DR.DOĞU PERİNÇEK – TÜRK DİLLERİNDE OD KÖKÜ

DOĞU PERİNÇEK/ Odin adının Türk diliyle açıklanmasının kanıtları
Aydınlık gazetesi
Pazar, 26 Ocak 2014

Odin’le ne kadar gurur duyduğumu biliyorsunuz. Bizim aşiretin çocuğu olduğunu hep övünerek söylüyorum. Bizim As denizine dökülen Kuban ırmağının oralardan. As denizinin adını değiştirmişler, şimdilerde Azak diyorlarmış, zararı yok. Odin, Atlas okyanusuna varıp Hakan derken, Tanrı olmadan önce bana “ağabey” derdi. Homosapiens’i kurbağaları bildiği gibi bilen, ama insanlığı yaşamamış olanlara mevzu olsun diye bu girişi yapıyorum.
Odin’in kökü
Sağolsun arkadaşlar ve okuyucular yolluyorlar. Odin üzerine Almanca ve İngilizce yeni araştırmalar okudum. Kimileri Odin adının kökenbilgisine de giriyorlar. Odin’in Asya kökeni üzerine tartışmalar çok hararetli. Türk kavmiyle bağlantı kuranlar var. Ama yazarlar içinde Türkolog yok. Sözcüğün Od köküne değinene rastlamadım. Odin araştırmaları, Asya tarihçilerinin ve Türkçe uzmanlarının ilgisini bekliyor.
Odin sözcüğünü Rusçayla açıklayanlar var. Odin, Rusçada ve diğer Slav dillerinde tek anlamına geliyor. Başka deyişle ilk sayı: Bir. Almanca ein, Fransızca eun, İngilizce one, Farsça yek.
Ein, eun, one, beselli aynı kökten. Türkçe ön ve on (birin on katı) da derin köklerde bağlantılı gözüküyor. Fakat Rusça Odin’deki d sesi araya nerden giriyor? Hint Avrupa dillerinin kendi içindeki ayrışması bağlamında bir açıklaması var mı?
Daha önemlisi, Odin Tanrı ailesinin adlarının hepsi Türkçe kökenle açıklanabiliyor, Rusça açıklanamıyor.
Odin tanrı ailesinin adları Türkçe kökenli
Odin<Od= Ateş
Thor= Yüksek makam, yuvarlak gök, türeme, töre ve Türk sözcüğünün de kökü.
Jord (Yord okunuyor)= Yer, yurt.
Perun (Kurban verilen tanrı) <PerOtiş>Otaş>Ataş. “Bir ataş ver cigaramı yakayım” diye Mustafa Kemal Çamkıran’ların Yarangüme (Ödemiş) türküsü vardır ya, Ali Karşılayan güzel söyler, işte ordaki ataş’ı İstanbullular kibarlaştırıp ateş yapmışlar.
Ateş sözcüğü Orta Farsçada ätarş, Farsçada ataş, Saka dilinde Atar, Zazacada adır olarak görülüyor. Daha önce Avestan’da yine ätarş olarak var. Ätar, yanmak anlamında. Latincede ater ocak, yine Latincede atrium ocak ve evin iç avlusu anlamlarına geliyor.
Sevan Nişanyan, bu bilgilere dayanarak ateş sözcüğünü Hint Avrupa kökenine bağlıyor.4 Bu ciddî bir yanlış. Nitekim Prof. Dr. Tuncer Gülensoy, sözcüğün Türkçe Ot kökeninden geldiğini belirtiyor.5
Hint Avrupa dillerindeki ateşin kökü
Od/Ot sözcüğü, Türk dillerinde ateş ve yer anlamlarını içeren çok zengin bir sözcük ailesinin kökü. Ayrıca Od/Ot kökenli sözcükler Türk dillerinin hepsinde aynı anlamlara geliyor. Buradan da anlıyoruz ki, Od/Ot sözcüğü Türkçe konuşan kavimlerin henüz ayrışmadıkları çok eski bir zamandan beri var.
Hint Avrupa dillerinde, ätar veya ater sözcükleri için aynı saptamalarda bulunamıyoruz. Bu dillerde ateş anlamında fer (Farsça), feu (Fransızca), Feuer (Almanca), fire (İng) örneklerinde gördüğümüz gibi, hep aynı kökten gelen sözcükler var. Latincede ise, ateş anlamına gelen feu/fire kökenli bir sözcük yok. Latincede ateş ve yalım sözcükleriyle bağlantılı ardor, calor, flama, focus, ignis, impetus, incendium sözcükleri var.6
Hint-Avrupa dillerinde, vücudun ateşi ise febris (Latince), Fieber (Almanca), feber (İsveççe), fever (İng), yine feu kökenli sözcükler. Bu da gösteriyor ki, ateş anlamına gelen Ot kökenli veya ater kökenli sözcükler, Hint Avrupa dillerine başka bir dilden girmiş.
Od/Ot kökünün verimliliği
Od kökünün Ön-Türkçedeki veya Ana Türkçedeki ilk halinin Hot olduğu ileri sürülüyor.7 Nitekim Hot sözcüğü Çuvaşçada ısıtmak anlamıyla bulunmaktadır.8 H sesi bilindiği gibi Türkçe sözcüklerin başından düşüyor; hatta sözcüğün ortasında da zamanla kayboluyor. Bu H önemli, çünkü Od/Ot kökü Avrupa dillerine yalnız Od olarak değil, Hot olarak da geçmiş, ilerde göreceğiz.
Vambery’ye göre, Od kökünün temel anlamı, insanların derinlik, delik, yuva gibi en ilkel barnınma ve oturma araçlarını dile getirmesidir. Od kökenli barınma, Çadır’dan farklıdır. Çadır, kazmak ve oymak eyleminden farklı olarak çatmak eyleminden türetilmiştir.9
Od/Ot kökü, Türkçemizde çok verimli. Yalnız ateş kavramıyla ilgili sözcükler değil, ateşin çevresindeki yaşamdan türetilmiş çok sayıda sözcük de Od/Ot kökünden geliyor.
Ateşin çevresinde yapılan eylemler, barınmak, oturmak, yerleşmek, birlik oluşturmak (oymak), hep Od/Ot kökenli.
İçinde ateşin yakıldığı barınma yerleri, barınaklar, oyuklar, çadırlar da Od/Ot kökenli: Otağ, oda, oyuk gibi.10
Türkçemizde Od/Ot kökünden türeyen çok sayıda sözcük var. Birkaç örnek:
Ot: ateş, kısa boylu bitki, şifalı bitki, ilaç.
Ota: Isınmak, ateş yakmak.11
Odun: Ateş yakılan malzeme, Od’un çoğulu: Odun.
Ocak: Otçak>Ocak.12 Ateş yakılan yer.
Otağ: Ateşin yakıldığı kapalı yer, çadır, büyük çadır.
Oda: Otağ>Oda. Ateşin yakıldığı, ateşle ısınılan kapalı yer.
Odak: Ateşin merkezi, ateş yeri (Od+ak=Odak).
Oturmak: Ateşin çevresine çömelme eylemi ve bu eylemden türeyen çok sayıda sözcük: Oturak, oturum vb vb .
Otlamak: Hayvanların otu, bitkiyi yemesi eylemi.
Otlak: Otlanan yer.

