Gök Türkçenin Kuralları

 

Bu eski Türk yazısı 39 damgadan oluşur. Beşi sesli, sekizi katışık, yirmialtısı da sessizdir. Sesli damgaların az, sessizlerin çok olmasının sebebi şudur: Bu abecede genellikle sessiz harfler seslileri okutmaktadır. Örneğin; “a” ve “e” sesleri için bir tek damga vardır. Bunun ne zaman “a” ne zaman “e”‘ okunacağını kendisinden önce veya sonra gelen sessiz damga belirlemektedir. Sessiz harflerin coğu için ikişer damga vardır. Örneğin; “b” için iki damga olup biri kalın, diğeri incedir. Yukarıdaki sesli damga kalın “b” den sonra gelirse “ba” ince “b” den sonra gelirse “be” okunmaktadır. Sesli damgalardan biri “a, e”, biri “ı, i”, biri “o, u”, biri “ö, ü”, biri de e ile i arasındaki kapalı “e” dir. Fakat bu sonuncu damga sonradan bırakılmış ve onun yerine “i” kullanılmıştır. Katışık damgalar ise şu sesleri vermektedir:

1. nç;
2. ld, lt;
3. nd, nt;
4. ok, uk, ko, ku;
5. ök, ük, kö, kü;
6. ny, yn;
7. iç;
8. ık, kı.

Sessiz damgalardan ç, z, m, ş, p harflerinin birer; b, t, s, d, r, k, g, l, n, y harflerinin kalın ve ince olmak üzere ikişer biçimi vardır. Bir de genizcil n (ñ) dediğimiz harf vardır ki bu damga aşağı yukarı “ng” sesini verir. Bundan dolayı bunu katışık harfler arasında saymak da mümkündür. Bugünkü Türkçede kullanılan c, j, f, v, h damgaları ise eski Türkçede yoktur. Sözcükleri birbirinden ayırmak için iki nokta (:) kullanılır. Bazen iki veya üç sözcük bitişik yazıldıktan sonra bu iki nokta konur. Gerekli olmayan yerlerde bazı sesli harfler kullanılmaz. Örneğin; t, z, r damgalarının kalınlarının adı at, az, ar ve incelerinin et, ez, er, olduğu için seslem başlarındaki “a” ve “e” harfleri yazılmaz. “at” yazmak için kalın bir “t”, ve “er” yazmak için ince bir “r” yeterlidir.

Orhun veya Gök Türk yazısı sağdan sola yazılır. Fakat genellikle yazıtlar dikildiği zaman sağ taraf yukarıya, sol taraf ise aşağıya getirilir. Meselâ “Türk Edebiyat Tarihi” kelimelerini iki satır halinde yazmak gerekse şöyle yazılır:

: ıtayibede : krüT
: ihirat

Böyle yazıldığı zaman birinci satırdan sonraki satırların sağa ve sola yazılması kesin değildir. Bazen sağa, bazen sola yazılır. Küçük mezar yazıtlarında ise hiçbir kural görünmüyor. Bazen karmakarışık yazıldığı da vardır.

Bugünkü Türkçenin anası olan Gök Türkçede, bugünkü Türkçede olmayan bir takım özellikler vardır. Bu özellikler, hem sözcüklere, hem eklere iyedir. Gök Türkçe yazıları iyi anlamak için bunları bilmeye gerek vardır. Bu özelliklerin belli başlıları şunlardır:

1. Gök Türkçede “g” ile sözcük başlamaz. Bugünkü Türkçede kelime başlarındaki “g”ler Gök Türkçede “k”dir. Bugünkü “görür” ve “geldi” yerine Gök Türkçede “körür” ve “kelti” denir.

2. Sözcük başında “d” harfi de bulunmaz. “Dört”, “düz”, “doğu”, sözcükleri Gök Türkçede “tört”, “tüz”, “toğu” dur.

3. Bugünkü Türkçede içinde “o, ö, u, ü” olan seslemden sonra “”ı, i” olan seslem gelmez. Oyysa Gök Türkçede gelebilir. Bugünkü Türkçedeki “kişi oğlu”, “öldü” kelimeleri yerine Gök Türkçe?de “kişi oğlı”, “ölti” denir.

4. Gök Türkçede tamlamaları oluşturan iki adın sonunda genellikle ek yoktur. “Türk budun”, “Türk kağan” bugünkü Türkçeye göre “Türk milleti”, “Türk kağanı” demektir.

5. Gök Türkçede “v” sesi olmadığı için bugünkü Türkçenin “v”li sözcükleri hep “b”lidir. “Eb”, “bar”, “barur” sözcükleri “ev”, “var”, “varır” sözcüklerinin karşılığıdır.

6. Bugünkü “olmak” eylemi Gök Türkçede “bolmak”tır. “Boltı” veya “boldı”, şimdiki “oldu”ya karşılıktır.

7. Sayı sayma yöntemi biraz aykırıdır: “On” dan sonra “on bir”, “on iki” diye sayılmaz. Ya “on artukı bir”, “on artukı iki” demek, ya da “bir yigirmi”, “iki yigirmi” demek gerekir “Yigirmi” (demeli “yirmi”) “ikinci on” olduğu için “bir yirmi” demek “ikinci ondan bir” demektir. Bunun gibi, örneğin “36” demek için ya “otuz artukı altı”, ya da “altı kırk” demek gerekir.

8. Bugünkü “li, lı, lü, lu” ekleri yerine “lig, lıg” ekleri vardır. “dizlig”, “kağanlıg” kelimeleri “dizli”, “kağanlı” demektir.

9. Belirtme durum eki “g, ig, ıg” ekleridir. Kişig, ordug, işig, budung kelimeleri “kişiyi, orduyu, işi, budunu” demektir.

10. Yönelme durum eki “ke, ka” dır. “Kağanka” bugünkü Türkçeye göre “kağana” demektir.

11. Gök Türkçede ayrılma durumu yoktur. Onun yerine bulunma durumu kullanılır. Örneğin “anda kisre” “ondan sonra” demektir.

12. Bazı ek yapıları biraz farklıdır: “Süre”, “aşa”, “yeyü”, “ölü” sözcükleri bugünkü Türkçeye göre “sürerek”, “aşarak”, “yiyerek”, “ölerek” demektir. “Kodıp”, “koyup” demektir. “Kelipen”, “olurıpan” ise yine “gelip”, “oturup”, demek olup bugünkü Türkçede kullanılmayan bir biçimdir.

13. Gök Türkçede bugünkü gibi özne yoktur. Ancak buna karşılık başka bir biçim vardır ki sonraları kullanılmamıştır. “Veren” ve “varan” öznelerinin Gök Türkçedeki karşılığı “berigme” ve “barıgma” dır.

14. Bugünkü Türkçede bazı “y”ler, Gök Türkçede “d”dir. Örneğin; “adak”, “bod”, “kodıp”, “udımadım” sözcükleri “ayak”, “boy” (kabile), “koyup”, “uyumadım” demektir.
Kaynak: Türk Edebiyatı Tarihi, Hüseyin Nihal ATSIZ

About Çetin Bayramoğlu

Şairim , insanım.
Bu yazı TÜRKÇEMİZ - DİL içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.