Profesör Doktor Turan İtil – En büyük tabumuz: Beyin

Profesör Doktor Turan İtil

New York’tan Washington’a gidiyordum. Hepsi hepsi 55 dakikalık bir yolculuk, İstanbul-Ankara gibi. Yanıma gayet şık, başarılı bir iş kadını olduğunu elindeki çantadan, kıyafetinden ve ayakkabılarından anladığım bir hanım oturdu. Wall Street Journal denen iş hayatının en popüler günlük gazetesini okuyordu. Uçak tam kalkacakken elindeki gazeteyi katladı ve etrafına bakmaya başladı. Konuşmak istediği her halinden belliydi. Amerika’da orta yaştan sonra kadınlar, hele herhangi bir meslekte başarılı olmuşlarsa uçakta konuşmaya bayılırlar. Laf attım hemen cevap geldi. Daha uçak havalanmadan önce ne iş yaptığımı sordu. Psikiyatristim deyince konuşma merakı büsbütün arttı. Soru üzerine soru soruyordu. Çocuklarını yetiştirişinden, oğlu ile kocasının yarım yamalak ilişkilerinden, kızlarının boyfriendlerinden bahsediyordu. Yavaş yavaş kocasıyla olan ilişkilerinden bahsetmeye başladı. Daha hostes içki servisi yapmadan en derin bir şekilde seks hayatını anlatmaya başladı. Bundan önceki birçok seyahatte olduğu gibi ben artık alışmıştım. Uçaklarda psikiyatrist olduğumu duyunca erkekler, bilhassa kadınlar açık açık seks hayatlarını anlatırlardı. O anlatırken ben de düşünüyordum.
Daha 10-15 sene önceye kadar seks hayatı en büyük tabuydu. Anlatılmazdı. Dünya nasıl değişmişti.
Beynini en son ne zaman tetkik ettirdin?
Ben de bu son 10 senede beyin fonksiyonları tahlili diye bir bilgisayar sistemi yapmıştım. İçine bizim software programlarını koymuştuk. Yani benim kendi laboratuvarımda yaptığım en son araştırmaları her doktor yapabilecekti. Bu aleti araştırıcı üniversite doktorlarına çok cüzi bir fiyata satıyor, onlardan da bizim data bankamıza ilave edecek araştırma malumatı istiyorduk. Aleti satmak için tam bu sıralarda Ford fabrikasının arabalarını satmak için televizyonlarda kullandıkları bir reklam olan “When did you ride a Ford lately” yani son olarak ne zaman bir Ford kullandın sloganından “When did you check up your brain lately” yani beynine en son ne zaman checkup yaptırdın, cümlesini almış reklamlar yapıyorduk. Bu reklamlara çok ümit ettiğimiz halde cevap pekiyi değildi. Günün birinde ben bu cümleyi Türkçeye çevirince paniğe kapıldım. Oğlum Kurt’a, “Kurt yahu bu tabiri Türkçeye çevirince kulağa hiç de hoş gelmiyor, ne dersin” diye sorunca o da, baba bana İngilizcesi de iyi gelmiyor ama sen istedin diye kullanıyoruz demişti. O zaman anladım ki insanlar beyinlerinin tetkikini pek istemiyorlardı. Bunu tahkik etmek için son senelerde yeni tanıştığım zatlara acaba beyinlerini son olarak ne zaman muayene ettirdiklerini soruyordum. Yanımdaki hanım bana seks hayatını bülbül gibi anlatmıştı. Bakalım buna ne cevap verecek dedim ve sordum. Bir kaç dakika önce cıvıl cıvıl olan hanımefendi “ne demek istiyorsunuz” dedi. Ben, beyin de kalp, ciğer, göz gibi bir organ, dedim. Tabii onlardan çok daha önemli, hele beyne ihtiyacı olanlar için. Siz önemli bir mevkide olan bir hanımsınız, sizin şirketinizin de sizin beyninize pek çok ihtiyacı olması gerekir. Bakın kalbiniz bile bozulsa nihayet size zarar verir. Fakat beyninizdeki bir arıza olur da yanlış kararlar verirseniz binlerce çalışan ve firmaya para yatıran yüz binlerce insanı sıkıntıya sokarsınız. Onun için beyninizi arada bir muayene ettirip ettirmediğinizi soruyorum. Kadın artık beni dinlemiyordu. Yüzü asılmış tekrar eline gazeteyi almıştı. Bir kere daha görmüştüm ki insanlar beyinleri hakkında konuşmayı sevmiyorlardı.
Rutin beyin muayenesi standartlara hâlâ girmedi
Yalnız sevmemekle kalmıyor, beyinleri hakkında konuşmaktan korkuyorlardı. Seks hayatları hakkında bülbül gibi konuşanlar beyinleri hakkında dut yemiş bülbüle dönüyorlardı. Bir defa daha anlamıştım ki beyin, bilhassa entelektüel ve beyinleri sayesinde başarılı olmuş insanlar için en büyük tabu idi. Başkalarının beyni hakkında bol bol konuşanlar kendi beyinleri hakkında kelime sarf etmiyorlardı. Beyin, 21. asrın başında hala en büyük tabumuz. İnsanlar konuşmak istemiyor, doktorlar sormaktan korkuyor. Dünyanın en kuvvetli adamı Amerikan Cumhurbaşkanı her 6 ayda bir tıbbi muayeneden geçer. Raporları yayımlanır, yok lipiti şu kadar, kolesterolü bu kadar, potasyum, kalsiyum hepsinden bahsedilir. 