DİPNOTLAR
1- Talat Tekin, Orhun Yazıtları, İstanbul 2010, s.30-31, 58-59.
2- Talat Tekin, Orhun Yazıtları, s.60-61.
3- Atatürk de, Güneş Dil sözcüğü çalışmaları sırasında Ot köküne özel bir rol yüklemiş. Bkz. Atatürk’ün Bütün Eserleri, Kaynak Yayınları, c.27, s.41.
4- Sevan Nişanyan, Sözlerin Soyağacı, Everest Yayınları, Genişletilmiş ve gözden geçirilmiş 4. baskı, İstanbul, Ekim 2009, s.42.
5- Prof. Dr. Tuncer Gülensoy, Türkiye Türkçesindeki Türkçe Sözcüklerin Köken Bilgisi Sözlüğü, II, TDK Yayınları, Ankara 2007, s.87.
6- Latince konusunda yardımını esirgemeyen büyüğümüz E. Alb. Ercan Güner’e teşekkür ederim. (Collins Latin-English&English-Latin Dictionary).
7- Tuncer Gülensoy, age, II, s.611; Sevan Nişanyan, age, s.454 vd.
8- Çuvaşça Sözlük. Ayrıca bkz. M. Ünal Mutlu, s.60.
9- Vambery, Etymologisches Worterbuch der Turko-Tatarischen Sprachen, Leipzig 1878, madde 47, s.43 vd.
10- Od/Ot kökü için bkz. Clauson, An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Türkish, Oxford 1972, s.34 vd.
11- Fuat Bozkurt, Divanı Lügat-it Türk.
12- Tuncer Gülensoy, age, II, s.611; Sevan Nişanyan, Sözlerin Soyağacı, s.454.

http://www.aydinlikgazete.com/yazarlar/dogu-perincek/32436-dogu-perincek-odin-adinin-turk-diliyle-aciklanmasinin-kanitlari.html

**********************

02.02.2014
Aydınlık Gazetesi

Od/Ot, yalnız Oğuz Türkçesinde değil, bütün Türk dillerinde ateş anlamına geliyor. Azerî türküleri “Oda yanmışam” diye yüreğimizi yakmıyor mu? Çuvaş, Yakut-Saha, Altay, Teleüt, Lebet, Sagay, Koibal, Koçins, Küerik, Kıpçak, Karaçay, Kırım, Karaim, Kırgız, Karakırgız, Uygur, Çağatay, Kazak, Tarançi, Osmanlı, Türkmen, Azerî, kısacası bütün Türk dillerinde Od/Ot kökünden türeyen sözcükler; ateş, ot, ilaç, odun, ateşli, kızgın, ateş yakılan yer, oda, otağ gibi aynı Türkiye Türkçesindeki karşılayan anlamlara gelmektedir.1
Bu da gösteriyor ki, Od/Ot kökü, Türkçemiz daha dallara ayrılmadan önceden beri vardır; Türkçenin en eski köklerindendir. Türkçemizde binyıllar boyunca işlenmiş ve dalbudak salmış bir köktür. Bu olgu, başka bir dilden gelmediğini, kökün Türkçe olduğunu anlatır.

