DR. DOĞU PERİNÇEK – DEVLET NEDİR ?

‎”Şu sıra Türklerin devlet kurma sürecinin Türkçedeki izleri üzerinde çalışıyorum. Aşağı yukarı 42 yıldır uğraştığım bir konu. Çok zevkli bir iş. Tarihsel metinler yanında Türk dilinin çeşitli ağızlarının sözlüklerini baştan sona inceliyorum. Çok hoş şeyler buldum, ilerde değiniriz.

“Tanrı Bey”
Bir örnek: Kumanlar, “Bey Tengri” ya da “Beyimiz Tengri” diyorlar. Yani: Tanrı Bey. İbraniler ve Araplar da, Tanrıya Rab ve Melik gibi efendi ve kral anlamına gelen isimler vermişlerdi. Kumanların 1304 yılından kalma Codex Cumanicus denen sözlüğünde var.
Aşağı yukarı bütün dillerde, Tanrının bir zamanlar efendi, bey, kral olduğunu yansıtan böyle sözcükler vardır. Ama o sözcükler, başka dillerden gelince, büyülü oluyor ve kutsallaşıyor. Zevs (Jüpiter)’in de eli ayağı olan, aşkları ve kıskançlıkları olan bir kral olması, hepimizin acayibine gitmiştir. Oysa bütün krallar başta tanrıydı ve bütün tanrılar da bir zamanlar kral ve beydi. Bilge Kağan’ın oğlu Tengri Kağan’dır.

Bilge Kağan’ın hayreti
Bu arada Orhon Yazıtları’nı bir kez daha inceledim. Özellikle Og, Oguz, Bodun, İl, Türük (Türk) gibi kavramların devletin oluşum sürecinde geçirdikleri maceralar açısından yeni şeyler buldum. Yakında kitap yapar, merak edenlere ve bilim dünyasına sunarız.
Daha önceki okumalarımda üzerinde çok durmamıştım, bu kez önemsedim. Belki de yaşadığımız olaylar nedeniyle.
Bilge Kağan, kardeşi Kültigin için taşa oydurduğu yazılarda şöyle diyor:
“Tabgaç bodun, bir kişi yanılsar uguşı, bodunı bişükine tegi kudmaz ermiş.” (Talat Tekin, Orhon Yazıtları, Kültigin Yazıtı, Güney Yüzü 6, Türk Dil Kurumu Yayınları, Dördüncü baskı, Ankara, Mart 2010, s. 20–21.)
Günümüz Türkçesiyle: “Çin devleti, bir kişi yanılsa (suç işlese), onun boyuna, halkına, hısım akrabasına değin herkesi kırmaz (öldürmez) imiş.”
Kabileler konfederasyonundan devlete geçiş sürecinin önderi olan kağan, Çin devletinin cezayı suç işleyenle sınırlayan hukukunu biraz da hayretle böyle aktarıyor.

Sun Yat-sen’in devlet adamı tanımı
Bilge Kağan’ın hayretini gideren açıklamayı, Çinlilerin 1911 Cumhuriyet Devriminin önderi olan Sun Yat-sen’de bulabiliyoruz. Bir bakıma devlet yöneticiliğinin ilginç bir tanımı olarak da değerlendirebilirsiniz. Şöyle diyor:
“Devleti ancak insan öldürmek istemeyen yönetebilir.” (Halkçılık Üzerine, Yayına hazırlayan: Sadık Usta, Kaynak Yayınları, s. 136)
“Çinlilerin Atatürkü” diyebileceğimiz Sun Yat-sen, bu 6 sözcükten oluşan cümle ile kabile toplumundan devlete ve uygarlığa geçişin bir cephesini yansıtmış.
Devlet, kabileler arası boğazlaşmalara ve kırımlara son verirken, öldürmek yerine bağımlı kılarak emeğini sömürme sistemini kuruyor. Uygarlığın doğuşu da böyle başlıyor zaten. Tabi bunun bir ekonomik temeli de var. Bir insan, kendi karnını doyurmanın ötesinde bir üretim fazlası yaratabilecekse, başka deyişle teknoloji o düzeye gelmişse, insanı öldürmek yerine, yönetmenin ve sömürmenin koşulları da oluşmuş bulunuyor. Öldürenlerin yönetecek insanları da olmuyor.

Devlet teorisi
Buradan iki yere varılabilir. Birisi, devlet, uygarlığa sıçramanın zorunlu örgütlenmesidir ve en önemli işlevi barışı sağlaması ve emekçinin üretim fazlasına el koyacak düzeni kurmasıdır. O düzende öldürmek ve yağmalamak yasaktır.
İkincisi, devletin yaptırım gücü, esas olarak öldürmeye değil, yaşatmaya yöneliktir. Yaşatacaktır ki, devletin sahibi olan sınıf, onun üretim fazlasına elkoyabilsin. Bütün zenginliklerin ve uygarlıkların kaynağı, işte o yaşayanların emeğinin ürünüdür. Devlet, bu açıdan alınterinin ürünlerini paylaştıran örgüttür. Elbette bu paylaştırma işi, silahlı bir yaptırım gücünü gerektiriyor.

Devlet yöneticisi neresinden belli olur?
Kuşkusuz devlet, aynı zamanda cezalandırır. Ancak o cezalandırma yetkisine sahip olanların devlet adamı niteliği, biraz da o yetkinin kullanılmasında kendisini gösterir. Sun Yat-sen, “devleti insan öldürmek istemeyenlerin yönetebileceğini” saptarken, hem devletin bir işlevine işaret ediyor, hem de devlet yöneticisinin niteliğine.

Kimler devlet kurabilir?
Peki devlet kurma peşinde olanlar açısından bakacak olursak, bu konuda ne söyleyebiliriz?
Devletler, tarih boyunca kuvvet kullanılan süreçlerde ortaya çıkıyor. Daha sonra da devrimlerle veya yine devrim olan millî kurtuluş savaşlarıyla, yani silah kullanılarak kuruluyor. Ancak devlet kuranların kullandığı şiddetin amaca yönelik olması ya da körlüğü, o şiddeti kullananların devlet kurma yeteneğini de yansıtmış oluyor.
Kör şiddetten devlet de çıkmıyor, devlet yöneticisi de.”

Doğu Perinçek
Aydınlık – 03.09.2012

About Çetin Bayramoğlu

Şairim , insanım.
Bu yazı POLİTİKA içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.