Dr. Doğu Perinçek – TÜRK MİLLETİ TANIMININ BEŞ UNSURU

../..
Atatürk, 1930’lu yıllarda ortaokullarda okutulan Medeni Bilgiler (Yurttaşlık Bilgisi) kitabında Türk mille­tini kendi elyazısıyla şöyle tanımlamıştı:

“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.” (Atatürk’ün Bütün Eserleri, c.23, s.17 ve 71; Medeni Bilgiler, s.18 ve 351)

Bu tanımda beş unsur göze çarpıyor:

1. Cumhuriyet kurma eylemi: Devrim.

2. Cumhuriyeti kuran insan unsuru: Halk.

3. Halkın üzerinde yaşadığı toprak parçası: Türkiye.

4. Halkın cumhuriyeti kurarak kazandığı nitelik: Millet.

5. Milletin adı: Türk milleti.

1. Devrimci kuruculuk

Burada belirleyici olan, Cumhuriyeti kurma eylemi, yani devrim­dir. Çünkü halk ve coğrafya daha önce de vardı. Halk, Cumhuriyet Devrimini yaparak millet haline gelmiştir. Türkiye halkı Cumhuriyeti kurarken, aynı zamanda kendisini millet olarak kurmuştur. Devleti ve milleti kurma süreçleri iç içe geçmiştir.

Türkiye coğrafyası üzerin­de yaşayan insanların ortak yaşama arzusu, ancak bağımsız devlet halinde örgütlenerek hayata geçirilebilirdi. Devleti birlikte kurma iradesi, ortak yaşama arzusunun en somut ve biricik ifadesidir.

“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkı” tanımındaki halk, devrimci ve kurucu bir halktır.

2. Devrimle hâkimiyeti ele geçiren halk

İkinci unsur, milletin hamurunu oluşturan halktır. Atatürk, “Türkiye halkı” diyerek, herhangi bir ırka dayanan, etnik karaktere vurgu yapan bir millet tanımını reddetmiştir. Türkiye topraklarında yaşayan halkın bütünü, hangi etnik kökenden (kavimden, milliyetten) gelirse gelsin, millet kapsamı içindedir.

Millet olmak, aynı zamanda halkın yönetme iradesini ortaya koymasıdır. Buna Fransız Devriminden beri “millî hâkimiyet” dendi. Osmanlı devletini yıkma eylemi, millet olmak içindi ve millî hâkimiyet içindi. Devrim olmasa, “milli hâkimiyet” olmazdı. Milliyetçilik düşmanları, aynı zamanda milli hâkimiyet düşmanıdırlar. Çünkü Milli Devrimciler, onların padişahını yıktı.

Kemalist Devrim önderliği, yaşanan bu devrim sürecinin teori­sini yapmış, hatta hocalara bile yaptırmıştır. Mustafa Kemal’in tali­matı üzerine, TBMM’deki tanınmış hocalardan Antalya Mebusu Rasih, Muş Mebusu İlyas Sami ve Siirt Mebusu Halil Hulki efen­dilerin imzalarıyla yayımlanan Hâkimiyeti Milliye ve Hilafeti Islâmiye adlı kitapçığın önsözünde bu teorik çaba görülmektedir.

“Millî hâkimiyetimiz, şer’i enverden [Allahın nurlu emrin­den], inkılâp [devrim] hakkından (…) doğmuş; kan dökülerek alınmış ve fisebilillah [Allah yolunda, karşılık beklemeksizin] Türk ve Kürt birleşik milletinin savaşlarıyla zafer ve galibiyet ka­zanmıştır.” (Aktaran: Şevket Süreyya Aydemir, Akis dergisi, 6 Kasım 1967)

3. Devrimle yapılan vatan

Millet tanımının üçüncü unsuru, vatandır.

O vatanın adı, Tür­kiye’dir.

Yaşadığımız toprakları hükümdarlar, “Memâliki Osmanî” diye tanımlıyorlardı; yani onların mülkünde yaşıyorduk. O özel mülkü kamulaştırıp vatan yaptık.

Vatan kavramı Namık Kemal’in “Vatan yahut Silistre” adlı oyununda ilk kez kitleleri sardı; devrim sürecinde ortaya çıktı. Levent Kırca’nın Samizdat oyunu da göreceksiniz milli fırtına yaratacak.

Mehmetçik kavramı da vatan kavramıyla birlikte ortaya çıktı. Mehmetçik, toprağı kanıyla yoğurarak vatan yapmıştır. Mehmetçik, silahlı halktır (Bu konuda bkz. Oktay Yıldırım, Mehmetçik, Kaynak Yayınları). Türkiye halkı, üzerinde oturduğu toprağı savaşarak vatan yapmıştır. Sömürgeleşmekte olan bir toprak parçasından, devrimle vatan yaratmıştır.

Meşrutiyetten sonra ve özellikle 23 Nisan 1920 günü Ankara’da Devrimci Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte bu topraklar resmen Türkiye diye anıldı.

4. Halkın devrimle kaynaşması ve milletleşmesi

Tanımın dördüncü unsuru, ahalinin millete dönüşmesidir.

“Tür­kiye Cumhuriyetini kurma” eylemi, Atatürk’ün millet tanımının özüdür. Bu devrimci pratik, millî bilinci de yaratmıştır. Türkiye hal­kı, kendi devrimci eylemiyle kaynaşarak millet olma bilincini geliştir­miştir.

Milletleşmek, kuşkusuz anlık bir olay değil, bir süreçtir. Türk Devriminin daha önceki aşamalarında, 19. yüzyılın sonlarında baş­layan bu tarihsel süreç, Türklerin ve Kürtlerin tek bir millet halin­de birleşmeleri yolunu açmıştır. Her etnik kökenden yurttaşları­mız, bin yıllık bir tarihsel geçmişten de kuvvet alarak devrimle kaynaşma sürecine girmişlerdir.

Atatürk başta olmak üzere Kurtuluş Savaşı ön­derliği, Misakı Millî dahil, Kurtuluş Savaşımızın anayasal belgelerinde, Türklerin ve Kürtlerin hem ayrı “unusurlar” (milliyet anlamında) olduklarını, hem de tek bir millet halinde birleşme ve birlikte devlet kurma ka­rarı verdiklerini saptamıştı.

Osmanlı devletinin kalıntısı olan milliyetler olgusunu görmek, gerçeği saptamaktır. Bu etnik toplulukları millet halinde birleştirmek ise, devrimciliktir ve çağdaşlaşmadır.

Milletleşmenin programı ise, yurttaşlara eşitlik ve özgürlüktür.

5. Devrimle Oluşan Milletin adı: Türk Milleti

Beşinci unsur, Türk milleti ismidir.

Cumhuriyeti kuran halkın adı, Türk milletidir. Bu isim, bir kararla verilmiş değildir; tarihin ürünüdür.

Türk milleti, insanlık tarihinin önde gelen birikimlerinin sahibidir. Evrensel uygarlığa devlet ve ordu kuruculuğuyla çok önemli bir örgütlenme mirası katmıştır. Türklerin imparatorluk ve devlet kurma deneyimi, aynı zamanda halkları birleştirme ve bir arada yaşatma deneyimidir. Türk milleti adı, bu mirası içerir ve tarihseldir, doğaldır. Herhangi bir anayasa değişikliği veya zorlamayla değiştirilmesi mümkün değildir.

../..

Şubat 2013 Aydınlık gazetesi

About Çetin Bayramoğlu

Şairim , insanım.
Bu yazı POLİTİKA içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.