Sumer diline kadar uzanan Od/Ot kökü
Yakut ağzında Od/Ot kökü, Sümer dilindeki Ut sözcüğündeki haliyle yaşamaktadır: Uot.2 Yine Kazan Türkçesinde de ateşe Ut deniyor.3
Yakut ağzındaki Uot ve Kazan Türkçesindeki Ut ile hemen hemen aynı ses olan Ud/Ut, Sumer dilinde, ateş, güneş ve zaman anlamlarına geliyor. Utu ise, Sümerlerin Güneş Tanrısı. Udun, fırın anlamında, yani ısıyla bağlantılı. Türkçemizdeki Ütü sözcüğü de, Od/Ot’un Sümere kadar uzanan köklerinin yaşayan filizidir. Yaşayan diller arasında En Eski Türk dilinin özelliklerini en çok taşıdığı düşünülen Çuvaşça ile Sumer dili arasındaki karşılaştırmalarda başka çarpıcı örnekler buluyoruz.4

Ahır’ın kökünü Çuvaş dilinde Ada’nın kökünü Uygur dilinde bulduk
Çuvaşçada Odar, koyunların konduğu yer, ahır anlamındadır. Böylece ahır sözcüğünün kökünü de bulmuş oluyoruz. Ahır da, kapalı barınaklar olan otağ ve oda gibi Od/Ot kökünden geliyor.5 Çünkü Od kökü Vambery’nin de işaret ettiği gibi, oyuk, barınak anlamına gelen sözcüklerin de köküdür. Oyuk sözcüğündeki Oy, Od kökünün kendisidir. Türkçedeki D>Y dönüşmesi biliniyor.
Ada sözcüğünün Uygur dilindeki kökünü Kaşgarlı Mahmut’ta buluyoruz: Otruğ. Radloff, Otruğ sözcüğünü Od/Ot kökenliler arasında anıyor.6

Yakut ve Teleüt ağızlarında Od/Ot kökü
Radloff, Altay-Teleüt ve Yakut ağızlarının Eski Türkçeye en yakın olduklarını belirtiyor. Türk diliinin sözcükleri en eski halleriyle bu ağızlarda bulunabiliyor.
Teleüt Ağzı Sözlüğü’nde Ot kökünden şu sözcükleri buluyoruz:
Ot: Ateş, ot.
Odın: Odun.
Odır: Ateş yakmak.
Ottık: Çakmak.
Ottık taş: Çakmak taşı.
Odor: Otlak, yaylak.
Odu: Oba, kamp.
Odulan: Kamp yapmak.
Odun: Yaramazlık etmek.
Odus: Otuz.
Otur-: Oturmak.
Oturguş: Sandalye, tabure.7

Kıpçak/Kumanların deyişiyle: Yetti otda çırugıp-turgan
Codex Cumanicus’ta, başka deyişle 1304 tarihli Kuman Sözlüğü’nde müthiş bir deyim var: “Yetti otda çırugıp-turgan.”8 Bizim Türkçemizle “Yedi ateşte denenmek.” İşçi Partisi yedi ateşte denenerek Arslanlı Yol’da ilerliyor.
Codex Cumanicus’ta bulduğum Ot kökünden sözcükler şunlar:
Ot: Ateş.
Ot: Ot, sebze, iyileştirici bitki, ilaç.
Otaçı: Hekim.9

Kazakçada Od/Ot kökü
Kazaklar, yürekli adamlara Otjiğer (Ateş ciğerli) diyorlar. Biz de Anadolu’da cesareti daha çok ciğerli deyimiyle anlatırız. Oktay Sinanoğlu dostumuz, selam olsun, bu ciğerli deyimini çok sever. Kendisi de ateşciğerlilerdendir. Yüreksiz adamlara ise “ciğeri peş para etmez” deriz.
Ot: Od, ateş, güç, kuvvet, cesaret, kararlı, fedaya hazır.
Ot: Ot.
Otar: Otlak.
Otir-: Oturmak.
Otjiğer: Ateşciğer. Güçlü, yürekli anlamında.
Otağası: Ev sahibi
Otbaşı: Ocak, aile.
Otan: Vatan, aile, ocak.10
Otandaş: Vatandaş.
Otandaş-: Birlikte yaşamak, aile kurmak, ev kurmak.
Otanşıl: Vatansever.
Otav: Otağ, yuva, ev (oda).
Otaş (fiil): Evlenmek.
Odak: Birlik, ittifak, dernek anlaşma.
Odaktaş: Müttefik, aynı amaçla birleşenler.
Odaktaşlık: Müttefiklik.11

Kırgızcada Od/Ot kökü
Ot: Ateş, ot.
Ottu: Ateşli, yakıcı.
Otor: Otlak.
Otorçulduk: Sömürgeleştirme.
Otkor-, Otkoz-: Otlatmak.
Otun: Odun.
Odono: Kabaca.
Otur-, Oltur- : Oturmak.
Oturğuç: İskemle.
Oturuk: Yerleşik, yerleşme yeri.
Oturuktaş: Yerleşik olmak.
Hutor: Çiftçilik.12
Otö: Otağ, çadır.13

