Abbas Güçlü – Doğu Perinçek’in “Devletin Oluşması Sürecinin Türkçedeki İzleri-OG’DAN OĞUR’A” adlı yeni çıkan kitabının değerlendirmesi

Abbas Güçlü, 2 Aralık 2012 tarihli Miliyet gazetesindeki köşesinde Doğu Perinçek’in “Devletin Oluşması Sürecinin Türkçedeki İzleri-OG’DAN OĞUR’A” adlı yeni çıkan kitabını değerlendirdi
…………………..

Doğu Perinçek’in piyasaya yeni çıkan OG’dan OĞUR’a Devletin Oluşması Sürecinin Türkçedeki İzleri kitabı, sadece Türkçenin binlerce yıllık gelişimini değil, Türklerin hikayesini de anlatıyor.
Dil deyip geçmeyin. O da tıpkı diğer canlılar gibi doğup büyüyor, gelişiyor bazen de tıpkı devletler gibi kendini yenileyemediği için yok olup gidiyor.
Alfabelerin kimi bizimki gibi 20, 30 harfli kimileri de iki kat daha fazla. Kiminde bizde olduğu gibi şapkalar, kuyruklar (Ğ, Ç, İ, Ö, Ü, Ş) var, kiminde ise bazı harf ve sesler (Q, R) hiç yok…

Kabileden devlete

Türkçede Og kabileyi g’nin üzerine şapka gelince devleti temsil ediyormuş. Og’dan Oğur’a geçiş de öyle bir gecede olan bir değişiklik değil binlerce yıllık bir süreci özetliyormuş.
Perinçek’in bu yönde başka kitapları da var. Ama belli ki bu son kitabına, çok fazla emek harcamış ve dildeki bu gelişmeye, bir tarihçi ya da dil bilimci olmaktan çok, siyaset ve halk bilimci olarak katkıda bulunmaya çalışmış. Kendisinin ne bir dilbilimci ne de tarihçi olmadığını özellikle vurguluyor. Hatalar olabileceğine de dikkat çekerek, bunların tespit edilip düzeltilmesinin, başta kendisi olmak üzere bilim tutkusu olan herkesi sevindireceğini söylüyor…

Değişim süreci

Kaynak Yayınları’ndan çıkan ufak boy 182 sayfalık kitabın her sayfası, sanki bilimsel bir makale gibi. Okuması da zor, taşların yerli yerine oturtulup kavranması da. Ama her cümle, yeni bir açılım ve heyecan getiriyor.
İşte size kitaptan bazı paragraflar:
“Türkçede devlet kuruculuğunda en anlamlı kavramlar Og/Ok (kan bağı, boy), Ogur, Oguz (boylar birliği), Oğur (zenginlik, devlet), Bod/Boy-Bodun (Boylar Birliği), İl/El (Ülke, devlet), Tengri, Tur, Tuz (insan), Türeme, Töre (töre, hukuk, kurumsallaşma), Tüz itmek/Tüzülmek, Tüzük (düzenlenmiş, örgütlenmiş), Törük, Türkük-Türk (töreli, hukukla düzenlenmiş, kurumsallaşmış), Kop İtmek (düzenlemek, birleştirerek örgütlemek) ve tek heceli son haliyle Tün kavramlarıdır…

Kız oğlan!

Og kan bağını ifade eder ve bugünkü oğul sözcüğünün de köküdür. Ancak eski Türkçede Ogul, yalnız erkek çocukların değil, kız çocuklarını da kapsamaktaydı. Örneğin Orhun Yazıtları’nda erkek çocuklar için ‘urı oglın’ (er oğlan) ve kız çocukları için de ‘kız oglın’ (kız oğlan) denmektedir. Og, zamanla boy (kabile) anlamı kazanmıştır…
Og sözcüğü Kuzey Türkleri üzerinden kan bağını ifade eden anlamıyla Rusçaya da girmiştir. Rusça soyadlarında sıkça gördüğümüz -ov eki, Kuzey Batı Türk dillerindeki Oğ/Ov’dur. Ve bugünkü Türkçemizde de aile adlarını belirtmek için kullandığımız gil eki, oğul’un kısaltılmış halidir…”

Türklük nedir?

Perinçek dil üzerinden çok farklı kavramlara da kendi perspektifinden açıklamalar getiriyor. Örneğin, sık sık tartışma konusu olan ve Atatürk’ün de “Ne mutlu Türküm” diye özetlediği Türklük kavramı konusunda bakın nasıl tespitlerde bulunuyor:
“‘Halis Türk’ kavramını da bu binlerce yıllık harmanlama belirlemiştir. Barthold gibi, kabile toplumunun cephesinden bakanlar, ‘Yerleşen Türk artık Türk değildir’ demişlerdir. Türk adını tarih sahnesine çıkaran devlet kurmuş Türkler açısından bakarsanız, asıl ‘Halis Türk’ işte bu uygarlaşmış olan Türklerdir. Zaten Türk’ün dünya ölçeğinde nam salması da, eski kabile Öntürkleriyle değil, büyük imparatorluklar örgütleyen Türk kağanlıklarıyla olmuştur.
Sonuç olarak Türkün tarih içindeki en iyi tanımı şudur: Türk, Türkçe konuşandır. Bu tanımı, Türklerin kendisi de yapmıştır. Tarihte Türkler, kendilerini ırkla değil, dille ve kültürle tanımlamışlardır. Etnik ölçütü öne çıkarttığınız zaman, Azeri, Türkmen, Kıpçak, Kırgız, Kazak, Uygur, Özbek vb. vardır. Dili öne çıkardığımız zaman Türk kavmi vardır…
Türklerin insanlık tarihine en önemli katkısı, büyük imparatorluklar ve ordular örgütlemekle bağlantılı olarak, işte bu kavimleri bir arada yaşatma birikimidir. Bu kültür, başka kavimleri özümleme yeteneği yanında özümlenme seçeneğini de içerir. Türk dili buna bağlı olarak hem başka dillerin birikimini özümlemiş hem de diğer dillere özellikle örgütlenmeye ve orduya ilişkin kavramlar armağan etmiştir.
Türklerin evrensel uygarlığa en büyük katkıları, devlet ve ordu örgütleme yetenekleri ve çeşitli kavimleri bir arada yaşatma imparatorluk kültürleridir…”
Perinçek’in kitabında yüzlerce dipnot, alıntı ve kaynakça var. Belli ki bu konuya çok kafa yormuş, yormaya da devam ediyor…
Özetin özeti: Dil konusu derya deniz, sabrı, cesareti, zamanı ve en önemlisi de ilgisi olanlara kolay gelsin…

About Çetin Bayramoğlu

Şairim , insanım.
Bu yazı KİTAP, TARİH içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.