularının önünü açmaktır. Yani Taşnaklar, Türkiye’de bulunan Ermeni komiteleri aracılığıyla Anadolu’yu içerden, Transkafkasya’dakiler aracılığıyla ise dışardan vurmuşlardır. Emperyalistlerin koçbaşı misyonunu üstlenen Taşnakların diğer bir hedefi de Anadolu’nun önemli bir kısmını içine alan “Büyük Ermenistan’ı” kurmaktır.

2) Taşnakların bu görevlerini yerine getirirken Transkafkasya’da, Doğu Anadolu’da ve Adana ve çevresinde başvurdukları yöntem ise Müslüman halka karşı toplu kırımlardır. Ve bu kırımlar İrandust’un ifade ettiği gibi bilinçli ve programlı bir şekilde İtilaf güçlerinin yönetiminde gerçekleştirilmektedir. Sovyet kaynakları, Taşnakların “Büyük Ermenistan hayaline” ulaşmak için “nüfus temizliğine” giriştiği konusunda hemfikirdir.

3) Bütün bu yaşananlar, Sovyet Dışişleri Halk Komiseri Çiçerin’in belirttiği gibi “Türk kumandanlığını kayıtsız bırakamayacak” seviyededir. Askeri tarihçi Prof. Dr. Korsun, Taşnakların Yunanlılardan bir farkı olmadığının altını çizmektedir. O zaman, kendisi bir Ermeni olan tarihçi Boryan’ın yukarıda hatırlattığı ilke önem kazanmaktadır: “Amaç, aracı haklı kılar.” Boryan’ın ifadeleriyle, savaş sırasında devlete karşı bir kitle ayaklandığında devlet olmak, devlet iktidarını ortaya koymayı ve gerekli önlemleri alarak meşru müdafaa hakkını kullanmayı gerektirir.

Dolayısıyla Anzavurlar, Çapanoğulları nasıl bastırıldıysa, Taşnakların emperyalist güdümlü isyanları da aynı şekilde bastırılacaktır. Yaşanan süreçte Osmanlı ve TBMM, Taşnaklara ve Ermeni bozgunculuğuna karşı açık olarak haklı bir savaş vermişler ve vatan savunmasında bulunmuşlardır. Vatanını savunmak, en meşru haktır.

4) Bütün bu önlemlerin alınması sonucunda yaşanan tehcirin ve karşılıklı kırımın (mukatele) sorumluları da Batı emperyalistleri ve Çarlık Rusyası’yla birlikte Taşnak iktidarıdır. Bu kuvvetler, Ermeni halkını kendi emperyal amaçları için kurban etmişlerdir.

—————————

Mehmet B. Perinçek

İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü Araştırma Görevlisi

Teori, Nisan 2005

[i] Bolşaya Sovyetskaya Entsiklopediya, c. 3, Aktsionernoe Obşestvo “Sovyetskaya Entsiklopediya”, Moskva, 1926, s. 434.

[ii] Age, s. 435, 437.

[iii] B. A. Boryan, Armeniya, Mejdunarodnaya Diplomatiya i SSSR, c. 1, Gosudarstvennoe İzdatelstvo, Moskva-Leningrad, 1929, s. 24.

[iv] Bolşaya Sovyetskaya Entsiklopediya, c. 20, s. 526 vd.

[v] Lenin’in, 1914 yılında Berlin’de yayımlanan Dr. Franz Quadflieg’in Russische Expansionspolitik von 1774 bis 1914’ten kendi elyazısıyla deftere yazdığı bu notlar için bkz. Lenin, Werke, Bd. 49, Hefte zum Imperialismus, Dietz Verlag, Berlin 1970, s.694 vd.

[vi] Doğu Perinçek, Lenin Stalin Mao’nun Türkiye Yazıları, Kaynak Yayınları, 3. Basım, İstanbul, Temmuz 1992, s. 119 vd.

[vii] J. V. Stalin, “Yaşasın Sovyet Ermenistanı!”, Eserler, c.4, İnter Yayınları, İstanbul, Şubat 1990, s.362 vd.

[viii] Komintern Belgelerinde Türkiye-1, Kurtuluş Savaşı ve Lozan, derleyen: Doğu Perinçek, Kaynak Yayınları, Yeniden düzenlenmiş 2. basım, İstanbul, Kasım 1993, s.17.

[ix] Tam metni için bkz. Aşot Ayrapetyan, “Kak Turki İ Bolşeviki V 1920 Godu Raspravilis S Armeniyey”, Pro Armenia dergisi, 1992, No. 6, s. 35 vd.

