POZİTİVİZM İLE KEMALİST DEVRİM ARASINDAKİ ZITLIKLAR

1. Pozitivizm, evrenin bilinemeyeceğini savunur. Atatürk ve arkadaşları ise, insan zekasının evrendeki herşeyi keşfedebileceğini felsefelerinin temeline oturturlar.

2. Pozitivizm, Aydınlanma felsefesine ve Doğal Hukuka dayanan millî egemenlik ve hürriyet ideallerine karşı mücadelenin teorisidir. Kemalist Devrim ise, kaynağını bu ideallerde bulur.

3. Pozitivizm, devrim karşıtıdır; Kemalizm devrim yapmıştır.

4. Pozitivizm, kapitalizmin gericileşen devletinin destekçisidir; Kemalist Devrim ise devlet yıkmıştır.

5. Pozitivizm, Büyük Fransız Devriminden geri dönüşün teorisidir. Kemalizm ise, bu devrimin açtığı yolda ilerler.

6. Pozitivizm, III. Napolyon’ların tutucu ve otoriter rejiminin savunucusudur. Kemalist Devrim, padişahların tahtını ve tacını devirmiştir.

7. Pozitivizm, Aydın Despotluğuna ve Jakobenizme cepheden karşıdır; devrimciliğin her türüyle mücadele halindedir. Kemalizm ise, Aydın Despotluğunun ve Jakobenizmin temsilcisidir.

8. Pozitivizmin öngördüğü eğitim, halka devrim düşmanlığı zihniyetini aşılamak içindir. Kemalizm ise, yıktığı Osmanlı devletinin Ortaçağlı ideolojisini burjuva-devrimci bir eğitimle tasfiyeye yönelmiştir.

9. Pozitivizm, kapitalizmin ileri ülkelerinden birinde, devrim karşıtı büyük bankerlerin ve büyük sermayenin çıkarlarını savunur. Kemalizm ise, mazlum bir ülkenin henüz ilk sermaye birikimi dönemindeki genç burjuvazisinin hareketidir.

10. Pozitivizm, artık gericileşmiş bir burjuvazi ile ona isyan eden bir işçi sınıfı arasında uyumun teorisini yapar. Kemalizmin halkçılığı ise, bir yönüyle demokratik devrimciliktir; diğer yönüyle, emekçi sınıfların burjuvazinin ilk sermaye birikimine teslim olmalarını öngörür.

11. Pozitivizm, “İnsanlık Dini”ni savunur. Kemalizm ise, 1924 yılından sonra, doğaüstü bir varlığı reddeden ve yaradılışı çürüten bir ideolojik seferberlik yürütmüştür; herhangi bir, “devrim dini” getirmemiştir.

Doğu Perinçek, Kemalizmin Felsefesi ve Kaynakları (s.65-66)

About Çetin Bayramoğlu

Şairim , insanım.
Bu yazı FELSEFE içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.