IRK HAKKINDA – Prof. Dr. Celal şengör

../..
Irk, biyolojik tanımı olan bir kavramdır ve türün altındaki fenotipik grupları betimlemek için icat edilmiştir. 1911 yılında VVilhelm Johannsen tarafından ortaya atılan fenotip kavramı, bir canlının gözlenebilir özelliklerini ifade eden bir kavramdır. Fenotip, genetik nedenlerle olabileceği gibi, çevresel nedenlerle de gelişebilir ve çevresel nedenlerle gelişen bazı özelliklerin mütasyon sonucu kalıtımsal hale gelmesiyle de bunlar genetik olur. Günümüzde dahî, bazı Lamarkist denilen düşünceler bu konularla uğraşmaktadır.

Nasıl Bos taurus dediğimiz sığır türünün alt grupları yani ırkları varsa ve ırk ıslahı zirai bir terim olarak kullanılmaktaysa, Canis familiaris türü köpeğin de çeşitli ırkları mevcuttur. Bu ırkların pek çoğu yetiştiriciler tarafından üretilmiş ırklardır ve bazıları arasında verimli üreme genetik olarak mümkünse de boy farkları artık bazı türler arasında verimli üremeyi pratik olarak imkânsız hale getirmiştir. Bunlar geleceğin tür adaylarıdır. İnsanlar arasında, buzul çağlarından itibaren Homo neanderthalensis, Homo floresiensis ve Homo sapiens olarak üç temel tür mevcuttu.

İNSANLAR ARASINDA KARAKTERLERİ ÇOK BELİRGİN IRKLAR MEVCUTTUR

Bunlardan Homo neanderthalensis Afrika’yı çok daha erken bir tarihte terk ederek Avrupa’ya yerleşmiş ve oradaki coğrafî yalıtım burada yeni bir insan türünün ortaya çıkmasına neden olmuştu. Homo floresiensis in tarihi ve tüm özellikleri ise, ele geçen fosil malzemesinin azlığından ötürü henüz çok iyi bilinmemektedir (yedi bireyin iskelet parçaları ve tek bir kafatası).

Bugün de insanlar arasında siyah ırk, beyaz ırk, sarı ırk gibi karakterleri çok belirgin ırklar mevcuttur. Bunlar, coğrafi izolasyonlarına, yani yalıtılmışlıklarına devam edebilselerdi, hiç kuşkusuz aynı Homo neanderthalensis, Homo floresiensis ve Homo sapiens gibi yeni insan türlerine dönüşeceklerdi. Ancak insanın geliştirdiği yer değiştirme imkânları, coğrafi engelleri olarak ortadan kaldırarak eskiden birbirinden yalıtılmış mekânlarda gelişen bu ırkların günümüzde tekrar tekdüzeleşmelerine sebep olmuştur.

TÜRKİYE İÇİNDE BİR IRKÇILIKTAN BAHSETMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR

Irk teriminin tarihi, bahsettiğim karışıklıklara neden olmaktadır. Söz konusu karışıklığı yapanlar ise bu terimi doğa bilimleri dışında kullananlardır. Bu kullanım 18. yüzyılda müstemlekeciliğin yaygınlaşmasıyla istimlak edilen alanlardaki yerli halkı, müstemlekecilerin ayrı bir ırk olarak tanımlamasıyla başlamış ve nihayet neredeyse her millet (ulus, budun vs) ayrı bir ırk olarak betimlenmeye başlamıştır. Bu, bilimsel olarak anlamsızın da ötesi birzırvalıktır. Bu nedenlerle mesela Türkiye içinde bir ırkçılıktan bahsetmek mümkün değildir. Burada bir Türk milliyetçiliği, bir Kürt milliyetçiliği olabilir ve bu ayırımın temelinde de yalnızca dil vardır. Dil de aynı ırk gibi, belirli coğrafî engellerle birbirlerinden ayrılan insan gruplarının geliştirdikleri bir haberleşme aracından ibarettir (ancak dil ırktan çok daha hızlı gelişir; ırk yüzbinlerce yılda gelişirken, dil birkaç on yılda gelişebilir).

30 dil konuşabilen meşhur Italyan-Amerikalı dilbilimci Mario Andrevv Pei (1901-1978) 1949’da yazdığı The Story ofLanguage (Dilin Hikâyesi) adlı satış rekorları kıran eserinde, ABD içerisinde doğu ve batı sahilleri arasındaki haberleşmenin tamamen kesilebilmesi mümkün olsa, on yıl sonra her iki sahilde yaşayan insanların dilleri arasında karşılıklı anlaşmaya engel olabilecek önemli ayrılıklarının kaçınılmaz olarak gelişeceğini belirtmiştir.
../..

Cumhuriyet gazetesi – 01.11.2013

About Çetin Bayramoğlu

Şairim , insanım.
Bu yazı BİLİM içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.