ORHAN BORAN ve YUKİ

1959 Nisan’ı İstanbul Radyosu dinleyicileri gönüllere tam 16 yıl taht kuracak bir kahramanla tanıştı: Yuki. 60’ların başında bir klasik haline geldi. Her çarşamba saat 18:30’da herkes onu beklerdi.
Orhan Boran, Yuki’nin hikayesini şöyle anlatır: “Nesli tükenen bir hayvan türünün tek canlı kalanı Yuki bir gemiye saklanmış, çeşitli serüvenlerden sonra gelip beni bulmuş ve evime yerleşmişti. Bol kahkaha atan, ara sıra şımarık şımarık ağlayan, şakanın sırası geldi mi lafını esirgemeyen ve mahallenin çocuklarına önderlik eden bir haşarı, her kusurunu affettirecek kadar sevimli bir yaramazdı.”
Orhan Boran ve Yuki giderek bir halk kahramanı haline gelmişti. Tabii ki Yuki’nin bu kadar sevilip, yıldızlaşacağını Boran bile bilmiyordu. Artık Yuki o dönem reklamlarının da yıldızıydı ve herkesin dilindeydi.
Bu hayali kahraman her çocuğun aklında hemen hemen aynıydı. Çünkü tarifi belliydi: “Orta ve Güney Afrika’nın ormanlarında yaşayan, nesli tükenmiş bir aileden, tavşan kulaklı, sincap kuyruklu, kazma dişli, kara gözlü zeki bir yaratıktı.”
Bu güldürü sayesinde çocuklar bir şekilde eğitiliyordu. Yuki, Orhan Boran’a sürekli şakalar yapar bazı zamanlar aşırıya kaçtığı için Boran tarafından bir tokat atılırdı. İnce ve tiz bir sesle ağlardı. Ara ara şarkılar söyler tokadın acısını unuturdu. Yuki’nin mahalle arkadaşları ise: Şişko Nuri, Tombik Can, Salça Stelyo, Hatçanım Teyze, Aferin Necdet’idi.
Boran, Yuki’yi bir şakadan ibaret gördüğünü şöyle anlatır: “Yuki dizisi, 1959 sonlarında bambaşka müzik ve sohbet programına renk katsın diye denediğimiz bir şakadan ibaretti. Bu şakanın böylesine çok tutacağını, harika bir buluş diye nitelendirileceği doğrusu aklımın ucundan bile geçmezdi! Şanslı bir şakaymış Yuki! Bu hayal ürünü yaratık, acayip sesiyle bir tip olup kişilik kazandı, ün sahibi oldu, kazancına beni de ortak etti…
Yuki benim için bir şaka olmak öte anlam taşımadı. Alt tarafı yazdığım bir skeçten ibaretti… Skeçte çeşitli kahramanların isimleri geçiyor, fakat sadece iki ses duyuluyordu: Yuki ve ben… İki sesin de bana ait olduğu sanırım baştan beri biliniyordu…”

About Çetin Bayramoğlu

Şairim , insanım.
Bu yazı HAYATIN İÇİNDEN, Uncategorized içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.