Dr. Ali Bayramoğlu – Otomatik Pilot ve Otel

Anda olmak ne demektir? Pek de kelimelerle ya da sanatla, yani oturduğunuz yerde dinleyerek veya okuyarak öğrenebileceğiniz bir şey değildir. 2 kere 2 ? 3 kere 3 ? Şimdi bir de 72 bölü 8?…

Yoksa hepsini hesapladınız mı? Bu zihnimizin kolayca düşebileceği bir tuzaktır. Zihnimiz bunun için evrilmiştir ve tıpkı
bir cep telefonu gibi tasarlandığı işi yapar: Problem arar, bulur ve bazen de yaratır. Çünkü en iyi olduğu alan problem çözmektir. Zihin problem çözer, aynagönül ise deneyimler ve anda var olur. Sanki anda var olmamak mümkünmüş gibi… Şimdi balkondan dışarıya bakın, elinize kumandanızı alıp televizyon kanallarını gezin ve bir de belgesel kanalı açıp savanadaki aslanlara, zebralara bakın. Fark nasıl ama? Bunca şeyi mümkün kılan zihin ve dil, karanlık yönleriyle de sanki anda yokmuş gibi olmamızı neredeyse mümkün kılıyor. Uzay ve zaman açısından anda olmak zorunda olsak da psikolojik anlamda anda olmak zor yakalanılan bir şeydir. İnsanlar olarak problem-çözme zihin moduna öylesine kapılmış oluruz ki andan bir anda çekilip alınırız.

Evimden dışarı çıktığımda zaten 20 küsür senedir hergün inip çıktığım basamakları inip çıkarken artık algım daralmaya başlar. Çünkü ben bu merdivenleri ezbere biliyorum. Daha sonra, daha önce önünden binlerce kez geçtiğim taksi durağında o tanıdığım şoförlerden biri arabasını yıkıyordur, bakkalda Ufuk satış yapıyordur, elimi kaldırırım o da el eder ve böylelikle 7000 küsürüncü kez selamlaşmış oluruz. İleride kahve yine doludur ve at yarışı meraklıları bahçede toplanmışlardır. Ve az ilerisinde ise mahallede çok ama çok ilginç bir şey olmuştur. Belki sizin de başınıza gelmiştir bu durum, çünkü yaşadığımız internet, cep telefonu ve süper iletişim çağında bu gariplikler çokca yaşanmaya başladı. Bir anda karşımda beliren neredeyse bitmeye yakın bir otel… “Otelkondu” mu diye bakıyorum çünkü bana sanki bir gecede yapılmış gibi geliyor. Koskoca bina yıkılmış temel kazılmış ve üstüne 9 kat çıkmışlar. Genelde sizi andan alan problem-çözücü zihin “Hay Allah, nasıl da fark etmedim, neyse nerde kalmıştık” diye sizi yarım kalan ya da yeni bir problemin içine çeker: “Danışmanıma tezimle ilgili değişikliği nasıl söyleyeceğim?” Ama atlanmaması gereken bir nokta vardır: Otel.

Problem-çözücü zihin hayatın rutin akışında andan kopup hayatta kısa yollar bulmaya çalışır ve çoğu zaman bunlar kısa vadede zarar vermez ama uzun vadede hayatı ıskalatır. Aynagönül açısından bu durum şöyle değerlendirilir: Koca otelin inşaatı en azından 3 ay sürmüş olsa, zihne kapılan kişi (yani ben) sokaktan 3 aydır aslında geçmemiştir. Fiziken geçmiştir ama psikolojik olarak geçmemiştir. Zihnin kişiyi kaçırma yöntemi kişinin algılarını ve görüşünü daraltmaktır. Kişi artık okula doğru giden yolda algı ve görüşü tamamen daralarak gelişkin bir robot ya da otomatik pilot gibi yürümeye başlar, çünkü psikolojik olarak çoktan okula ulaşmıştır. Aynagönül ise duyular ve algı ile beslenir; sakin, hoşgörülü ve her türlü ithimale açıktır oysa ki otomatik pilot hissiz, gergin ve olası diğer ihtimallere karşı korkaktır. Otomatik pilottayken zihin artık hocasının odasında ya da sınıfta hocasıyla konuşmaktadır. Tezi ile ilgili değişiklikler hakkındaki bir problemi çözmek üzereyken sınıf ya da oda bir anda sallanmaya başlar, inanılmaz bir siren benzeri bir ses odada çalınır ve bu arada odanın içine bir anda insanlar dolup zihnin omzuna çarparlar. Olay basittir, zaten Kızılay’ın ortasında bir araba başkasına korna çalmış ve o kalabalıkta biri geçerken yanlışlıkla omuz atmıştır. Bazen de fiziksel ortam zihni otomatik pilottan çıkarıp ana gelmeye zorlar. Aynagönül zaten Kızılay’ın ortasında olacağı için bu onun açısından tedirgin edici, gerici ya da korkutucu olmayacaktır; ama zihin için hiç ummadığı bir anda gelen korkutucu uyaranlar stres yaratıcı ve daha sonra bazı hastalıklara neden olacak stres birikimine sebep olacaktır. Düşünsenize sınıfın ortasından bir anda yeşil renkli bir arabanın geçtiğini…

Otel tüm bu ihtişamıyla, bizim farkında olmadan bazen aylarca deneyimlediğimiz ne çok şeyin aslında zihin denen sihirbazın illüzyonları olduğunu gösteriyor.

Otel diyor ki: “Zihin senin arkadaşın değil, düşmanın da değil. Uyan! Zihin kendine çalışır tıpkı karaciğer gibi. Kendini nasıl akciğerine kaptırmıyorsan zihnine de kaptırma çünkü sen hepsinden büyüksün. Şunu kendine hatırlat: Sen varsan onlar var, sen yoksan onlar yok. Aynagönül için şunu da kendine hatırlat: Hayat varsa sen varsın, Sen yoksan da Hayat var”.

Zihin bazen bizi oltalamak için Dünya’nın geçici olduğunu söyler durur oysa insan ölçeğinde kalıcı olan dünya ve geçici olan bizleriz. Aynagönül anda olup hayatı yaşamaktır. Damlaya damlaya göl olduğu gibi ıskalama da küçük küçük olur ve yıllar sonra geriye dönüp bakıldığında anlaşılır. Yaşamak:

“Selam Nasılsın ?”

“ İyidir Sen ?”

“Benden de iyilik”

“Görüşürüz kendine iyi bak”

“Sen de”nin ötesidir.

Işıkları kapattım… Sanadalyeme oturdum… Zihnim dalgalansa da sörf yapacağım. Gönlüme Ayna tutacağım… Omzum düşük, sırtım ve boynum dik… Gözlerim kapalı… Sadece nefes alacağım… Dalgalar beni 1000 kere ele geçirse de 1001. kez tahtanın üstüne çıkıp nefesime döneceğim… Ben Kimim?…

Dr. Ali Bayramoğlu

http://aynagonul.wordpress.com/2012/04/02/aynagonul-mindfulness-2-otomatik-pilot-ve-otel/

About Çetin Bayramoğlu

Şairim , insanım.
Bu yazı Dr. Ali Bayramoğlu içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.