Şeyh Said kimdir

Şeyh Said kimdir peki? Politik kimliği, dünyaya bakış açısı ve tarihte savunduğu görüşler nelerdir? Bu soruların yanıtlarına geçmeden önce anılan ismin 1925 yılında bazı büyük aşiretlerinde desteğini alarak kürt-islam temelli rejim perspektifi doğrultusunda bir isyan başlattığını hatta kimi kaynaklara göre on bin kişilik bir ordu ile Diyarbakır’ı kuşatma altına aldığını belirtelim. Uzatmayalım, süregelen çatışmalar sonrasında isyan bastırılır ve Şeyh Said ile birlikte 46 kişi idam edilir.

Gelelim yukarıdaki soruların cevaplarına. Şeyh Said varlıklı bir ailenin çocuğudur ve Nakşibendi tarikatında şeyhliğe kadar yükselmiştir. Aynı zamanda bir kürt lideri olarak da bölgede ağırlığı olan bir isimdir. Politik kimliğine gelince, Şeyh Said açıkça, İslam esaslarına göre kurulacak bir devleti savunmaktadır. Bu yanıyla teokratik ve monarşik bir dünya görüşüne sahiptir. Feodaldir, bölgenin önemli isimlerinin başında gelir hatta. Örneğin Türkiye Sosyalist hareketinin önemli isimlerinden olan Hikmet Kıvılcımlı, Şeyh Said şahsında vücut bulan ayaklanmayı, “feodallerin devrimci kapitalizme yönelen karşı-devrimci bir saldırısı” olarak tanımlar. Yine dönemin Türkiye Komünist Partisi, ayaklanmaya karşı şöyle tepki gösterir:

“Yobazların Sarıkları Yobaz zümresine kefen olmalı! Yobazlarıyla, Ağalarıyla, Şeyhleriyle, Halifeleriyle, Sultanlarıyla birlikte kahrolsun Derebeylik!”

Benzer görüşler Komintern ve Sovyetler Birliği tarafından da ifade edilir. Uğur Mumcu da ayaklanmanın Kürt-İslam niteliğine vurgu yapar ve beraberinde şu görüşleri paylaşır:

“..ancak, Nakşibendi şeyhlerince hazırlanan ve ‘İslami düzen’ kurmayı amaçlayan bir ayaklanmanın ‘ilericiliğine’ hiçbir ideolojide dayanak bulunacağını sanmıyoruz”

ŞEYH, KİM ADINA, NELERİ SAVUNMUŞ.

Şeyh Said tarafından gerçekleştirilen isyana dönük yaklaşım en azından sosyalist kesimin çok büyük bir bölümü için kürt- islam temelli, feodal bir ayaklanma olarak tanımlanır. İsyanın “kürt” rengine yazımızın sınırları dahilinde değinmemekle birlikte Şeyh Said’in İslamcı dünya görüşünü anlamak bakımından çeşitli vesilelerle onun tarafından dile getirilen düşünceleri sizlerle paylaşmak istiyoruz. Bakalım Şeyh, kim adına, neleri savunmuş.

“Medreseler kapatıldı. Din ve Vakıflar Bakanlığı kaldırıldı. Din mektebleri Millî Eğitim’e bağlandı. Gazetelerde bir takım dinsiz yazarlar dine hakaret etmeye, Peygamberimiz’e dil uzatmaya cesaret ediyorlar. Ben bugün elimden gelse bizzat dövüşmeye başlar ve dinin yükseltilmesine gayret ederim.“ Şeyh Said’in köylülere verdiği bir vaazda dile getirilen bu sözlerden de açıkça anlaşılacağı üzere, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı açıkça bir isyan hedefi vardır. Fakat sözlerin dozu bunlarla da sınırlı değildir. Bakın Hormok aşiret reislerine yazdığı bir mektupta Şeyh Said neler demiş:

Hormok aşiret reislerine!

Esselamü Aleyküm verah-metullahi ve berekatühü, lehül hamd vel minne Hidayet-i Rabbani ile Din-i Mübini Ahmediye’yi kâfir olan M. Kemal’in yed-i zulmünden (zalim elinden) tahlis etmek (kurtarmak) gazası niyetiyle Şuşara hareket edildi. Bu gaza ve cihadın mezheb ve tarikat tefrik edilmeden La ilah illallah Muhammedün Resulullah diyen bütün İslam muvahhidleri üzerine farz olduğundan minnel kadim memleketimizde büyük bir gayret ve şecaat sahibi olan müslüman aşiretinizin de Şeriat-ı Garra’yı Ahmediye’ye ve bu cihad-ı ekbere ittiba edeceğinize itimadım berkemaldir.

Ya eyyühel ensar!