[x] B. A. Boryan, age, s. 25. Benzer ifadeler için ayrıca bkz. s. 345, 347, 371.

[xi] Age, s. 347 vd.

[xii] Age, s. 370.

[xiii] Rapor için bkz. D. S. Zavriyev, K Noveyşey İstorii Severo-Vostoçnıh Vilayetov Turtsii, Tibilisi, 1947, s. 159 vd.

[xiv] Age, s. 78 vd., 162.

[xv] S. A. Vartanyan, Pobeda Sovyetskoy Vlasti V Armenii (1917-1920), Akademiya Nauk Armyanskoy SSR İnstitut İstorii, Yerevan, 1954, s. 19.

[xvi] Age, s. 55.

[xvii] V. A. Gurko-Kryajin, Blijniy Vostov i Derjavı, Nauçnaya Assotsiatsiya Vostokovedeniya Pri TsİK SSSR, Moskva, 1925, s. 92.

[xviii] Y. A. Bagirov, Kurtuluş Savaşı Yıllarında Azerbaycan-Türkiye İlişkileri, Bilim Yayınları, İstanbul, Şubat 1979, s. 145.

[xix] Johannes Glasneck, Kemal Atatürk Ve Çağdaş Türkiye, Onur Yayınları, Ankara, Aralık 1976, s. 160.

[xx] Bkz. S. A. Vartanyan, age, s. 28; D. S. Zavriyev, age, s. 80, 82; Y. A. Bagirov, age, s. 116; Aşot Ayrapetyan, age, s. 34 vd.

[xxi] N. G. Korsun, Greko-Turetskaya Voyna 1919-1922, Gosudarstvennoe Voyennoe İzdatestvo Narkomata Oboronı Soyuza SSR, Moskva, 1940, s. 9.

[xxii] İtilaf Devletleri’nin Tiflis’teki temsilcileri.

[xxiii] D. S. Zavriyev, age, s. 85.

[xxiv] Age, s. 85 vd.

[xxv] Bolşaya Sovyetskaya Entsiklopediya, c. 20, s. 528.

[xxvi] Age, c. 3, s. 438.

[xxvii] Age, c. 20, s. 530.

[xxviii] Notanın tam metni için bkz. Dokumentı Vneşney Politiki SSSR, c. 3, Gospolizdat, Moskva, 1959, s. 392 vd.

[xxix] Raporun tam metni için bkz. Rusya Toplumsal-Siyasal Tarih Devlet Arşivi (RGASPİ) fond 2, liste 2, dosya 758, yaprak 1-4.

[xxx] Frunze’nin 23 Kasım 1921 günü Batum’dan Lenin’e ve Troçki’ye yolladığı şifreli telgrafı, RGASPİ f. 2, l. 1, d. 22137, y. 2 ve arkası.

[xxxi] Nahcivan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Merkez Devlet Arşivi (TsGA Nahiçevanskoy SSR) f. 314, l. 6’dan aktaran: K. Ragimov, S. Sadıhov, “Znat Pravdu…”, Vozrojdenie dergisi, No: 10-11-12, 1991, s. 59.

[xxxii] TsGA Nahiçevanskoy SSR f. 13, l. 1, d. 114, y. 94’ten aktaran: K. Ragimov, S. Sadıhov, age, s. 60.

[xxxiii] Mdivani’nin Orconikidze ve Stalin’e gönderdiği 5 Aralık 1920 tarihli telgraf, RGASPİ f. 85, l. 14, d. 50, y. 6 ve arkası.

[xxxiv] V. Tarhov, “Zanyatie g. Nahiçevani İ Pervaya Vstreça Trasnoy Armii S Voyskami Kemal-Paşi”, Voyennıy Vestnik dergisi, 15 Nisan 1922, No. 8, s. 34. Türkçesi için bkz. V. Tarhov, Nahcivan’ın Zaptı Ve Kızıl Ordu’nun Kemal Paşa Ordusu İle İlk Buluşması, Teori dergisi, Haziran 2004, s. 65 vd.

[xxxv] Al. Stavrovski, Zakafkazye Posle Oktyabrya, Gosuderstvennoe İzdatelstvo, Moskva-Leningrad, 1925, s. 6, 34, 97.

[xxxvi] S. A. Vartanyan, age, s. 17, 19, 29.

[xxxvii] Age, s. 17.

[xxxviii] Ermenistan SSC Merkez Devlet Arşivi (TsGA Arm. SSR) f. 66/200, d. 401/144, l. 74’ten aktaran: Vartanyan, age, s. 29.

