Osman Şahin

Öykülerimdeki insanların çoğu okuma yazma bilmezler. Ama sözlü söylenceleri, ağıt yakmasını iyi bilirler. Gündelik dilde kullandıkları sözcük sayısı, yüzelliyi ikiyüzü geçmez. Ama atalarından öğrendikleri, hap haline getirdikleri deyimleri, benzetmeleri iyi kullanırlar. Örneğin ‘Çok karınca deveyi öldürür’, ‘İki anadan süt emmiş boğa gibi olalım.’ derler. Bu dilin mekanı, sözlü halk anlatım geleneğidir. Kökleri oradan gelir. Dedem Korkut’un ‘tepeğen götin, süseğen yırtar’ sözü, günümüzdeki anlamıyla, ‘geçmişine sırtını dönenin, boynuz yırtar kıçını’ demektir. Buradaki ‘süseğen’ ve ‘tepeğen’ sözcükleri Mersin ve Toros köylerinde kullanılmaktadır. ‘Gölgemizden başka dostumuz, kuyruğumuzdan başka kırbacımız yok’ derler. ‘Tarlakuşu gibi göçmen kaldık’ derler. Yazar, bu ve buna benzer sözleri bir çekirdek gibi açarak, özüne sinmeli, etlendirerek yüksek bir anlatım diline dönüştürmeli.
Edebiyatın bir söz sanatı olduğunu biliyoruz. Söz insandır ve başlı başına bir eylemdir. Dağlarca’nın, ‘Uygarlık sözle başladı’ sözünü anımsayalım. Yunus’tan Nâzım Hikmet’e, söz üzerine sayısız dizeler, deyişler söylenmiştir. Sözün değerini halkımız iyi bilir. ‘Sözden çıkan sıradan çıkar’ bir halk deyişidir. Kimseyle konuşmayan, az konuşan kişiler için, ‘Ağzıkör’ derler. ‘Dilsiz ağız, yüreksiz göğüs’ derler. (Osman Şahin’le bir söyleşiden)

About Çetin Bayramoğlu

Şairim , insanım.
Bu yazı EDEBİYAT içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.