FAZIL SAY – TURGUT UYAR’IN “GÖĞE BAKMA DURAĞI” ŞİİRİ ÜZERİNE

YENİ ŞARKILAR
Mayıs 2015’de çıkıyor
Opus 58
“Göğe bakma durağı”
2014
Turgut Uyar’ın “Göğe bakma durağı” şiirini ikinci besteleyişim.
Türk edebiyatında “ikinci yeni” olarak adlandırılan , baş aktörlerinin Turgut Uyar, Cemal Süreya, Edip Cansever olduğu şiir ekolünün de aynı zamanda en bilinen en ünlü eseridir “Göğe Bakma Durağı”
İlk besteleyişimde bu sözleri ve metaforları müziğim ile ifade etmeye çalışmıştım. Şimdi ise bu şiirin anlattığı bütün psikolojiyi ele almak istedim.
Benim açımdan çok heyecan verici bir çalışmaydı bu müziği kurgulamak; Tamamı yeni bir şarkı, daha doğrusu çok kapsamlı bir senfonik eser oluştu ve de 5 yıl önce bestelemiş olduğum ” göğe bakma durağı” ile tek notasının alakası olmayan, yeni bir stil ve estetik peşindeydim.
Müzik duygu ve düşüncelerin çıplak ve korunmasız olduğu bir sanattır. Bir şiirdeki tüm gizemleri ortadan kaldırabilir. Şiir yalnız ve çıplak kalabilir. Müzik bu tarz bir şiiri sert rüzgarlara sürükleyebilir.
Şimdi, bu müzik ile peşine düştüğüm o psikolojiden bahsedelim..
Edebiyat severler “Anna Karanina”, “Kreutzer Sonatı” gibi Tolstoy dramlarını bilir. “Göğe bakma durağı” sahibi Uyar için ise , Tolstoy’un bittiği yerde başlayan tahammülü zor bir hesaplaşma başlamıştır.
“Göğe bakma durağı” bir aşk şiiri değildir. Bir aldatılma şiiridir.
Tüm acısına rağmen şair kendi hazin gerçeğine şiir yeteneğindeki tüm metaforları bu sefer kalkan olarak kullanır.
Şair, şiiri ile, kendini ölümcül bir ihanete siper eder.
“İkinci yeni” şiir ekolünün tüm teknikleri ve estetiği, Turgut Uyar’ın en özelinde savunma şemsiyesidir artık …
Sonuçta Turgut Uyar için her şey bir yanadır, aşk bir yanadır. Aşk kazansın ister. Aşk çünkü her şeydir.
Çok zor hissiyatlar içinde kendi paranoyaları, kaybetme korkuları, şiir metaforları vesairenin hepsi bir yana gerçek bir aşk vardır. Sevdiği kadın, karısı, Tomris Uyar dönmelidir. Bütün bu yürek parçalamanın şiire yansıması da o derece gerçek o derece sert ve o derece buruktur. “Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum, tuttukça kalabalık oluyorum” ne ağır bir iç hesaplaşmasıdır. Şair hazin bir yakarış ve affediş ile sevdiği kadının tekrar kendine dönmesini ister.
Kimdir “yanab otları”? “Güneşler”? Kimlerdir “şeker kamışları”? “Bebe dişleri”?
Kaç kişi? Ne oluyor?

Besteci, okurlar ile birlikte tahminler yürütmektedir. Bizzat tanıdığım çok vasıflı, çok yetenekli, çok güzel, çok karizmatik sanatçı (Turgut Uyar’ın sevdiği kadın) ;Tomris Uyar, bu eserde dünya dışı bir dişinin, bir Venüs’ün sesi benzeri “theremin” enstrumanı ile temsil ediliyor.
Bestede 200’den fazla kanaldan ses geliyor. “Kalabalık” koro oluyor.
Bu şarkıya Solist Serenad Bağcan yanında 27 müzisyen ses, nefes ve ruh verdi…
Hepsine teşekkür ediyorum.
Söylemek zorundayım; şiirin anlatımı ile ilgili;
İrite eden sesler duyuluyor.
Kadın sesleri..
Erkek sesleri..
Sesler güçlüdür.
Müzik şiirin kalkanlarını kaldırabilir.
Göğe bakma durağı savunmasızdır
FAZIL SAY (Ocak 2015)

About Çetin Bayramoğlu

Şairim , insanım.
Bu yazı MÜZİK içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.