[xxxix] Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Dahiliye-Kalem-i Mahsus, dosya 49-2, belge 57, nu 24, ek 1,2’den aktaran: Ali İhsan Gencer, Sabahattin Özel, Türk İnkılap Tarihi, Der Yayınları, 9. Basım, İstanbul, 2004, s. 83.

[xl] V. A. Gurko-Kryajin, age, s. 93.

[xli] D. S. Zavriyev, age, s. 83 vd.

[xlii] Tebliğin tam metni için bkz. http://www.tbmm.gov.tr/tpb/sempozyum/s1/Oturum4.htm.

[xliii] İrandust, Dvijuşie Silı Kemalistskoy Revolyutsii, Gosuderstvennoe İzdatelstvo, Moskva-Leningrad, 1928, s. 67, 69 vd.

[xliv] A. Şamsutdinov, Kurtuluş Savaşı Yıllarında Türkiye Sovyetler Birliği İlişkileri, Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncıyık A.Ş., Ağustos 2000, s. 28 vd.

[xlv] Y. A. Bagirov, age, s. 127, 144, 151, 153.

[xlvi] Johannes Glasneck, age, s. 161.

[xlvii] Bkz. B. A. Boryan, age, s. 360.

[xlviii] Age, s. 362 vd.

[xlix] Bolşaya Sovyetskaya Entsiklopediya, c. 3, s. 436.

[l] Stalin, “Polojenie Na Kavkaze”, Pravda, 30 Kasım 1920. Türkçesi için bkz. J. V. Stalin, “Kafkasya’da Durum”, Eserler, c.4, İnter Yayınları, İstanbul, Şubat 1990, s.360.

[li] Rusya Toplumsal-Siyasal Tarih Devlet Arşivi f. 5, l. 2, d. 92, y. 43.

[lii] M. V. Frunze, Türkiye Anıları, Cem Yayınevi, İstanbul, 1978, s. 108 vd.

[liii] Komintern Belgelerinde Türkiye-1, Kurtuluş Savaşı ve Lozan, s. 17.

[liv] İnal Butayev, Natsionalnaya Revolyutsiya Na Vostoke, Raboçeyeİzdatestvo “Priboy”, Leningrad, 1925, s. 164.

[lv] B. A. Boryan, age, s. 346, 362, 378, 418.

[lvi] S. A. Vartanyan, age, s. 20, 35.

[lvii] D. S. Zavriyev, age, s. 161.

[lviii] A. M. Şamsutdinov, age, s. 24; M. A. Kerimov, Borba Sovyetskih Resbuplik Za Proçnıy Mir İ Dobrososedskie Otnoşeniya S Turtsiyey (1920-1922 gg.), Moskovski İnstutut Vostokovedeniya, Moskva, 1953, s. 12.

[lix] SSCB Bilimler Akademisi, Ekim Devrimi Sonrası Türkiye Tarihi, Bilim Yayınları, İstanbul, Nisan 1979, s. 64; Belova ve Starçenkov için bkz. http://www.tbmm.gov.tr/tpb/sempozyum/s1/Oturum4.htm; Johannes Glasneck, age, s. 161.

[lx] Bkz. B. A. Boryan, age, s. 360 vd.

[lxi] Sovyet arşiv belgelerinde Ermeni Meselesi’yle ilgili daha kapsamlı bir çalışma için bkz. Mehmet Perinçek, Sovyet Arşivleri Türkiye’nin Tezlerini Doğruluyor, Ermeni Araştırmaları 1. Türkiye Kongresi Bildirileri, c. 1, ASAM – Ermeni Araştırmaları Enstitüsü Yay., Ankara 2003, s. 125 vd.

Mehmet B. Perinçek

İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü Araştırma Görevlisi

Teori, Nisan 2005

[1] Bolşaya Sovyetskaya Entsiklopediya, c. 3, Aktsionernoe Obşestvo “Sovyetskaya Entsiklopediya”, Moskva, 1926, s. 434.

[1] Age, s. 435, 437.

[1] B. A. Boryan, Armeniya, Mejdunarodnaya Diplomatiya i SSSR, c. 1, Gosudarstvennoe İzdatelstvo, Moskva-Leningrad, 1929, s. 24.

[1] Bolşaya Sovyetskaya Entsiklopediya, c. 20, s. 526 vd.

[1] Lenin’in, 1914 yılında Berlin’de yayımlanan Dr. Franz Quadflieg’in Russische Expansionspolitik von 1774 bis 1914’ten kendi elyazısıyla deftere yazdığı bu notlar için bkz. Lenin, Werke, Bd. 49, Hefte zum Imperialismus, Dietz Verlag, Berlin 1970, s.694 vd.

