Dr. Ali Bayramoğlu – Çevrim Dışı Görün (MSN)/Çevrim için Görün (ZHN)

Cevrim İçi Görün – Appear Online
“Ali” sesiyle irkildim. Etrafıma baktım, arkadaşlarım bana bakıyor ve yavaş yavaş ana dönüyordum. Lisedeyim, dersteyiz, hem de matematik ve öğretmen beni tahtaya çağırıyor. Gafil avlanıyorum. Okulun sıraları epeyce büyük olduğundan en arkanın bir önündeki sıramda ayakkabılarımı çıkarmış bağdaş kurmuş bir şekilde yakalanıyorum. Öğretmen beni tahtaya çağırıyor. Konumuz çarpanlara ayırma ve hiç bir şekilde ayırabilecek durumda değilim. Defterlerim ortaokul ve lise yıllarımda hep hikayeler ve karikatürlerle doluydu. Bu benim tarzımdı. Diğer öğrenciler de sıra altında cep telefonuyla mesajlaşma, roman okuma, spor gazetesi okuma, sıranın üstünde XoX oynama gibi yöntemler bulmuşlardı.

Sanmayın ki bu durum yetişkinlikte değişiyor, aksine gittikçe daha da mükemmelleşiyor. Aynagönül uygulamayla mükemmelleşir, yani zamanla öğrenilen bir beceridir. Tıpkı vücut geliştirme, satranç ustalığı, piyano çalma gibi. Otomatik pilot da uygulamayla gelişir. Otomatik pilotta neler yapabiliriz? Selamlaşırız, bir sohbeti “otomatik pilot” kelimeleriyle devam ettirebiliriz (“süpermiş abi”, “en iyisini yapmışsın”, “en doğru”, “e çok iyi” vb.), sevişmek, araba kullanmak, kitap okumak, tez yazmak (Yok artık!). Günümüz iletişim çağı ve evlerde inanılmaz bir uyaran bombardımanı var. Öyle bir tempoda yaşıyoruz ki 1950’lerin temposuna alışmış bir yetişkin 2000’lerin temposuna ayak uydurmakta ilk başlarda epey zorlanabilir. Bir de bu yükselen grafiğin çok uzakta değil 2030’lara geldiğimizde nasıl olabileceğini düşünün.

Televizyonla ilgili benim için ilk sınırları zorlayan otomatik pilot deneyimi 1990’larda babaannemin pembe dizileri takip etme şekliydi. Büyük televizyonda TRT1’deki dizi ve amcamın Suudi Arabistan’dan getirdiği siyah beyaz mobil televizyonda ise TRT3’deki dizi açık, babaannemin bir kulağı büyük televizyonda ve diğer kulağında küçük televizyona bağlı kulaklık. Aynagönülde, aynı anda birden fazla iş yapılamaz denir. İki dizi aslında hiç dizi gibidir. Ama insan otomatik pilotta yüzeysel olarak pek çok iş yapabilir. Şimdi nasıl ki hayatlarımız? Aynı anda televizyon izlerken bilgisayarda bir şeyler yapmak (Facebook, twitter vb.) ve bir şeyler yiyip içmek ve hatta belki telefonla konuşmak artık gayet doğal. Aynı anda pek çok şeyi yapmayı gerektiren bir tempoda yaşıyoruz. Bu kadar çok şey yaparken yaşamayı ıskalıyor olabilir miyiz ? Psikolojik rahatsızlıkların yanı sıra diğer tıbbi hastalıklarda da yükselen bir trend hakim. Ancak topluca uyuyorsak bu trendi fark edemeyiz. Ve uyuyoruz. Bize bunu fark ettirmeyen bir şey var: Zihin.

