YILDIZ MUHAKEMESİ VE MİTHAT PAŞA!

../..

Türk tarihçiliğinin anıtsal adlarından Ord. Prof. Dr. İsmail Hakkı Uzunçarşılı verecek. Rahmetli Uzunçarşılı, “Yıldız Muhakemesi” adlı kitabında ortadaki yalın gerçeği tam bir tarihçi sorumluluğu, serinkanlılığı ve has aydın namusuyla şöyle anlatıyor:

“Ben de uzun süre Abdülaziz’in öldürüldüğüne inandım. Hatta bu yolda yazılar yazdım. Ancak bu olayları ele alan kitaplarımın ikinci cildi olan ‘Taif Mahkûmları’nı bastırdığım halde ilk cildi olan ‘Yıldız Muhakemesi’ni bir türlü bastırmaya gönlüm elvermedi. Hep takıldığım, bana eksik ya da yanlış gibi görünen bir şeyler çıktı karşıma. Ancak Abdülhamit’in ölümünden elli yıl sonra, tüm evrakı Başbakanlık Arşivi’ne geçtikten sonra, bu evrakı okuduğumda gözlerim faltaşı gibi açıldı, gerçeği anladım. Abdülhamit kendisine gönderilen her notu, her yazıyı, her jurnali saklayan bir adamdı. Bu evrak arasında sanıkların nasıl iki kez sorguya çekildiklerini, başta inkâr ettiklerini, sonradan işkenceyle kabul etmek zorunda kaldıklarını, dayak yanında başı kızgın sobaya sokmak, hayaların burulması gibi bin türlü işkenceye uğradıklarını ibretle okudum.”

Uzunçarşılı’dan bu olağanüstü çarpıcı alıntıya, bir başka seçkin Türk aydını, rahmetli Orhan Asena; değerli oyun yazarımız Güngör Dilmen ile Cem Yayınevi’nden 1990 yılında ortak olarak yayımladıkları Türk tiyatro repertuvarının temel iki yapıtı “Yıldız Yargılanması” ile “Devlet ve İnsan”a yazdığı önsözde yer veriyor ve hemen ardından da şu çok düşündürücü, bilgece saptamayı yapıyor:

“Ben ‘Yıldız Yargılanması’ oyunumu 1981’de, Mithat Paşa’nın yaklaşan 100’üncü ölüm yıldönümü için yazarken yine olağanüstü bir dönemden geçiyorduk. İşkence yine gündemdeydi. Hapishaneler tıklım tıklım, sanki yüz yıl geçmemişti aradan. Birden işlediğim konunun gerisindeki asıl dramı, evrensel dramı gördüm. Zorba bir yönetimde işlenmemiş bir cinayet bahane kılınarak, adalet mekanizmasına nasıl bir cinayet işletilir, bu dramı gördüm…”

../..

Son sözü, Türk Aydınlanması’nın erken dönem öncüsü Mithat Paşa’ya bırakmak isterim. Boynunu celladın yağlı kemendine uzatırken şunu söyler bu yiğit, erdemli devlet adamı:

“Benim gibi maktullerin kanı zayi olmaz; diridir, hiç batmaz!…”

Aziz Naci Doğan

Odatv.com

About Çetin Bayramoğlu

Şairim , insanım.
Bu yazı TARİH içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.