Türkçede Od kökenli özel isimler
Türkçede Od kökünden isimler de var. Örneğin Yusuf Has Hacip’in 11. yüzyılın sonlarında yazdığı Kutadgu Bilig’te Odgurmuş, vezirin kardeşidir ve ılımlılığı temsil eder. Odgurmuş, ocak kurmuş anlamını taşımaktadır.14 Odtigin ise, Eski Türklerde Ocağın Prensi unvanı olarak küçük oğullar için kullanılmaktadır. Cengiz Han devletinde bu unvan Otçigin olarak vardır. Küçük oğul, baba ocağının, yani eski ateşin sahibidir.15
Od/Ot kökü, Türkçenin bütün ağızlarında en verimli kökler arasındadır. Gelecek hafta göreceğiz, Hint-Avrupa dillerinde Od ve Ater köklü sözcüklerin kökü dışardadır.

1 Radloff, Versuch eines Worterbuches der Türk-Dialecte, c.I, s.1100.
2 Türkçe-Sahaca (Yakutça Sözlük, TDK Yayınları, Ankara 1995, s.18.
3 Radloff, age, I, s.1702.
4 Ünal Mutlu, Dünya Uygarlıklarında Türk Dili ve Kenger Uygarlığı, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul 2007, s.13, 87, 197, 203.
5 Vambery, Etymologisces Worterbuch der Turko-Tatarischen Sprachen, Leipzig 1878, madde 47, s.43.
6 Kaşgarlı Mahmut, Divan-ı Lügat-it Türk, çev. Besim Atalay, TDK Yayını, I, s.97-98. Radloff, age, c.I. s.1112.
7 R.T. Ryunina Sırkaşeva-N. A. Kuçigeşava, Teleüt Ağzı Sözlüğü, çev. Şükrü Haluk Akalın ve Caştegin turgunbayev, TDK Yayınları, s.75, 77,
8 Grönbech, Komanisches Wörterbuch, Türkischer Wortindex zu Codex Cumanicus, Kobenhavn 1942, s.50.
9 Grönbech, age, s.50.
10 Prof. S. Çağatay, Kazakça Otan sözcüğünü, hatalı olarak Arapça vatan ile ilişkilendiriyor. Bkz. Prof. Dr. Saadet Çağatay’ın Tüm Makaleleleri, c.I, yayına hz. Prof. Dr. Aysu Ata, Ayaz Tahir Türkistan İdil Ural Vakfı Yayını, İstanbul 2008, s.159 vd. Oysa, Kazakça Otan, Ot kökünden geliyor. Ot kökü bilindiği gibi, Türkçede yalnız ateş kökenli sözcüklerin değil, yer anlamına gelen sözcüklerin de kökeni Otağ, oda, otlak, oturak vb.
11 Kazak Türkçesi Türkiye Türkçesi Sözlüğü, s.373 vd; s.387 vd.
12 25 Prof. K.K. Yudahin, Kırgız Sözlüğü, çev. Abdullah Taymas, AKDTYK Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara 1998, c.II, s.590 vd; 602 vd; c.I, s.347.
13 Kırgızca Sözlük, internet.
14 Kutadgu Bilig, TDK Yayını. Ayrıca bkz. Ziya Gökalp, Türk Töresi, Kitaplar 1 içinde, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2007, s.109.
15 Yaşar Çoruhlu, Türk Mitolojisinin Anahatları, s.52.

http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/turk-dillerinde-od-koku-h21973.html

********

Od Kökü-3 Hint-Avrupalılarla ateşimiz ve ateşliliğimiz aynı kökten
Pazar, 09 Şubat 2014

Türkçe ile Kuzey Hint-Avrupa dillerini karşılaştırdığımız zaman, Od/Hot/Wot kökünden aynı anlama gelen ortak sözcükler bulunduğunu saptıyoruz.

Ortak ateş

Cermen dillerinde, ateş, sıcaklık, kızmak, kızdırmak, odun, oda gibi anlamlar taşıyan sözcüklerin bir kısmı, Od/Hot kökünden. Örneğin İsveç tarihçiliğinin babası Prof. Lagerbring, İsveççede Oda anlamına gelen Hydda ve Uthus sözcüklerini Türkçe Oda sözcüğüyle ilişkilendirmiş (1) . Başka örnekler de var:

Hydda, Uthus (İsveççede): Oda

Wood (İng): Odun

Hot (İng): Sıcak (Hot, Çuvaşçada ısıtmak, Ön-Türkçede ateş= Od/Ot’un en eski hali Hot)

Heet (Hollandaca): Aşırı sıcak, kızgın

Hitte (Hollandaca): Isı

Heito (Gotça): Sıcak

Heiss (Alm): Sıcak [Isıya ne kadar çok benziyor] Yine Sanskritçede, Eski Yunancada (Homeros), Keltçede, Got dilinde ve Baskçada Od kökeniyle bağlantılı ateş ve ısı anlamına gelen sözcükler var.

Öfke ve kinimiz de ortak

Türkçemizde Od/Ateş köküyle bağlantılı olarak türettiğimiz kızmak/öfkelenmek sözcüğü, Avrupa dillerinde Od kökünden:

Woede (Hollandaca): Kızmak (Ateşin artması), öfke. (2)

Wut (Almanca): Kızmak, öfke.