Dinimizi ve namusumuzu bu mülhidlerin (kafirlerin) elinden kurtaralım. Size istediğiniz yerleri verelim. Bu dinsiz hükümet bizi de kendisi gibi dinsiz yapacaktır. Bunlarla cihad farzdır. Allah yolunda cihad edin ve öldürün.

4. Kanuni Sani 1341

Emir’el-Mücahidin es-Seyyid Muhammed Said Nakşibendi“

“Kurulduğu günden beri Din-i Mübin-i Ahmedi’nin temellerini yıkmağa çalışan Türk Cumhuriyet’i reisi M. Kemal ve arkadaşlarının, Kur’an’ın ahkâmına aykırı hareket ederek, Allah ve Peygamber’i inkâr ettikleri ve Halife-i İslam’ı sürdükleri için gayr-i meşru olan bu idarenin yıkılmasının bütün İslam’lar üzerine farz olduğunu, Cumhuriyet’in başında bulunanların ve Cumhuriyet’e tabi olanların mal ve canlarının Şeriat-ı Garra’yı Ahmediye’ye göre helal olduğu ve saire” diye devam eden bu fetvada Şeyh Said tarafından kaleme alınmıştır.”

Şeyh Said’in görüşleri bunlarla da sınırlı değildir, hilafeti ve halifeyi de açıkça savunur Şeyh ve yayınlandığı bir beyannamede şöyle der:

“Hilafetsiz Müslümanlık olmaz! Halife memleketten çıkarılamaz! Şimdiki hükümet mütemadiyen(sürekli olarak) dinsizlik neşretmektedir. Kadınlar çıplaktır. Mekteplerde dinsizlik ilerliyor.

Ve nihai olarak, şu görüşlerde yine Şeyh Said’e aittir:

“Şimdiki hükümet Islam Hilafetini, Saltanatı, meşihatı Islamiye’yi (Şeyhülislam Makamı) ve ilim medreselerini ilga etmiş, Evkaf Nezaretini (Vakıflar Bakanlığı) kafirlik maarifine ilca etmiş(çevirmiş), kadınlık mesturunu(örtünme) kaldırmış, zinayı ve içki içilmesini, kadınların yabancılarla dans yapmasını mübah kılmış, bu gibi fuhşiyata mahsus mesela dans salonu, tiyatro, sinema, bar ve umumhane gibi geniş binalar inşa etmişler, Allah (celle celaluhu) ve Resulünün (sallallahu aleyhi ve sellem) dini olan dinimizle istihza(alay) etmekte bulunmuşlar, onların namına olarak ahkamı Islamiyeyi tahkir ve Islamiyetin esaslarını değiştirmişler, erkanı(ileri gelenleri) sarsmışlar, dine karşı ve bu din erbabına karşı ilan-ı harp eylemişler. Allahü Taala din ve Şeriatın intikamını almaya başlamıştır. Himmetinizden muavenet talebinde bulunuyorum, bütün aşiretlerinize bildiriniz.”

DİN LİDERİDİR

Evet, Şeyh Said dünyaya yukarıda aktardığımız görüşler üzerinden bakan bir din lideridir. Şahsının öncülüğünde gerçekleşen isyanlar sonrasında onlarca köy, yüzlerce ev zarar görmüş ve binlerce insan yaşamını kaybetmiştir. Elbette bu isyan sırasında yaşanan acılar olmuştur ve bu acıları kabullenmek mümkün değildir fakat HDP, Şeyh Said’i hangi saiklerle neden andığını bizlerle paylaşmalıdır. Örneğin kendilerinin istediği dünya Şeyh Said’in düşlediği gibi midir? Cumhuriyet’in ilk yıllarında gerçekleştirilen yeniliklere tıpkı onlarda Şeyh Said gibi mi bakmaktadır? Özet olarak Şeyh Said’in yukarı da aktardığımız görüşlerine onlarda katılmakta mıdırlar? Yok böyle değilse, sırf bölge halkında bir karşılığı var ve idam gerekçesi sebebiyle böylesine politize olmuş bir kimlik “siyasi beklentiler” karşılığında “anmalara konu olabilir mi? Daha geçen hafta bağnaz ve şiddet yanlısı “dinci” bir örgütün düzenlediği katliamda onlarca üyesini kaybeden HDP, bu sorulara açıkla cevap vermelidir. Zira şiddeti meşru gören “dinci” bir örgüte karşı yüksek sesle cevap verebilmek için önce boşlukta kalan soruların cevaplandırılması gerekir. İlkeli siyasetin ve samimiyetin zorunlu bir testidir de bu.

Aydın Tonga

Odatv.com

http://odatv.com/ha-isid-ha-seyh-said-2310151200.html

About Çetin Bayramoğlu

Şairim , insanım.
Bu yazı YAKIN TARİH içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.