[1] Doğu Perinçek, Lenin Stalin Mao’nun Türkiye Yazıları, Kaynak Yayınları, 3. Basım, İstanbul, Temmuz 1992, s. 119 vd.

[1] J. V. Stalin, “Yaşasın Sovyet Ermenistanı!”, Eserler, c.4, İnter Yayınları, İstanbul, Şubat 1990, s.362 vd.

[1] Komintern Belgelerinde Türkiye-1, Kurtuluş Savaşı ve Lozan, derleyen: Doğu Perinçek, Kaynak Yayınları, Yeniden düzenlenmiş 2. basım, İstanbul, Kasım 1993, s.17.

[1] Tam metni için bkz. Aşot Ayrapetyan, “Kak Turki İ Bolşeviki V 1920 Godu Raspravilis S Armeniyey”, Pro Armenia dergisi, 1992, No. 6, s. 35 vd.

[1] B. A. Boryan, age, s. 25. Benzer ifadeler için ayrıca bkz. s. 345, 347, 371.

[1] Age, s. 347 vd.

[1] Age, s. 370.

[1] Rapor için bkz. D. S. Zavriyev, K Noveyşey İstorii Severo-Vostoçnıh Vilayetov Turtsii, Tibilisi, 1947, s. 159 vd.

[1] Age, s. 78 vd., 162.

[1] S. A. Vartanyan, Pobeda Sovyetskoy Vlasti V Armenii (1917-1920), Akademiya Nauk Armyanskoy SSR İnstitut İstorii, Yerevan, 1954, s. 19.

[1] Age, s. 55.

[1] V. A. Gurko-Kryajin, Blijniy Vostov i Derjavı, Nauçnaya Assotsiatsiya Vostokovedeniya Pri TsİK SSSR, Moskva, 1925, s. 92.

[1] Y. A. Bagirov, Kurtuluş Savaşı Yıllarında Azerbaycan-Türkiye İlişkileri, Bilim Yayınları, İstanbul, Şubat 1979, s. 145.

[1] Johannes Glasneck, Kemal Atatürk Ve Çağdaş Türkiye, Onur Yayınları, Ankara, Aralık 1976, s. 160.

[1] Bkz. S. A. Vartanyan, age, s. 28; D. S. Zavriyev, age, s. 80, 82; Y. A. Bagirov, age, s. 116; Aşot Ayrapetyan, age, s. 34 vd.

[1] N. G. Korsun, Greko-Turetskaya Voyna 1919-1922, Gosudarstvennoe Voyennoe İzdatestvo Narkomata Oboronı Soyuza SSR, Moskva, 1940, s. 9.

[1] İtilaf Devletleri’nin Tiflis’teki temsilcileri.

[1] D. S. Zavriyev, age, s. 85.

[1] Age, s. 85 vd.

[1] Bolşaya Sovyetskaya Entsiklopediya, c. 20, s. 528.

[1] Age, c. 3, s. 438.

[1] Age, c. 20, s. 530.

[1] Notanın tam metni için bkz. Dokumentı Vneşney Politiki SSSR, c. 3, Gospolizdat, Moskva, 1959, s. 392 vd.

[1] Raporun tam metni için bkz. Rusya Toplumsal-Siyasal Tarih Devlet Arşivi (RGASPİ) fond 2, liste 2, dosya 758, yaprak 1-4.

[1] Frunze’nin 23 Kasım 1921 günü Batum’dan Lenin’e ve Troçki’ye yolladığı şifreli telgrafı, RGASPİ f. 2, l. 1, d. 22137, y. 2 ve arkası.

[1] Nahcivan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Merkez Devlet Arşivi (TsGA Nahiçevanskoy SSR) f. 314, l. 6’dan aktaran: K. Ragimov, S. Sadıhov, “Znat Pravdu…”, Vozrojdenie dergisi, No: 10-11-12, 1991, s. 59.

[1] TsGA Nahiçevanskoy SSR f. 13, l. 1, d. 114, y. 94’ten aktaran: K. Ragimov, S. Sadıhov, age, s. 60.

[1] Mdivani’nin Orconikidze ve Stalin’e gönderdiği 5 Aralık 1920 tarihli telgraf, RGASPİ f. 85, l. 14, d. 50, y. 6 ve arkası.