Hetzen (Almanca): Kızdırmak, kışkırtmak.

Odium: Nefret (3)

Avrupa dillerinde kızma, yani ateşin artması sonucu doğan kin ve düşmanlık da Od kökünden. Birkaç örnek verelim:

Hati, Hatiz, Hatas (Germence): Kızdırmak.

Hass (Almanca): Kin, düşmanlık (Ateş ile bağlantılı). (4)

Hostis (Latince): Düşman.

Etrüsk dilindeki ateş

Dilbilimci Carrara de Vaux, Etrüsk dilindeki atrium ve ataison gibi bazı sözcükleri Türkçe kökenle açıklıyor. Özellikle atrium sözcüğünün Türkçe oda ve oturma eylemiyle bağlantısı dikkat çekici.

Atrium, çevresine oturulan veya durulan yer anlamına geliyor ve hem Doğu Türkçesinde hem de Osmanlıcada bulunan, oturmak ve durmak sözcükleriyle açıklanıyor.

Ataison ise, “asma ve bağ kütüğü” anlamında ve Türkçe ot-uzum (ot ve üzüm) sözcükleriyle açıklanıyor. (5)

Oditorium Latince dinlenme salonu. Nişanyan, Oditorium’un Latince audire (dinlemek, işitmek) köküyle bağlantı kuruyor. (6)

Vatikan isminin de, Ötüken’le ilişkili olarak Türklerdeki ateş ve güneş kültünden geldiği ileri sürülmüştür. (7)

Avrupaya hangi yoldan gitti

Hot/Od kökenli sözcüklerin Avrupa’ya girişinin iki yoldan olabileceği yönünde bulgular var.

Biri, Kuzey Karadeniz- Kuzey Avrupa yoludur. Buna Odin Yolu da denebilir.

İkincisi, Sümer-Batı Asya-İtalya yoludur. Etrüskçedeki Ot kökenli sözcüklerin varlığı karşısında, bu yolda dikkate değer.

Üçüncü olasılık ise, Od kökeninin Avrupa dillerine her iki yoldan da girmiş olabileceğidir.

Ancak hangi yol geçerli olursa olsun, bütün yolların başı Sümer’e çıkıyor gibi görünüyor. Veya şunu söylemek daha doğru: Sümer dili ile Sümercenin akrabası olan Asya bozkırı dillerinde Ot/Od kökü, tıpkı Tingir/Tengri sözcüğü gibi ortak. Zaten her ikisi de Tanrı.

DİPNOTLAR

(1) Sven Lagerbring, İsveççenin Türkçe ile Benzerlikleri, Haz. Abdullah Gürgün, Kaynak Yayınları, İstanbul, Şubat 2008, s.48

(2) Amsterdam Üniversitesi’nin Hollandaca Kökenbilim Sözlüğü’nde kızmak anlamındaki woede sözcüğü, Savaş Tanrısı Wotan’ın kökeni olarak gösterilmiş. Sözlüğü yazanlar Od kökündeki ateş anlamını bilmeyince, kökle sapı birbirine karıştırmışlar. Oysa öfke anlamı, kızmaktan, ateşlenmekten, yani ateş ve sıcak anlamı taşıyan Od kökünden geliyor.

(3) Aconcise Etymologica (Dictionary of the English Language-W. Skeat-Oxford 1882

(4) Gerhard Köbler, Deutsches Etymologisches Worterbuch,1995.

(5) Le Baran Cara de Vaux “Türkçe ile Açıklanmış Etrüskçe Kelimeler”, çev. Mehmet Bayrakdar, Türk Kültüğür, yıl XLIII, Mart-Nisan 2005, sayı 503-504, s.37. Bu konuda ayrıca bkz. Doğu Perinçek “Og’dan Oğur’a, Kaynak Yayınları, 2.basım, İstanbul, Aralık 2012, s.19 vd.

(6) Nişanyan, Sözcüklerin Soyağacı, 4. Baskı, s. 455

(7) M. Ünal Mutlu, age, s.227 vd.

http://www.aydinlikgazete.com/yazarlar/dogu-perincek/33506-dogu-perincek-od-koku-3-hint-avrupalilarla-atesimiz-ve-atesliligimiz-ayni-kokten.html


DOĞU PERİNÇEK/ Od Kökü-4 Odin’in: Asya bağlantısının efsane bilimindeki kanıtları
16 Şubat 2014

