Prof. Dr. Ali Demirsoy : İBNİ RÜŞT – İMAM GAZALİ HAKKINDA…

İBNİ RÜŞT – İMAM GAZALİ HAKKINDA…

Prof. Dr. Ali Demirsoy (Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Emekli Öğretim Üyesi)

../..

Aslında bu coğrafyanın ilk önemli kırılması, yani aydınlığa koşan toplumun geriye dönüşü, bu gün Sünni düşüncenin de akıl babalarından olan, bilimi ve felsefeyi kafirlik olarak tanımlayan, İbni Sina ve Farabi’yi kafir olarak suçlayan İmam Gazali’nin (1058-1111) ünlü risalesi ‘Tehatüful Felasife’ yani “FelsefeninTutarsızlığı”nı yazmasıyla başlar.*

Öyle ki içtihat (yorum, yeni kural koyma) kapısını kapatarak dinin akla ve bilime göre yorumlanmasının ve çağa uydurulmasının önünü keser. Ümmeti, soru soran, eleştiren, yeni yorum getiren, akla uymayan şeylere itiraz eden, dinde akla uymayan şeyleri değiştirmeye kalkışan ve yoruma tabi tutmaya çalışan bir kitle değil, itaat eden ve teslim olan bir topluluk olarak tanımlar. İslam dünyasının yolu İmam Gazali ile bu şekilde tıkanmış olur.

Evrimci bir yanı da olana, Antik Çağ Grek bilimi ve felsefesi uzmanı olan, Aristo’dan Platon’a kadar çok sayıda felsefe ve bilim insanının eserlerine yorumlar yazan, onlara şerhler düşen İbni Rüşt (1126-1198)bu akımın saçmalığını ve tehlikelerini bir bir saysa da, bilimin ve felsefenin kâfirlik olamayacağını, insan aklının özgür bırakılması gerektiğini, dini kuralların akıl ve mantıkla çelişmesi halinde akla göre yorumlanmasının doğru olacağı görüşünü savunsa da kimseyi inandıramaz. Gazali’yi eleştiren ünlü reddiyesini, ‘Tehatüfül Tehafül’ yani “Tutarsızlığın Tutarsızlığı”ını yazar. Avrupa’nın aydınlanma çağının bu bilim adamının eserlerinin Arapçadan Latinceye çevrilip, Avrupa’ya yayılması ile başladığı çoğu bilim çevrelerince kabul edilir.

İBNİ RÜŞT AYDINLANMAYI, GAZALİ BAĞNAZLIĞI GETİRDİ

İslam dünyasının yolu burada ikiye ayrılır. Biri (bugünkü İslam dünyası) İmamı Gazali eleğini, batı dünyası ise İbni Rüşt eleğini kullanmaya başlar. Doğal olarak da birinin eleğinde üretken olmayan çöpler, diğerinkinde de verimli tohumlar birikir. Bazı kaynaklarda bu yol ayırımına kadercilerle bilimcilerin kapışması olarak bakılır. Bilimciler bu münazarayı yitirdiler ve bu coğrafyanın yolunu kadercilerin eline teslim ederek, bağnazlık çukuruna yuvarlanmasına neden oldular. İbni Rüşt (1126-1198)’ü izleyen Avrupalılar aydınlanma çağını yakalamış, İmam Gazali’nin yolunu tutanlar da gericiliğin ve bağnazlığın çukuruna düşmüştü.

İmam Gazali’nin yolundan giden ülkelerden sadece bir tanesi, bundan 90 yıl önce bir şans yakaladı. Bu, genç Türkiye cumhuriyetiydi ve bu yeni akımın adı da bu kesime gönül vermişler tarafından Atatürkçülük ya da Kemalizm olarak adlandırılmıştı. İbni Rüşt’ün dünya görüyle yola çıkan bu devrim, ne yazık ki temelleri 1946 yıllarında atılan karşı devrim ile sonunda tekrar İmam Gazali’nin yoluna düştü. Belli ki İmam Gazali’nin dünya görüşü ölmemişti, sinsi sinsi günümüze kadar sürdürüldü ve yeni bir vücutta ve yapılanmada tekrar sahneye çıktı (hortladı). Yaklaşık 90 yıl önce ayrıldığımız yol arkadaşlarımızın yanına yuvarlanmak ve onlara kavuşmak için herhalde biraz zamana ihtiyacımız olacak…

İbni Rüşt “dini kuralların akıl ve mantıkla çelişmesi halinde akla göre yorumlanmasının doğru olacağı” görüşünü savunmuştu, İmam Gazali ise ümmeti, soru soran, eleştiren, yeni yorum getiren, akla uymayan şeylere itiraz eden, dinde akla uymayan şeyleri değiştirmeye kalkışan ve yoruma tabi tutmaya çalışan bir kitle değil, itaat eden ve teslim olan bir topluluk olarak tanımlamıştı.

../..

About Çetin Bayramoğlu

Şairim , insanım.
Bu yazı BİLİM, FELSEFE içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.