Hapşururken Kalp Durur Mu?

Mit-1: “Hapşurma sırasında kalp anlık olarak durur. Bu sebeple hapşuran birine ‘Çok yaşa!’ deriz.”

Mit-2: “Hapşurma sırasında bütün sistemler anlık olarak durur.”

Gerçek: Hapşurma sırasında vücudun kalp de dahil olmak üzere tek bir organı dahi çalışmasını anlık veya uzun süreli olarak durdurmamaktadır.

Bilgi-1: Hapşurmayı tetikleyen olgu, büyük çoğunlukla burun içerisindeki sinir uçlarının düzensiz uyarılmasıdır. Bu düzensiz uyarılma, beyinde burnun içerisinde rahatsız edici bir yapının bulunduğu şeklinde yorumlanır. Böylece “hapşurma” ismini verdiğimiz, yüksek şiddetli kasılma ve güçlü nefes verme refleksi devreye girer. Hapşurma refleksinin gerçekleştirilebilmesi için beyin derin nefes alma komutunu verir, bütün göğüs kafesi genişler ve gerilir. Gerilme sırasında akciğer basıncı hızla yükselir. Dil damağa yapışır, gözler kapanır ve beynin ikinci komutuyla akciğerlerdeki hava hızla dışarıya, burun ve ağız yoluyla çıkar. Bu süreçte, burnu rahatsız eden olgunun da sistemi terk etmesi hedeflenir.

Bilgi-2: Hapşurma sırasında olan olayların hiçbiri, kalbin çalışmasını etkilemez. Amerikan Kardiyoloji Koleji’nin eski başkanı Prof. Dr. Richard Conti, hapşurmanın insanda “kalbin teklemesi” hissini uyandırmasından ötürü böyle bir mitin yayıldığını düşünmektedir. Yapılan hiçbir araştırmada hapşurma sırasında kalbin işleyişinin aksadığına dair en ufak bir veri dahi bulunamamıştır.

Bilgi-3: Her kültürde hapşurmaya verilen cevaplar benzerdir. İngilizcede “Seni kutsuyorum (bless you)”, Almancada “Sağlık (Gesundheit)”, Antik Roma’da “Jüpiter seni korusun”, Türkçede “İyi yaşa” veya “Çok yaşa” ile sonrasında gelen “Sen de gör” veya “Hep beraber” cevabı, Hintçede “Yaşa” ve sonrasında gelen “Seninle birlikte” cevabı, Zuluda “Artık kutsandım”, Arapçada “Allah’a hamd olsun (Elhamdülillah)” ve daha nicesi… Tüm bunların kültürel inançlara bağlı olarak çeşitli kökenleri vardır; ancak genelde bunların en temel sebebi, Rönesans’tan beri batıl bir inanç olarak karşımıza çıkan “kalbin hapşurma sırasında durduğu” mitidir. Bunun haricinde bazı toplumlarda hapşurmanın şeytanları çağırdığı, ölümcül hastalıkların göstergesi olduğu, vb. inançlar da görülmektedir. Bunların elbette ki hepsi birer batıl inançtır.

Bilgi-4: Kimi zaman hapşurma refleksi oluşturamadığımızda, güneşe bakmamız tavsiye edilir. Bu bir mit ya da batıl inanç değildir! Bunun sebebi beyindeki sinir ağlarının kusursuz olmamasından ötürü gözden gelen uyarıların başka birçok organı da etkilemesidir. Beyindeki bu bağlantılar sebebiyle ani ışığa maruz kalma, burnumuzu kontrol eden beyin bölgelerini uyarabilir. Bu konudaki araştırmalar halen devam etmektedir ve genetik bağlantılar tespit edilmeye başlamıştır. Genomunda “fotik (ışığa bağlı) hapşurma refleksi”ne sebep olan genler bulunmayan kişiler, ışığa baktıklarında hapşuramazlar. Toplam nüfusun sadece %18-35 arasında bu genlerin bulunduğu düşünülmektedir.

Bilgi-5: Hapşurma refleksi başladığı andan itibaren tekrar durdurulamaz. Çünkü bilincimizin etkisinde değildir. Kimi zaman hapşuracak gibi olup da, hapşuramadığımızda, henüz refleks başlamamıştır; sadece beyin burun içerisindeki yabancı cisimlerce uyarılmaktadır. Ancak refleks bir defa başladı mı, birkaç saniye süren olaylar zinciri bilinçli olarak durdurulamaz.

Bilgi-6: Hapşuruğun hızı ortalama olarak saatte 120 kilometredir; ancak kimi zaman 160 kilometreye kadar çıkabilir. Bu yüksek hız sayesinde burnun içerisindeki yabancı maddelerin uzaklaştırılması hedeflenmektedir.

Bilgi-7: Uyurken hapşuramazsınız, çünkü beyinde hapşurmayı tetikleyen sinirler uyurken etkisiz durumdadır.

Bilgi-8: Kayıtlara geçen en uzun hapşurma, 978 gün boyunca, yaklaşık olarak her dakikada 1 defa hapşuran Donna Griffiths olmuştur. Worcestershire, İngiltere’de yaşayan bu şahsın beyninde geçici bir anormalliğin devrelerin düzgün çalışmasına ve hapşurma refleksinin kontrol edilmesine engel olduğu tespit edilmiştir. Benzer şekilde üst üste defalarca hapşuran insanların beyinlerindeki sinir bağlantıları, genel ortalamadan farklıdır. Bu, beynimizin birebir aynı olmadığını ve her organımız gibi çeşitlilik gösterdiğini bizlere göstermektedir.

Hazırlayan: ÇMB (Evrim Ağacı)
Kaynaklar:
http://www.scientificamerican.com/article.cfm?id=why-do-we-sneeze
http://www.scientificamerican.com/article.cfm?id=looking-at-the-sun-can-trigger-a-sneeze
http://www.loc.gov/rr/scitech/mysteries/sneeze.html
http://health.howstuffworks.com/human-body/systems/respiratory/sneezing.htm

About Çetin Bayramoğlu

Şairim , insanım.
Bu yazı SAĞLIK içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.