GÖZLE İLGİLİ DEYİMLERİMİZ

Göz göze gelmek: İki kişinin bakışlarının karşılaşması.
Göze almak: Gelecek bütün dokuncaları önceden benimsemek.
Göze batmak: Aşırı görünür olmak.
Göze çarpmak: Dikkat çekmek.
Göze gelmek: Nazar değmiş olmak.
Göze girmek: Davranış ve yeteneklerle ilgi ve önem kazanmak.
Gözden çıkarmak: Değerli bir varlığın elden çıkarılmasını benimsemek.
Gözden geçirmek: İncelemek.
Gözden gönülden çıkarmak: Önem vermemek, ilgisini kesmek.
Gözden düşmek: Değerini yitirmek.
Gözden kaçırmak: Dalgınlıkla görememek.
Gözden kaçmak: Görülmemek, ayırdına varılmamak.
Gözünden sürmeyi çalmak: Çalma konusunda çok iyi olmak.
Gözden ırak tutmak: Görmeyi istememek.
Gözden uzak tutmak: Önem vermemek.
Gözden uzaklaşmak: Ayrılıp başka yere gitmek.
Dört gözle beklemek: Çok isteyerek ve özleyerek beklemek.
Eğri gözle bakmak: Kötü düşünceyle bakmak.
Gözle yemek: Bir nesneye çok istekli bakkmak, göz değdirmek.
Yan gözle bakmak: Belli etmeden göz ucuyla bakmak.
Gözler önüne sermek: Açıklamak, sergilemek, göstermek, tanıtmak.
Açlıktan gözü kararmak: Çok acıkmak.
Gözü takılmak: Bir nesneden gözlerini alamamak.
Gözleri bayılmak: Uyku, istek gibi bir nenin belli olması.
Gözleri buğulanmak: Gözleri yaşarmak.
Gözleri bulutlanmak: Gözleri yaşarmak.
Gözleri çakmak çakmak olmak: Ateşten ya da öfkeden gözleri kızarmak.
Gözleri çukura kaçmak: Aşırı yorgunluktan göz çevresi kararmak.
Gözleri dolmak: Ağlayacak duruma gelmek.
Gözleri fıldır fıldır olmak: Şeytanca ve çapkınca bakmak.
Gözleri kan çanağına dönmek: Uykusuzluktan gözleri kızarmak.
Gözleri kapanmak: Uyumak.

About Çetin Bayramoğlu

Şairim , insanım.
Bu yazı TÜRKÇEMİZ - DİL içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.