ZiHiN (ZHN) aynı anda her şey olsun ister. Aynı anda her şey olabilen tek şey “Hayattır”. Zihin hayatla yarışmaya çalışan yaramaz bir çocuk gibidir. İnternette ICQ ile hayatımıza giren anında mesajlaşma programlarında MSN’deki bir uygulama pek çok insanı cezbetti: Çevrim Dışı Görün (Appear Offline). Çevrim dışı görünmek tam insani bir istek, hem orada olayım, kim var kim yok göreyim hem de kimse beni görmesin. Ben istemeden insanlar bana bulaşmasın, ben istediğime gerek duyarsam bulaşırım. Gerçek hayatta görünmez olmayı henüz başaramadığımız için belki de MSN’den yüzlerce yıl önce Zihin kendince bir yöntem bulmuştu: Çevrim İçi Görün (Appear Online). Metroda son durağı beklerken kimi zihninde evde dizisini izlemeye, kimi sofrada o beklediği yemekleri atıştırmaya kimi ertesi gün yapacağı sunumun provasına başlamıştır. Çoğu kişi sabah duşunu alırken çoktan toplantıya başlar, çırılçıplak ve köpük içinde toplantıda o güne kadar yaptıklarını anlatırlar, kimi toplantıda akşam evde yapacakları hamburger partisini düşünüyor olabilirler. Toplantıda ise zaten daha önce toplantıyla ilgili yeterince düşünülmüştür ve toplantıda pek çok kişi çevrim içi görün moduna geçer. Bir gün istatistik dersinde hocanın anlattığı bir yeri anlayamadım ve yanimdaki arkadaşıma sordum “valla kaçırdım ben onu” dedi. Yandaki kızlardan da benzer yanıtları alıp arkamı döndüğümde arkadaşlarımın ikisi pencereden dışarı bakıyordu, onları pas geçip yanlarındakilere sorup “onu duymadım” ve “o ne” gibi yanıtlar alınca “çevrim içi görün”ün ne kadar etkili ve yanıltıcı olduğunu anladım: “Sınıfta yalnız mıyım?”

Hiç akordu bozuk bir gitarla bir şey çalmayı denediniz ya da akordu bozuk gitarla çalınan bir şeyi dinlediniz mi? Sonuç faciadır. Hele birde müzik kulağınız iyi ve hafif takıntılıysanız hiç iyi bir deneyim olmaz. Bizler de müzik enstrümanları gibiyiz. Her birimizin kendi melodileri var ama akordumuz bozuldukça hayatta kafamızı duvarlara vurmaya ve hayatı ıskalamaya başlarız. Aynagönül uygulamaları, ya da meditasyon, tam da akort etme dediğimiz şeydir. Bedenimiz ve zihin denen aygıt şimdiki anda eşlenerek akort edilir. Akortsuz gitarlarla Metallica’yı dinlediğinizi düşünün. Metallica konser öncesi tüm enstrümanları akort eder ve bir ekip kulaklarını dört açıp grubun akordunu kontrol eder ve arkada yedek enstrümanlar bekler. Her sabah 5-10 dakika kendinizi akort etmek hayatınızı bir süre sonra etkileyecektir. Çevrim içi görün modundan çevrim içi moduna girdiğinizde, yani Aynagönül olduğunuzda şaşırtıcı şeylerle karşılaşabilirsiniz. Örneğin hiç fark etmediğiniz güzellikleri görüp insanların bir kısmının nasıl da uyanık (anda olma anlamında) olduğunu ve uyuyan insanların neler yapabildiğini fark edersiniz. Bazen de benim derste başıma gelen gibi koskoca bir sınıfta yalnız olduğunuzu fark edersiniz. Akort olduktan sonra “Ben kimim?” sorusundan sonra şu soru da deneyiminizi kurcalayabilir: “Şu anda burada kaç kişiyiz?”

Dr. Ali Bayramoğlu

http://aynagonul.wordpress.com/2012/04/04/aynagonul-mindfulness-3-cevrim-disi-gorun-msncevrim-icin-gorun-zhn/

About Çetin Bayramoğlu

Şairim , insanım.
Bu yazı Dr. Ali Bayramoğlu içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.