Mehmet Perinçek – Atatürk’ün Bursa Nutku

Gelin, ilk önce Bursa Nutku’nun nerede, nasıl söylendiğine bakalım, sonra söz ettiğimiz konunun ayrıntılarına girelim.
BURSA’YA BASKIN
Atatürk, 1933 yılının Ocak ayında Bursa’ya gelir ve verilen emir üzerine ezan şehirde Türkçe okunur. Bunun üzerine Atatürk Bursa’dan ayrılır ayrılmaz 30-40 kişilik gerici bir grup, yeni uygulamayı protesto eder. İlgili makamların seyirci kalması ve Atatürk’ün devrimlerin bekçisi gördüğü gençliğin de tepki göstermemesi üzerine olaylar büyür.
Atatürk, bu gelişmeleri 3 Şubat 1933’te bulunduğu İzmir’de duyar ve “baskın yapacağız” diyerek trenle Bursa’ya yola çıkar. İçişleri ve Adalet Bakanları da şehre gelir. İhmali olanlar görevlerinde alınır, 15 kişi tutuklanır.
Atatürk, Bursa Nutku’nu bu ortamda 6 Şubat 1933 günü düzenlenen yemekte yapar. Konuşma ilk defa 1947 yılında Bursalı gazeteci Rıza Ruşen Yücer’in “Atatürk’e Ait Birkaç Fıkra ve Hatıra” isimli kitabında yayımlanır. O dönemde Atatürk’ü yakından tanıyanların ve nutkun söylendiği sofrada bulunanların çoğu hayattadır. 1958 yılına kadar kimse bu nutkun Atatürk’e ait olmadığını iddia etmez.
BAYAR, NUTKU OKUTUYOR
Tam tersine Bursa Nutku, 21 Temmuz 1949 günü İzmir’de düzenlenen Demokrat Parti toplantısında okunmuştur. (Demokrat İzmir, 22 Temmuz 1949) Nutku okuyan Şeref Balkanlı, sonradan bu nutkun okunmak üzere, kendisine Celal Bayar tarafından verildiğini açıklamıştır. (Bkz. Milliyet, 1 Ekim 1966) Bu açıklamaya Celal Bayar’ın hiçbir itirazı olmamıştır.
Bununla birlikte Bursa Nutku’nun ilk cümlesi, DP iktidarında dönemin bakanlarından Arif Benderlioğlu tarafından 1954’te Ankara’da Ziraat Fakültesi’nin binasının duvarına kazdırtılmıştır.
“ATATÜRK SAVCILIKTA”
Ancak gelin görün ki, 1957 seçimlerinde DP’nin seçim propagandası yaptırmak üzere Saidi Nursi’ye bir Cadillac marka otomobil armağan etmesi ve oy toplama kaygısıyla Atatürk devrimlerinden tavizler verilmesi karşısında Ulus gazetesinin 19 Mayıs 1958 tarihli sayısının birinci sayfasında Bursa Nutku’na yer verilince durum değişmiştir. Bunun üzerine bir savcının “Bursa Nutku, Atatürk’e ait değildir, Ulus gazetesi tarafından uydurulmuştur” iddiası ile Bursa Nutku ilk defa soruşturma konusu yapılmıştır.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu, bu duruma tepkisini “Atatürk Savcılıkta” başlıklı yazısıyla göstermiştir. Karaosmanoğlu, Atatürk’ün taklit edilemez bir üslubu olduğunu ve nutkun Atatürk’ten başkasına ait olamayacağını belirtir. Kovuşturma, büyük bir tepkiyle karşılanınca durdurulur.
Bursa Nutku, bir daha 1966 yılında yargı konusu olacaktır. 1965 seçimlerinde Adalet Partisi tek başına iktidara gelince nutuk, bir kez daha yaygınlaşmış, gençler arasında çoğaltılıp elden ele dolaşmaya başlamıştır. Bunun üzerine Bornova Savcısı, “Bursa Nutku’nun Atatürk’e ait olmadığı ve bununla halkın kanunsuz hareketlere teşvik edildiği” gerekçesiyle art arda davalar açmaya başlar.
NURCULUĞA DOKUNURSAN…
Aynı yıl, Yargıtay Başkanı İmran Öktem, adalet yılını açış konuşmasında Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Nurculuğu suç sayan kararını özetledikten ve Nurculuğun Türkiye için büyük tehlikelerine dikkat çektikten sonra, “büyük inkılâpçı Atatürk’ün şu sözlerini hatırdan çıkarmamalıdır” diyerek konuşmasına Bursa Nutku’nu aynen almıştır. Nur Risalelerine de atıf yapan Öktem, konuşmasında ümmetçilik ve ırkçılık akımlarını da sert bir şekilde eleştirir.
Ölümünde cenaze namazı dahi kıldırtılmamak istenen ve bunun için bir takım tertiplere girişilen Öktem’in Nurculuğa Bursa Nutku üzerinden dokunması aleyhte bir kampanyanın başlamasına yol açar. Böylece Bursa Nutku’nun Lenin ya da Stalin’e ait olduğu iddiası ilk defa ortaya çıkar.
ÇAKMA BURSA NUTKU
Bulgar göçmeni Hüseyin Ayan, Bursa Nutku olarak bilinen konuşmayı kendisi Bulgaristan’dayken 1950 yılında düzenlenen bir seminerde komünist bir yöneticinin Stalin ve Lenin’e atfen okuduğunu belirtir. Bu açıklama, sağ basında geniş yer bulur. Ama Ayan’ın bu gerçek dışı iddiası, ilk olarak Nurculuğun beraatına ait mahkeme kararlarını yayımlayıp, mahkumiyetine ait kararları eleştiren, her fırsatta açık veya gizli Atatürk düşmanlığı yapan Yeni İstiklal dergisinde çıkar.
