AHİLİK – CEM ARICA

AHLAKİ PRENSİPLER
Ahilerin en önemli farklılığı çalışma hayatını düzenlerken diğer taraftan her bir çalışanını ahlaki yönden insan-ı kâmil sıfatına yükseltme çabalarıydı.İnsan-ı kâmil kelime anlamı olarak olgun insan demektir. Ahilerde olgun insan maddi ve manevi dünyasını tanzim etmiş yaşamını düzene koymuş kişidir. Bu noktadan hareket eden Ahiler örgütlerine üye olacak kişileri eğitimden geçirmek suretiyle hayata hazırlama görevini üstlenmişlerdi. Bu amaçlarını iki farklı eğitim usulü ve yolu ile gerçekleştirmişlerdir.

a-) Meslek içi Eğitim
Mesleğe yeni girecek olan her çocuktan öncelikle usta sorumludur.
Usta çırağına mesleğinin inceliklerini öğretirken, en temel amacı onun mesleği sevmesini sağlamaktır. Ayrıca;
-Bireye kendini tanıma yolunu göstermek
-İyi ahlaklı insan olarak yetiştirmek ( 740 adet görgü kuralı vardır )
-Her insanın iyi bir doğa ile yaratıldığı düşünülür, çocuğun bu doğasını koruması amaçlanır
-Bireydeki gizli yeteneklerin ortaya çıkarılıp, yeteneklerine yön verilir

-Eğitim belli bir noktada tamamlanmaz, ömür boyu süren bir faaliyettir
-Eğitim Ahilik ilkelerini kabul eden herkese açık ve ücretsizdir.

b-) Toplum içi Eğitim
Terbiye ocağı niteliği ağır basan zaviyelerde ( Aynı zamanda konaklama yeriydi ve ücretsiz konuk ağırlanan yerlerdi ) okuma-yazma öğretilmesinin yanı sıra dini ve bilimsel bilgiler, Türkçe ve Arapça dersleri, güzel yazma ve musiki dersleri verilirdi. Eğitim kitaplara dayandırılmak yerine sohbet şeklinde verilmesi tercih edilmiştir.

Yaren sohbetleri adı verilen toplantılarda müzik ve yazılı edebiyat ürünleri hem genç Ahilerle hem de halkla paylaşılmış bu şekilde halk kitlelerinin eğitimine de aracı olmuşlardır.
Ahi teşkilatı içinde olanlar kurallara aykırı eylemleri gerçekleştirirlerse Ahilikten çıkarılır, ustalık beratları ellerinde alınırdı.(Yolsuz denirdi)
Ahiler için topluma ve ihtiyaç duyanlara hizmet vermek de bir ahlak anlayışıdır, bu anlayışla kurulmuş sayısız Ahi Vakfı günümüze dek hizmet vermiştir; Evlenecek yaşa gelmiş, kimsesiz veya yoksul kızların evlilik ihtiyaç ve masraflarını karşılayan Çeyiz Vakfı, kışın yaşlı ve çocukların buzda kayıp düşmelerini engellemek için yollara kül dökülmesini ve saçak buzlarının kırılmasını sağlayan Kül Vakfı, kimsesiz ve yoksul kimseleri bedelsiz muayene ve tedavi eden, ilaç ihtiyaçlarını karşılayan Guraba Hastaneleri, evleri yanan veya başka şekilde evsiz kalan insanlara barınacak yer temin edilinceye kadar barındırmak için hazırda boş bekletilen evler yapan Harik-Zegedan Vakfı bunlardan sadece birkaçıdır.

4-) İNANÇ FELSEFELERİ
Ahi birliklerinin yukarıda sayılan özellikleri dışında inanç dünyaları da günümüzün inanç dünyasını aydınlatacak derecede insani ve birleştiricidir. Din ayrımı gözetilmez, kadın-erkek ayrımı yapılmaz ( Bacıyan-ı Rum dünyanın ilk kadın esnaf teşkilatıdır 13. Yüzyıl ), zengin-fakir ikilemi yaratılmaz, kişinin kişiye üstünlüğü yok kabul edilirdi. İnsan olmak için emeği ile para kazanmak makbul sayılmış, kimseye muhtaç olmamak, topluma yararlı olmak hayat gayesi olmuştur.
Yaptıkları meslekleri de önemsemişlerdir. Her mesleğin bir piri olduğuna ve seçtikleri piri de inanç önderlerinden seçmişlerdir. Örnek olarak;

MESLEK MESLEĞİN PİRİ
Tüccar Hz. Muhammed
Seyyah Hz. İsa
Çoban Hz. Musa
Marangoz Hz. Nuh
Dülger Hz. İbrahim
Terzi Hz. İdris
Debbağ Ahi Evran
Berber Selman-ı Farisi
Saatçi Hz. Yusuf

Pirlerini bu şekilde seçmeleri bile Ahiliğin ayrım gözetmediklerini insanlık medeniyetinin tüm öğelerini felsefelerinde taşıdıklarının kanıtıdır. Ahiliğin sırrı derin düşünce de diğer bir deyişle batıni olmalarındandır. Anadolu Tasavvufu onlarında ışığı olmuştur. Bir de Anadolu tasavvufunun insanlık medeniyetinin tüm bilgeleri ve erenlerinin, çabalarının ve eserlerinin toplamı olduğunu görebilirsek kurulan bu yolun mükemmeliyetini daha çok idrak edebiliriz. Bizlere düşen görev bu yolu tekrar açmak ve tarihimizden gelen bu yapıya hayatiyet kazandırmaktır. Onların felsefeleri akıl üzerine kurulmuştu. Bilim ve ahlak onların sırrıydı. Bu açıdan bile bırakalım günümüzü, geleceğimize ışık tutmaktadırlar.

Denizli Babadağ Çarşısında asılı olan levhada yazan kelimeler bunun kanıtıdır;

İnsanları ayırma ha !
Hepsine adil ver hakkın.
Hayırlıdan ayrılma ha !
Her şeyin gerçeğini söyle.
Etrafına dostluk saç ha !
Eser kalır, sen gidersin.
İyi belle unutma ha !
Önce hizmet, sonra sensin.

Eşrefoğlu al haberi
Bahçe bizde gül bizdedir
Biz de Mevla’nın kuluyuz
Yetmiş iki dil bizdedir

Erlik midir eri yormak
Irak yoldan haber sormak
Cennetteki akan ırmak
Coşkun akan sel bizdedir

Adem vardır cisme semiz
Abdest alır olmaz temiz
Hakk’ı dehleylemek nemiz
Bilcümle vebal bizdedir

Arı vardır uçup gezer
Teni tenden seçip gezer
Canan bizden kaçıp gezer
Arı biziz bal bizdedir

Kimi sofi kimi hacı
Cümlemiz Hakk’a duacı
Resul’ü Ekrem’in tacı
Aba hırka şal bizdedir

Biz erenler gerçeğiyiz
Has bahçenin çiçeğiyiz
Hacı Bektaş köçeğiyiz
Edep erkan yol bizdedir

Kuldur Hasan Dedem kuldur
Manayı söyleyen dildir
Elif Hakk’a doğru yoldur
Cim ararsan dal bizdedir

http://www.kapalicarsitarihi.com/index.php

About Çetin Bayramoğlu

Şairim , insanım.
Bu yazı KÜLTÜR-GELENEK-GÖRENEK içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.