Süleyman Ateş – Soru: Acaba kutsal dinimiz, evrimi nasıl anlatmaktadır?

– 22 Nisan 2006 Cumartesi, Vatan

Cevap: Batıdan önce İslâm dünyasında evrimle ilgili açıklamalar yapılmıştır. Evrim hakkında ilk kitabı yazan, yaklaşık 1000 tarihlerinde ölen İbn Miskeveyh’tir. Erzurumlu İbrahim Hakkı (1703-1772) ise Müslümanların geliştirdiği evrim tezini, ünlü Marifetname’sinde şöyle özetlemiştir: “Varın yok olması, yokun var olması mümkün değildir. Var daima var, yok da daima yoktur. Fakat var, bir mertebeden diğer mertebeye, bir halden diğer hale geçebilir. Allah’ın emriyle felekler ve yıldızlar hareket edip dört unsur (eleman), istihale (evrim) ile birbirine karışmış, unsurların izdivacından (karışımından) önce madenler, ondan bitkiler, ondan hayvanlar ve hayvan kemalini bulunca insan meydana gelmiştir. Madenlerle bitkiler arasında ara varlık mercandır, bitkilerle hayvanlar arasında ara varlık hurmadır, hayvanlarla insanlar arasında ara varlık maymundur.

Zira cümle azası, kıl ve kuyruktan başka içi dışı insana benzer. Aracıların varlığının hikmeti şudur ki, her biri kendi mertebesinin aşağısından en yükseğine vasıl olup, varlıklar mertebesi bir düzenle sıralanıp insan mertebesinde son bulur. Gaye, devr-ü zemanın tetimmesi, cihanın özü olan insanın meydana gelmesidir. İşte bu mertebede ahlaken yükselip Tanrı huylarıyla vasıflanan kişi, marifet kemaline erip küllî akla kavuşmuş ve bu mertebede varlık dairesi birleşip tamamlanmıştır. Onun iptidası akl-ı evvel, sonu da insan-ı kâmildir.”

Milyonlarca yıl geçmiş

Bu görüşleri aktarmaktan maksadım, bunların yüzde yüz doğru olduğunu söylemek değil, Müslüman filozof ve bilginlerin, bu konuya ilgi göstermiş olduklarını belirtmektir. Yoksa insanın maymundan veya herhangi bir hayvandan türemiş olduğu görüşünde değilim. İnsan bir hayvandan değil, kendi kökeninden geliştirilip bu mükemmel şekline getirilmiştir. Bunun nasıl olduğunu Allah bilir.

Kuran, Dehr Suresi’nde, “İnsanın üzerinden, henüz kendisinin hiç (insan diye) anılmadığı uzun bir süre geçmedi mi?” (Dehr: 1) buyurulmaktadır. Demek ki insan, insanlık mertebesine gelmeden önce üstünden uzun süre geçmiştir. Yani henüz insan diye anılmayan varlık, milyonlarca yılda insanlık mertebesine getirilmiştir. Bu konuda Elmalılı Hamdi Yazır’ın da güzel bir tefsiri vardır. Ben de 1974’te Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi’nde yayınlanan “Kuran-ı Kerîm’e Göre Evrim Teorisi” adlı makalemde bu konuyu açıklamaya çalışmıştım. Yaratan’ın Allah olduğunu kabul ettikten sonra evrimi kabul etmek insanı dinden çıkarmaz. Öyle olsaydı bu büyük insanlar, evrim hakkında bu çalışmaları yapmazlardı.

Bizler zamanı böleriz

Bazı kişiler, insanın evrimini kabul etmeyerek, “Allah’ın, Adem’i bir anda yaratmaya gücü yetmez mi ki, bu kadar uzun zamanda yaratsın?” der ve evrim düşüncesini, Kuran’a ve Allah’ın kudretine aykırı bulurlar. Düşünmezler ki, Allah için zaman söz konusu değildir. O’na göre milyonlarca yılla bir an aynıdır. Çünkü sonlu varlıklar olan bizler, zamanı böler ve parça parça algılarız. Ama Allah, parçalan bütünleştirir. Çokluklar O’nda bir olur. Katreler denizde birleşir. Kesret, vahdete döner. Allah’ı insanla karıştırmak, sınırsız kavramı sınırlı algılarla karşılaştırmak, kişileri yanlış yargılara götürür.

Kaldı ki birden bire yaratıvermek basit bir şeydir. Ama ince planlar, yasalarla milyonlarca yıl içinde dünyadan süzüle süzüle meydana getirilmiş varlığın değeri büyüktür. Bundan dolayı Allah insan için, “Gerçekten biz, insanoğluna çok ikramda bulunduk, onu çok değerli, şerefli yaptık” buyurmak suretiyle insanın değerini belirtmiştir. Kuran’ın ifadesine göre dünya, dört ilahi günlük, yani dört büyük zamanlı evrim sürecinden geçirilerek bu şekline sokulmuştur. Canlıların zübdesi olan insan da çok derin bilgi, ince hesap ve planların sonucunda süzüle süzüle tabiat güçlerine hükmeden, dünyayı onaran, daima ilerleyen, kalkınan mükemmel bir varlık haline getirilmiştir.

About Çetin Bayramoğlu

Şairim , insanım.
Bu yazı BİLİM içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.