Ayan’ın mealen hatırlayıp naklettiğini söylediği “çakma Bursa Nutku” şöyle başlamaktadır:
“Komünist gençler, Sovyet rejiminin sahibi ve bekçisidir. Bunların doğruluğuna ve lüzumuna herkesten çok inanmıştır. Sovyet rejimini ve reformlarını benimsemiştir. Komünist rejimi zayıf düşürecek en küçük veya en büyük kıpırtı ve bir hareket duydu mu; bu memleketin milisi vardır, adliyesi vardır, ordusu vardır demeyecektir. Hemen müdahale edecek, elle, taşla, sopa ve silahla nesi varsa onunla kendi eserini koruyacaktır.”
BURSA NUTKU’NU DOĞRULUYORLAR
Öte yandan basında Atatürk’ün yakınları tarafından Bursa Nutku’nun Atatürk’e ait olmadığının söylendiği haberleri yer alır. Bu isimler arasında sayılan Afet İnan, Hasan Rıza Soyak ve Falih Rıfkı Atay bu haberleri yalanlar.
Hasan Rıza Soyak’ın açıklamaları 14 Aralık 1966 tarihli Yeni Tanin ve 21 Aralık 1966 tarihli Dünya’da çıkar. Afet İnan, “benim Bursa konuşmasını inkâr etmem, kendi kişiliğimi inkâr etmem demektir.” diyecektir. (Demokrat İzmir, 12 Kasım 1971) Ertesi gün Cumhuriyet’e verdiği demeçte de “Belgeler ve yanında bulunanlar bunu doğrulamaktadır. Konuşma kesin olarak Atatürk’ündür.” ifadelerini kullanır. Falih Rıfkı Atay ise 12 Aralık 1966 tarihli Dünya gazetesinde çıkan makalesinde basında çıkan haberleri yalanlar ve Bursa Nutku’nu doğrular. Atay’a göre Atatürk, gericiliğin küstahlığına karşı, devrimci gençliği cesaretlendirmek için bu sözleri söylemiştir.
Ayrıca konuşmayı yaptığı gün Atatürk’ün yanında bulunan yaveri Cevdet Tolgay, “nutuk yanımda söylendi, bugün gibi hatırlıyorum.” diyerek konuyu açıklığa kavuşturur. (Bkz. Milliyet, 1 Aralık 1966) Sabiha Gökçen de konuşmanın Atatürk’e ait olduğunu vicdan rahatlığıyla söyler. (Ulus, 2 Aralık 1966)
Bunların haricinde Türk Tarih Kurumu Yönetim Kurulu da 24 Ekim 1966 tarihli toplantısında aldığı kararda nutkun Atatürk’e ait olduğunu oybirliğiyle tasdik eder. TTK, ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı’nın 1967 yılında konuyla ilgili sorularına verdiği cevapta şunları kaydeder:
“Müteaddit şahitlerin Atatürk’ün bu metne uygun bir yolda konuştuğunu söylemiş olmaları ve konuşmanın Atatürk’ün Büyük Nutku’nun sonunda gençliğe yaptığı hitabına mâna ve espri bakımından paralelliği göz önüne alınırsa, bunu tarih metodu yönünden bir belge saymak doğru olur.” (Belleten, c.XXXVI, No.141, Ocak 1972)
12 MART DA YARGILADI
Bursa Nutku, 12 Mart Sıkıyönetim Mahkemeleri’nin hışmına da uğramıştır. 13 Ekim 1971 günü İstanbul 1 No’lu Sıkıyönetim Mahkemesinde Cihan Alptekin ve arkadaşlarının davasında sanık Oktay Kaynak, “Atatürk’ün Bursa Nutku çerçevesinde hareket ediyoruz” şeklinde ifade verir. Bu beyanın üzerine askeri savcı Yarbay Doğan Dülgergil, Bursa Nutku’nun Atatürk’e değil, Lenin ya da Stalin’e ait olduğunu söyler.
Savcının bu sözleri duruşma salonunun karışmasına yol açar. Sanık Cihan Alptekin, “Bursa Nutku, Atatürk’ündür, biz bu nutukla yürüdük” demesi üzerine duruşmanın inzibatını ihlal ettiğinden salondan dışarı çıkarılır. Sanık Ömer Ayna da “Atatürk’ün Bursa Nutku inkâr ediliyor” diye bağırır.
Savcının sözlerine avukatlar da isyan eder. Duruşma tutanaklarına göre sanık vekillerinden Demir Özlü, “Burada Atatürk yargılanıyor” şeklinde tepkisini dile getirir. Avukatlar arasında “Atatürk’e ihanet ediliyor” diye seslenenler de vardır. Daha sonra avukatlar, cüppelerini atarak salonu terk eder. Bu arada seyircilerden de sert tepkiler gelir.
Daha sonra sıkıyönetim savcılığı, bu olayı suç sayar. Gözaltına alınan ve üçü tutuklanan beş avukat hakkında mahkeme kuruluna hakaretten ceza davası açılmıştır. Bu dava da tarihe “Bursa Nutku Davası” olarak geçecektir.
Şimdi anladınız mı Ergenekon davasında Bursa Nutku’nun neden tekrardan suç unsuru görüldüğünü?
Not: “Bursa Nutku Davası”yla ilgili ayrıntılar için bkz. Alp Kuran, Burada Atatürk Yargılanıyor, Haşmet Matbaası, Ağustos 1972.

About Çetin Bayramoğlu

Şairim , insanım.
Bu yazı Mustafa Kemal Atatürk, POLİTİKA, TARİH içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.