Odin, Vikinglerin, bütün Cermenlerin, hattâ bütün Avrupalıların tanrısı.
Od, Türklerde ve Moğollarda da Yer ve Ateş Tanrısıdır.
Odin, Kuzey Avrupa’ya belki de tanrı/hakan olarak veya tanrıçanın oğlu olarak geldi. Bilindiği gibi Asya’da ve başka coğrafyalarda, ilk krallar aynı zamanda tanrıydı. Örneğin Bilge Kağan’ın oğlunun adı Tengri Kağan idi.1 Odin’in daha o zamandan ateş veya yer tanrısının adını taşımış olması ciddî bir olasılıktır. Türk mitolojisinde ateşin (od) kendisi bir tanrıçadır.2
Yer tanrıçası: Ötüken/Etügen
Türkçede Od/Ot sözcüğünün hem ateş, hem de yer anlamına gelen çok sayıda kavramın kökü olduğunu biliyoruz. Ateş ve yer anlamları arasında sürekli bir geçiş var.
Türklerin ve Moğolların Yer Tanrıçasının adı da Od/Ot kökünden: Ötüken/Etügen.3
Od/Ot sözcüğünün eski Türkçede Öt olarak bulunduğu da saptanıyor.4 Önemli dilbilimcilerinden Lessing, Ot/Öt, yani ateş kökünden gelen Ötügeni’nin Şamanistlerde “Yer Tanrıçası” olduğunu belirtiyor. Bu tanrıça, Moğolcada Etügen diye anılıyor ve “toprak ana” olarak kabul ediliyor.5
Moğolların Gizli Tarihi’nde Otgon, Ateşin Kağanı”dır ve ocağın sahibidir.6 Moğollarda Otçigin ve Türklerde Ottigin hakan ocağının ateşini taşıyan prenstir.
Yakutlarda ateş tanrısı: Utu
Yakutların tanrılar listesinde de Ot adını taşıyan bir ateş tanrısı bulunuyor. “Göğün yolunu bekleyen tanrılar” arasında “Al Ot İççite” (Ateşlerin Yedi Kardeşi) var.7
Orta Asya’da Tanrı olan Od, yüzyıllar boyunca isimlerde yaşamaya devam etmiş. Nizamettin Sami, Zafername’de bir ziyaret yeri olan Timur Öden Ata’nın mezarından söz ediyor.8 Yine Daşoğuz yakınlarında Utin Kala diye anılan yıkıntının adının da Od/Ot kökünden geldiği belirtiliyor.9
Sumerlerin Güneş Tanrısı Utu
Od/Ot kökünün ta Sumerlere kadar uzandığını düşündüren bilgiler de var.
Türkçedeki Od/Ot ile hemen hemen aynı ses olan Ud/Ut, Sumer dilinde, güneş, ateş ve zaman anlamlarına geliyor.
Utu ise, Güneş Tanrısı.
Udun, fırın anlamında, yani ısıyla bağlantılı.
Yaşayan diller arasında en eski Türk dilinin özelliklerini en çok taşıdığı düşünülen Çuvaşça ile Sumer dili arasındaki karşılaştırmalarda çarpıcı örnekler görüyoruz.10
Odin’in kurtları İskitler, Aslar ve Ossetlerde de var
Sumerlerden sonra Odin’in izini Sakalarda buluyoruz. Sakalar, bilindiği gibi İskit kabileler topluluğunun Doğudaki kolu. Yakutlar, bugün kendilerine hâlâ Saha diyorlar. Vikingler dizisinde görmüşsünüzdür, Odin’in kurdu var.
İşte o kurdun kökünü Sakalarda buluyoruz. Adı: Warka. Bu konuda Kris Kershaw’ın “Odin-Hint-Cermen Yoldaş Birliklerinin Tek Gözlü Tanrısı” başlıklı kitabı İngilizce ve Almanca bilen Odin merâklılarına salık veririm, Odin üzerinden Alperenler olayını incelemiş.11
Eski Yunanlılar, İskit ve Kimmer savaşçılarını “Kahraman Köpekleri/Kurtları” ile birlikte anlatmış ve resimlemişler.
O “Kahraman Köpeklere ve Kurtlara” Heredot Tarihi’nde de rastlıyoruz.12
Aynı “Kahraman Kurtlar”, Odin’in anayurdundaki As halkının ismini bugünlere taşıyan Ossetlerin Nart efsanelerinde de görülüyor.13
Atlı Çobanların Tek Gözlü Tanrısı
Odin’i “Tek Gözlü Tanrı” diye araştıran Kris Kershaw, Eski Yunan, Latin, Cermen, İskandinav, Kara Avrupası, İngiliz ve Hıristiyan kaynaklarında “Tek Gözlü Tanrı” bulunmadığına dikkat çekiyor.14 Oysa “Tek Gözlü Tanrı”, Türk destanlarında, örneğin Dede Korkut Hikâyeleri’nde Tepegöz olarak karşımıza çıkıyor.
Odin’in kendisi gibi atı da destansıdır. “Sekiz Ayaklı” olduğu İskandinav sagalarında yazılı. Şeytan gibi bir attır. Odin’in Atlı Çoban kültürüne uzanan kökleri, coğrafya olarak Ural-Altaylara işaret ediyor. Karadeniz bozkırı, eskiden beri o kültürün batıya uzanan dalıdır.15
Odin, daha önce de değindik, Cermen halklarında da Yeminli Yoldaşların, birbirine sadakatle bağlanmış Alperenlerin simgesidir. Vikinglerin ilk adları olan Väringlerin Yeminliler, Sadıklar anlamına gelmesi, bizi Türk dillerinde sadık anlamına gelen ber/per>ver kökenli sözcüklerle buluşturuyor. Cermen dillerinde yemin anlamına gelen Wär/Swär kökenli sözcükler yanında Eid sözcüğü de yemin anlamındadır ve Od kökeniyle bağlantılı gözüküyor.16 Homosapiensler ve bölücüler bu verilere niçin azgınca saldırıyorlar siz de tahmin edebiliyorsunuz kuşkusuz.
Savaş Tanrısı Asya’dan Avrupa’ya hangi yoldan gitti
Hot/Od kökenli sözcüklerin Avrupa’ya girişinin iki yoldan olabileceği yönünde bulgular var.
Biri, Kuzey Karadeniz>Kuzey Avrupa yoludur. Buna Odin Yolu da denebilir.
İkincisi, Sumer>Batı Asya>İtalya yoludur. Etrüskçedeki Ot kökenli sözcüklerin varlığı karşısında, bu yol da araştırılmalıdır.
Üçüncü bir olasılık ise, Od kökeninin Avrupa dillerine her iki yoldan da girmiş olabileceğidir.
Ancak hangi yol geçerli olursa olsun, bütün yolların başı Sumer’e çıkıyor gibi. Veya şunu söylemek daha doğru: Od/Ot kökü, Sumercenin akrabası olan Asya bozkırı dillerinde tıpkı Tingir/Tengri sözcüğü gibi ortak. Zaten her ikisi de Tanrı.
DİPNOTLAR
1 Talat Tekin, Orhun Yazıtları, s.68-69.
2 Yaşar Çoruhlu, Türk Mitolojisinin Anahatları, s.52.
3 Lessing, Mongolian-English Dictionary, s.335’ten aktaran Tuncer Gülensoy, Türkiye Türkçesindeki Türkçe Sözcüklerin Köken Bilgisi Sözlüğü, II, TDK Yayınları, s.676.
4 Bkz. Tuncer Gülensoy, age, II, s.611; Sevan Nişanyan, Sözlerin Soyağacı, s.454 vd.
5 Lessing, Mongolian-English Dictionary, s.335’ten aktaran Tuncer Gülensoy, age, II, TDK Yayınları, s.676.
6 Moğolların Gizli Tarihçesi, Moğolca aslından çev. Mehmet levent kaya, Kabalcı yayınevi, İstanbul 2011, s.24.
7 Ziya Gökalp, Türk Medeniyet Tarihi, Ziya Gökalp, Kitaplar 1 içinde, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2008, s.356.
8 Aktaran: Osman Karatay, Türklerin Kökleri, s.201 vd.
9 Mantayev, Bir Tarih Kaynağı Olarak Muravyev ve Velihanov’un Eserleri, s.105’ten aktaran Osman Karatay, age, s.202.
10 M. Ünal Mutlu, Dünya Uygarlıklarında Türk Dili ve Kenger Uygarlığı, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul 2007, s.13, 87, 197, 203.
11 Kris Kershaw, Odin -Der einaugige Gott und die indogermanischen Männerbünde-, Arun Verlag, 2. Auflage.
12 Heredot, IV,1.
13 Kris Kershaw, s.150, 178, 192.
14 Kris Kershaw, age, s.17 vd, 20.
15 Bu konuda bkz. Kershaw, age, s.46 vd.
16 Kershaw, age, S.209 vd.