[1] V. Tarhov, “Zanyatie g. Nahiçevani İ Pervaya Vstreça Trasnoy Armii S Voyskami Kemal-Paşi”, Voyennıy Vestnik dergisi, 15 Nisan 1922, No. 8, s. 34. Türkçesi için bkz. V. Tarhov, Nahcivan’ın Zaptı Ve Kızıl Ordu’nun Kemal Paşa Ordusu İle İlk Buluşması, Teori dergisi, Haziran 2004, s. 65 vd.

[1] Al. Stavrovski, Zakafkazye Posle Oktyabrya, Gosuderstvennoe İzdatelstvo, Moskva-Leningrad, 1925, s. 6, 34, 97.

[1] S. A. Vartanyan, age, s. 17, 19, 29.

[1] Age, s. 17.

[1] Ermenistan SSC Merkez Devlet Arşivi (TsGA Arm. SSR) f. 66/200, d. 401/144, l. 74’ten aktaran: Vartanyan, age, s. 29.

[1] Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Dahiliye-Kalem-i Mahsus, dosya 49-2, belge 57, nu 24, ek 1,2’den aktaran: Ali İhsan Gencer, Sabahattin Özel, Türk İnkılap Tarihi, Der Yayınları, 9. Basım, İstanbul, 2004, s. 83.

[1] V. A. Gurko-Kryajin, age, s. 93.

[1] D. S. Zavriyev, age, s. 83 vd.

[1] Tebliğin tam metni için bkz. http://www.tbmm.gov.tr/tpb/sempozyum/s1/Oturum4.htm.

[1] İrandust, Dvijuşie Silı Kemalistskoy Revolyutsii, Gosuderstvennoe İzdatelstvo, Moskva-Leningrad, 1928, s. 67, 69 vd.

[1] A. Şamsutdinov, Kurtuluş Savaşı Yıllarında Türkiye Sovyetler Birliği İlişkileri, Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncıyık A.Ş., Ağustos 2000, s. 28 vd.

[1] Y. A. Bagirov, age, s. 127, 144, 151, 153.

[1] Johannes Glasneck, age, s. 161.

[1] Bkz. B. A. Boryan, age, s. 360.

[1] Age, s. 362 vd.

[1] Bolşaya Sovyetskaya Entsiklopediya, c. 3, s. 436.

[1] Stalin, “Polojenie Na Kavkaze”, Pravda, 30 Kasım 1920. Türkçesi için bkz. J. V. Stalin, “Kafkasya’da Durum”, Eserler, c.4, İnter Yayınları, İstanbul, Şubat 1990, s.360.

[1] Rusya Toplumsal-Siyasal Tarih Devlet Arşivi f. 5, l. 2, d. 92, y. 43.

[1] M. V. Frunze, Türkiye Anıları, Cem Yayınevi, İstanbul, 1978, s. 108 vd.

[1] Komintern Belgelerinde Türkiye-1, Kurtuluş Savaşı ve Lozan, s. 17.

[1] İnal Butayev, Natsionalnaya Revolyutsiya Na Vostoke, Raboçeyeİzdatestvo “Priboy”, Leningrad, 1925, s. 164.

[1] B. A. Boryan, age, s. 346, 362, 378, 418.

[1] S. A. Vartanyan, age, s. 20, 35.

[1] D. S. Zavriyev, age, s. 161.

[1] A. M. Şamsutdinov, age, s. 24; M. A. Kerimov, Borba Sovyetskih Resbuplik Za Proçnıy Mir İ Dobrososedskie Otnoşeniya S Turtsiyey (1920-1922 gg.), Moskovski İnstutut Vostokovedeniya, Moskva, 1953, s. 12.

[1] SSCB Bilimler Akademisi, Ekim Devrimi Sonrası Türkiye Tarihi, Bilim Yayınları, İstanbul, Nisan 1979, s. 64; Belova ve Starçenkov için bkz. http://www.tbmm.gov.tr/tpb/sempozyum/s1/Oturum4.htm; Johannes Glasneck, age, s. 161.

[1] Bkz. B. A. Boryan, age, s. 360 vd.

[1] Sovyet arşiv belgelerinde Ermeni Meselesi’yle ilgili daha kapsamlı bir çalışma için bkz. Mehmet Perinçek, Sovyet Arşivleri Türkiye’nin Tezlerini Doğruluyor, Ermeni Araştırmaları 1. Türkiye Kongresi Bildirileri, c. 1, ASAM – Ermeni Araştırmaları Enstitüsü Yay., Ankara 2003, s. 125 vd.

About Çetin Bayramoğlu

Şairim , insanım.
Bu yazı SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.