30 senede bir defa beyin tetkiklerini duymadım. Halbuki ne kolesterolün ya da lipitin yüksekliği ne de kalbin, ciğerlerin, midenin en ağır rahatsızlığı cumhurbaşkanının hata yapmasına sebep olmaz. Elbette bunların her birinin ölüm tehlikesi var ve cumhurbaşkanının günlerce veya haftalarca iş yapmasına mani olabilir. Amma velakin onun yanlış karar vermesine yahut bir türlü karar verememesine sebep olabilecek hastalıklar hep beyinden gelir. Düşünün bir cumhurbaşkanı bir bakan bir vali bir büyük şirket başkanı için karar verme ve doğru verebilme ne kadar önemli. Buna rağmen bunu ne böyle mevkilerde olanlar düşünür ne de onların doktorları kendilerine söyleyebiliyor. Karar verebilmeyi, hele yüksek mevkide olanların doğru karar vereceğini herkes normal buluyor. Beyni rutin olarak muayene etmek, testlerle fonksiyonunu ve performansını kontrol etmek standartlara hala girmedi. Değil basit insanlara, bilhassa mesuliyetli mevkilerde oturan güçlü insanlara bile “Bir de beyninizi rutin olarak muayene edelim” demek hiç bir doktorun aklına gelmiyor veya cesaret edemiyorlar. Yani beyin hala en büyük ve en son tabumuz. Başka türlü her 6 ayda bir “fiziki” checkup yapılan Amerikan CIA başkanı Mr. Casey’in beyninde koskocaman bir tümörün senelerce farkına varmadan büyümesi veya Amerikan Cumhurbaşkanı Ronald Reagan’ın yavaş yavaş Alzheimer olmasını tanımlayamamak imkân dahilinde olabilir miydi? Uçakta yanımda oturan büyük iş kadını nasıl “beynini” sorunca rahatsız olduysa beynini “ihmal” ettiyse, okumuşlar, hele büyük mevkilere gelenler beyinlerini ihmal edeceklerdir.
Erken teşhis için düzenli tetkikler yapılmalı
Genelde beyin hastalıkları, hele dejeneratif dediğimiz hastalıklar (Alzheimer, parkinson gibi) yahut ruhi dediğimiz rahatsızlıklar (depresyon, şizofreni) yavaş yavaş gelişen, ruhi melekelerimizi (karar verme, idrak, kendini bilme vs.) yahut kognitif performanslarımızı (hafıza, dikkat, konsantrasyon, psiko-motor) yahut entelektüel kapasitemizi bozan ve arızaları ancak büyük hatalardan, felaketlerden, skandallardan sonra tespit edilebilen tür rahatsızlıklar. Bunların gelişmesi ideal olarak langitidunal sistematik beyin muayeneleri yapılınca psikolojik, fizyolojik ve performans testleri tatbik edilince görülebilir. 1, 2, 3 sene önceki tetkiklere nazaran değişmeler beyinde bir rahatsızlığın olduğunu işaret eder. Bu şekilde her insanın beynini her sene aralıklı tetkiklerle data bankalarında olan kendi “normlarıyla” mukayese etmek çok daha faydalı olur. Tedavilere en erken başlanabilir. Genel olarak önemli beyin hastalıklarından (mesela depresyon, Alzheimer, parkinson) hiçbirinin hakiki sebebi hâlâ bilinmiyor. Tedaviler daha ziyade semptomatik ve ne kadar erken başlanırsa tesiri o kadar fazla. Genelde beyin checkup veya tune upları kronik beyin hastalıklarını erken teşhis ve tedavi bakımından çok önemli olabilir. Fakat bunun için ilk adım beynin iyi işleyip işlemediğinin tespiti, ta Hipokrat zamanında olduğu gibi değil, yani şayet bir insan konuşuyorsa, “normal” gibi düşünüyorsa, yürüyorsa, hareket ediyorsa, görüyorsa, söyleneni az çok yapıyorsa normaldir deniyor. Halbuki bu normal gibi görünen insanlar mesela hafıza testleri yapılırsa, psikomotor fonksiyonları tespit edilirse, reaksiyon zamanları, dikkat, mantık, konsantrasyon, vijilans (uyanıklılık), hafızanın muhtelif kısımları (kısa, uzun, kelime, abstrakt, topolojik) tetkik edilirse bir çoğunda yaşa göre bozulmalar tespit edilir. Hassas psikolojik, psikiyatrik, nörolojik testler bir insan beyninin ne derece “normal” çalıştığını, fonksiyon ve performansların ne derece düzgün olduğunu gösterebilir. Hele bunlar aynı insanda her sene tekrar edilirse çok ciddi bulgular olur. CT Scan, MRI gibi organik tetkikler olup beynin veya kemiklerin hasara uğrayıp uğramadığını gösterir. Fakat çok zaman hasarlar, dejeneratif hastalıklarda aylar ve yıllar sonra çıkar. Halbuki beyin kimyasındaki değişiklikler PET SCAN, SPECT denen metotlarla, beyin fonksiyonundaki değişiklikler bilgisayarlı EEG, fonksiyonel MRI ile beyin performansındaki değişiklikler eksperimental psikolojik testlerle objektif olarak görülebilir. Eğer longitidunal, yani seneden seneye yapılırsa bu bulgular erken teşhise yardım eder ve tedaviden daha iyi sonuçlar alınır.
Bütün bu misaller gösteriyor ki, insanı hayvandan ayıran, bir insan için en önemli organ olan beynin, vücudun başka uzuvlarında olduğu gibi, bir organ olarak kabul edilmesi lüzumu ve korkmadan ihmal etmeden tabu olarak görmeden beynin de vücudun diğer organları gibi muntazam aralıklarla checkup ve tune up yapılması gereğini kabul ve tatbik etmek gerekir.

http://www.aydinlikgazete.com/toplum/41145-en-buyuk-tabumuz-beyin.html

About Çetin Bayramoğlu

Şairim , insanım.
Bu yazı SAĞLIK içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.