http://www.aydinlikgazete.com/yazarlar/dogu-perincek/33993-dogu-perincek-od-koku-4-odinin-asya-baglantisinin-efsane-bilimindeki-kanitlari.html

—-
5 Ateşi O taşıyor

23 Şubat 2014

Od/Ot köküne geldik.
Türkçenin Od/Ot kökü üzerine çalışmaları Fikret Otyam ağabeyime, kirveme armağan ediyorum.

Ateş yolunda yana yana
Otyam’daki –yam ekini araştırmadan noktayı koyabilir miydik?

Yam sözcüğünün yol, geçit, ulak, posta istasyonu gibi anlamları var. Çince, Farsça, Arapça, Ermenice ve Rusçaya bu anlamlarla girmiş. (1)

Otyam, ateş yolu, ateş taşıyan oluyor.

Fikret ağabey, soyadının erenidir. Ateş yolunda ateşi taşıyor, “Ben yanaram dünü günü” diye diye.

İlk kez açıklıyorum
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Hazreti Muhammed’in soyundan geldiğini söylemişti. Ellerinde beratları bile varmış. Onaylanmış şecereler hem de.

Fikret ağabeyim alçakgönüllüdür, destur vermese de, kamuoyuna ilk kez bu köşede açıklıyorum: Fikret ağabey de Tanrı Odin’in sülalesinden geliyor. İspatı soyadıyla belgelidir.

İşçi Partisi olarak CHP’den bu bahiste de hiçbir eksiğimiz yok, hatta fazlamız bulunuyor.

Kanıtlar gösteriyor ki
Türkçemizin Od/Ot kökünü bağlayacak olursak, çok sayıda ve birbiriyle bağlantılı kanıtlar göstermektedir ki:
1. Avrupa’nın Savaş Tanrısı Odin adının kökeni, Türkçe Od/Hot sözcüğüdür. Ateş, kızma, kızgınlık, öfke, düşmanlık, kin gibi anlamlar taşıyan birçok sözcük, Türkçede olduğu gibi Avrupa dillerinde de Hot/Ot/Od kökünden geliyor.
2. Hot/Ot/Od kökü, yalnız Tanrının adı olarak değil, Türkçedeki anlamlarıyla bağlantılı çok sayıda sözcük olarak Avrupa dillerine yerleşmiştir.

3. Avrupa dilleri, Hot/Ot/Od kökünden yeni yeni sözcükler türetmiştir.

4. Vikingler ile yalnız Od kökü nedeniyle tanışmıyoruz. Kuzey dillerindeki ver, var ve say/sag/sav kökenli sözcükler de Türkçe ile ortak bir köke işaret ediyor. Bu arada Vikinglerin ilk adı olan Väring sözcüğünün bir tarihte Türk diliyle buluştuğunu gösteren çok sayıda dilbilimsel ve tarihsel kanıt da bulunmaktadır. Onları yazdık.

5. Bizim bize en uzakta gibi gözüken İskandinavlar dahil, Avrupa halklarıyla bildiklerimizin ötesinde çok köklü bağlarımız ve ilişkilerimiz vardır. Bu köşede bu dil ve köken ilişkileri nedeniyle kimseye “Türk” demedik ama Türk kavramına alerjisi olanlar, böyle sonuçlara vardılar. Her yerde Türk görmek onların saplantısıdır.

Dağ dağa kavuşmaz
Kavimler kavimlere kavuşur
Türkçemizin en güzel özdeyişlerindendir: “Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.”
Tanrı Odin’in maceraları bizi şu gerçeğe götürüyor:

Tarih, bize kavimler arasında dağlar olmadığını gösteriyor. İklimler, okyanuslar ve denizler, insanoğlunun serüveninde hep birbirine karışmışlar. Kimi bağnaz, yobaz ve bencil türünden nasyonalistlerin göstermek istediği gibi, kavimler ve milletler arasında kalın duvarlar yok. Hele insanlık tarihinde ırklar ve birbirinden soyutlanmış kültürler aramak, budalaca bir gayret olarak gözüküyor.

İnsan olmak
ya da Homo Sapiens olmak!
Sokaktaki insanın omzuna dokunup, ‘İsveçliler, Norveçliler, Danimarkalılar, bizim aşiretten geliyormuş haberin var mı’ diyecek olsanız, size şaşkınlıkla bakacaktır. Hele bir de, “Bir zamanlar tanrımız bile aynıymış, Tanrı-Kağan Odin’i ta oralara biz yollamışız” diye lafı uzatırsanız, başınıza gelecekler konusunda çeşitli olasılıklar bulunabilir.

Ancak öyle değil, Bering boğazını bile geçen Asyalı atalarımız bizi bütün insanlıkla buluşturuyor; Kızılderili bile oluyoruz, Viking niye olmayalım?

Vatansız ve ipsizler, Türk olmadıkları için Viking de olamazlar. Özeti: Onlar insanca duygulara yabancıdır, yalnız ve yalnız Homo Sapiens olabilirler.

Odin’in tanrısal gücü
Odin, tanrısal gücüyle kavimler arasındaki dağları yerinden oynatıyor. Bizlere hepimizin insan olduğunu, bizleri ayıran ırklar olmadığını, dünyanın her yerinde akrabalarımız ve kardeşlerimiz bulunduğunu ve bütün bu kardeşlerin toplamının da insanlık olduğunu anlatıyor. İşte böyle bir dünyada, Vikinglerle bile kardeş olurken, Anadolu’da binlerce yıldır birlikte yaşayanların yabancılaştırılmasına ne demeli?

Şu ölümlü kalımlı dünyada kavimler arası kardeşliğe en yetenekli, en birikimli millet kimdir diye soracak olursanız, bilim adamları Türkleri önde sayarlar.

Herkesle akraba olmak, herkesle harmanlanmış olmak, herkesle karışmış ve kaynaşmış olmak, bizim tarihimizin özetidir. Buradan ırkçılık mırkçılık çıkmaz, tek bir şey çıkar: Kardeşlik, insanlık, insancıllık, Enternasyonalizm! Okyanus kıyılarında bile destanlarımız okunuyor, bizden daha dünyalısı var mı?

Hepimiz Odiniz Hepimiz Otyamız
Türk tarihi bize, eşsiz bir özgüven ve gurur yanında uluslararası kardeşlik kültürü sunuyor. 20. yüzyılın başından beri Ruslar, Çinliler, Hintliler, İranlılar, Araplar, Vietnamlılar, Koreliler, arkasından Afrikalılar ve Latin Amerikalılar ile birlikte, Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Mazlumlar Dünyasının öncü konumlarında bulunan Türk milleti, insanlığın büyük kavuşmasının da öncülerindendir.

Odin, bizim kavimleri birbirine kavuşturan kahramanımızdır.

Bizimdi, hepimizin oldu.

Hepimiz, Odiniz! Hepimiz Otyamız!

Dipnot
(1) Prof. Dr. Günay Karaağaç, Türkçe Verintiler Sözlüğü, TDK Yayınları, Ankara 2008, s. 902

Doğu Perinçek
Aydınlık/Rota

http://www.ulusalkanal.com.tr/kultur-sanat/5-atesi-o-tasiyor-h23082.html

About Çetin Bayramoğlu

Şairim , insanım.
Bu yazı BİLİM, TÜRKÇEMİZ - DİL içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.